İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hrant´ın kardeşliği

Hüsnü Öndül

İfade özgürlüğü neden ana özgürlüktür, anlaşılıyor. Hukuksal analiz elbette yapılacak. Ama işin esası, Hrant’ın anlayışında gizli. Anlayışını da, sözleriyle ifade etti. Bundan ötesi, cezalar, infazlar, ertelemeler, hukuksal süreçlerin yurt içinde olanı da, olacakları da, ulusalüstü yargısal süreçler de, Hrant’ı ilgilendirmiyor.

Hrant, bu meselenin esasını anlattı herkese. Aşağı yukarı şöyle dedi: ‘Karar kesinleşirse, bu memleketi terk ederim.’ Neden böyle düşündüğünü de açıkladı. İşin esası dediğim bu işte: ‘Ben kardeş bir halkı aşağılamış, hakaret etmişsem, bundan sonra nasıl bakarım o halkın yüzüne. Terk ederim bu memleketi.’

Hrant’ın kardeşliğini depremler yıkamıyor. Öyle sağlam ve öyle ilkeli. Bu kadar ar duygusu gelişmiş bir adam gördünüz mü? Bu ne büyük bir saygıdır kendisine ve içinde yaşadığı topluma.

Sevgi budur işte.

Sevgi bundan daha güzel anlatılamaz.

Sevginin karşılığını verecek olanlar bu toplumdur.

Özgürlük alanlarını genişletmek için, kardeşlik bağlarını daha sağlamlaştırmak için toplumun her üyesinin yapacakları olmalı. Öyle olmadığı halde, ‘Ben sizi üzdüysem özür dilerim’ diyebilen insanları çıkarabiliyorsa bu toplum, Kürt sorununu da, Ermeni sorununu da çözer.

Duygu dünyasında olanlara hukukun diyecekleri yok mudur?
Sosyal düzen kurallarının karşılık veremeyecekleri durumlar olabilir. Bir sorunun hukuksal boyutları ile analizi, tarihin o diliminde, o ülkede ya da bölgede, o tarihteki hukuk anlayışı ya da o davanın yargıçlarının hukuk anlayışı ile yapılır. Bunlar sınırlı doğrulardır ve sınırlı etkiler taşır. Nehrin öteki yakasında hukuksal durumlar, doğrular ve sonuçlar farklı olabilir.

Öyleyse bundan sonrası için şöyle düşünebiliriz:

Aslolan kahvedir.

İçilen kahvelerdir.

Hrant gibi bir komşun varsa, gözün arkada kalmaz.

Baksana, ikram ettiğin kahveyi hep hatırlıyor.

Sohbetlerinizi…

Dostluğunuzu…

Yapman gereken şey, Hrant’ın kardeşliğine aynen onun gibi cevap vermendir.

‘Başın öne eğilmesin’ demendir.

Saygıyla ayağa kalkmandır.

Yıldırım Türker’in sözleriyle, Hrant’ın koluna girip, ‘Hiçbir yere gitmiyoruz’ demendir.

Ya da:

Bırakmam seni.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: