İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bu haber niye gazetelerde yok?

Mehmet Altan

Her defasında “Türkiye’nin en vahim olayı bile yirmi üç gün içinde unuttuğunu” söyleyen eski siyasetçiyi anımsıyorum…

23 Eylül günü bütün büyük gazetelerin ilk sayfasında “Ermeni Konferansını” iptal eden İstanbul 4. İdari Mahkemesi’nin kararı vardı. “Yürütmeyi durdurma kararına”, mahkemenin üç üyesinden biri olan Fethi Sayın “mahkemenin böyle bir davaya bakmaya yetkili olmadığını” belirterek muhalif kalmıştı.

Karar Mahkeme Başkanı Sadettin Yaman ve hakim Hamit Ali Kandil tarafından alınmıştı. Bir üniversitenin düzenlediği konferansı iptal eden ve düzenleyenlere toplantıyla ilgili garip sorular soran bir idari mahkeme kararına ilk kez rastlanmaktaydı. Bu büyük şaşkınlık ve tepki uyandırdı.

Ben olayın hemen ertesinde yazdığım “O iki üye kim?” başlıklı yazıyı şöyle bitiriyordum:

“Yargı sistemimiz, Türkiye’nin en temel sorunlarından biri… Zaten o nedenle uluslararası yargıda en çok mahkum olan biziz…

Gerçek bir adaletin tecellisi için yapılacak iş ‘hukuksal bir özeleştiri’ sürecini başlatmak…

Bunun ilk başı da, bilimsel bir konferansı ertelemekte beis görmeyen mahkemenin iki üyesinin üzerine projektör yakarak hukuksal icraatlarını gündeme getirmekten geçiyor… Bakalım ne çıkacak?”

* * *

Cuma günü, üç hafta evvel sorduğum sorunun cevabını büyük gazetelerden sadece birinin diplerinde buldum. 23. sayfadaki haber “Ermeni Konferansı’nı durdurma kararının kalktığını” söylüyordu… Bir tek Radikal gazetesi habere çok geniş bir yer ayırmıştı…

Diğer gazetelerde ise haber hiç yoktu… Halbuki, Boğaziçi ve Sabancı Üniversitesi’nin itirazı üzerine İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin “iptal” kararını görüşen Bölge İdare Mahkemesi kararı 26 Eylül’de iptal etmişti. İptal kararı, itiraz eden üniversitelere ise daha yeni tebliğ edilmişti.

* * *

Bölge İdare Mahkemesi kararında İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin iki üyesinin “yetkisini” aştığını vurguluyor. İdari Mahkeme’nin “yetki sınırı”, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda belirtilmiş. Bölge İdare Mahkemesi “İptal kararını kaldıran” gerekçesine şöyle devam ediyor:

“İdarenin yargı yerinde dava açabilmesi için ortada tesis edilmiş bir işlemin mevcut olması, bu işlemin ‘idari’ nitelikte bulunması ve idari yargı yetkisinin sınırları içinde kalmasının gerekli olduğu açıktır. Dosyanın incelenmesinden, davalı idareler tarafından idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlemin tesis edilmediği anlaşılmıştır. Ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte idari bir işlemin bulunmaması karşısında, yasanın 27. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulması talebi hakkında karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.”

Henüz üyesi olduğu mahkemenin “yetki sınırını” bilemeyen ya da bunu bilmezden gelerek yetkilerini aşanların bulunduğu bir yargı sistemini nasıl düzeltebiliriz?

Göz göre göre, Türk hukuk sisteminde görülmemiş bir skandala imza atan hukukçular için yaptırım var mıdır? Yaptırım yoksa bu garip uygulamalar nasıl düzelir…

* * *

Olmadık kararlara imza atanlar için Türk hukuk sisteminde bir yaptırım olmadığını biliyorum…

İstanbul 5. Asliye Hukuk Hakimi Nesrin Merih Güner, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi üyeleri Ülkü Aydın, Şerife Öztürk ve Mehmet Uyumaz muhalif üyelerin karşı görüşlerine rağmen “vatan haini” suçlamasının hakaret olmadığına bir şekilde karar vermişti. Ne oldu? Hiç…

* * *

Hukuk mantığına ve ruhuna aykırı hareket eden, hukuk yerine farklı “kriterler” uygulayanlara karşı tek yaptırım, kamuoyunun hukuksal denetimi… Yargı içindeki alınan kararlara gösterilecek ilgi…

Türkiye’yi az kalsın ayağından vuran “konferansı iptal” kararının, mahkemenin sınırlarını “bilmeyen” iki üye tarafından alındığı yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararı sadece tüm gazetelerde değil, birinci sayfalarda da yer bulmalıydı…

Bulmayınca, bunu oraya koymayanlar da dahil herkesin “hukuk mantığı” dışındaki kararlara bir gün kurban gitmesi mümkün çünkü…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: