İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Rehn’in Ohannes’i ziyaretinin manası açık: ‘Ben de Türkler katildir.’ diyorum

Arslan Tekin

AB Komiseri Olli Rehn, 3 Ekimden hemen sonra Türkiye’ye gelmesi bir mana ifade ettiği gibi, Ohannis Pemuk’u ziyarti de bir mana ifade ediyor.

Rehn’in, Ohennes’in, “Bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt” öldürüldü sözünün nereye kadar gidebileceğini bilmemesi mümkün değildir. Çok insan Ohennes’in bu sözüne öfkelenmiştir. Rehn, Türkiye’de bu kadar insanın neden öfkelendiğini hiç düşündü mü?

Söz söyleme hürriyetini kullanan Ohannes doğru da, öfkelenme hürriyetini kullanan milyonlar yanlış mı?

Rehn şu sorunu cevabını verebiliyor mu? Ohnnes’in ilgilendiği, sahasına giren bir mesele olmadığı hâlde, Türkiye’deki bir gazeteciye de değil, tâ İsviçre’deki bir gazeteciye Türkleri neden katil gösteren sözler söylemiştir?

Rehn, çok iyi bilir ki, Ohannes’in sözlerinin söz söyleme hürriyetiyle alâkası yoktur. Ohennes Batının tavrını bildiği için, kendisini göstermek istemiştir. Hedefi vardır… Dünyada çok tanınmak, çok satmak ve Nobel Edebiyat Ödülüne aday olmak… (Dünkü gfazetelerde Nobel alabileceği üzerinde haberler vardı.)

“Türkler âdildir, insancıldır.” diyen hiç kimse Batıda pohpohlanmamıştır… Avrupa’da ve başka ülkelerde tanınanların istisnasız hepsi Türk milletiyle problemlidir. N. Hikmet, Aziz Nesin, Yaşar Kemal… Hangi Türk milletini sevdiğini göstererek başka ülkelerde pohpohlanmıştır?

Rehn Ohnneis’e o kadar samimiyet göstermiştir ki, 1,5 saat evinde kalmış, sonra balık yemeye Boğaz’a gitmiştir.

Rehn de, Ohennis gibi Türk milletine hakaret etmiştir. AB’nin kapısının bize nasıl aralandığının en tipik örneğidir Rehn’in dvranışı…

Rehn gözdağı vermiştir: “Orhan Pamuk adamımızdır. Kılına dokunanı yakarız. Sizin mahkemeleriniz bizim adamımıza işlemez. AB’ye girmek istıyorsanız, Ermenileri kestiğinizi, PKK’nın taleplerini kabul edeceksiniz.”

Tevil götürmez hakikat budur.

* * *

Rehn gibi fazla ses vermedi ama bir isim daha Rehn’le aynı günlerde Türkiye’de idi… AB Parlamentosu İnsan Hakları Heyeti Başkanı Fransız Parlamenter Helene Flautre… Bu hanım Van’a gitmiş. Rehn nasıl oldu da Diyarbakır’a gitmedi, diye düşünüp duruyordum… Aynı zamanda Güneydoğuda İki AB’ci fazla olur, fazla dikkat çeker diye düşünmüş olsa gerek. Helene Flautre Van’a giderken uçağa binmeden bir cevher yumurtlamış: “Kürtçe, para verilerek kurslarda öğrenilmemeli, devlet okullarında öğretilmeli” demiş. Bir gazeteci tam yerinde sormuş: “Bu konuda provoke ettiğinizi düşünüyor musunuz?”

Sözünün ne manaya geleceğini fark eden Fransız parlamenter bir adım gerilemiş:

“Benim bu konuda Türkiye’ye talimat vermem veya farklı bir anlama gelecek tavır takınmam söz konusu değil, ne haddime! Ben çıkarılan mevzuat ile uygulama arasındaki farklılık giderilebilir türünden olayı değerlendirdim.”

Kürtçenin devlet eliyle okutulmasının manası çok açık: İki millet var. İki millet varsa gereğini yerine getirin. AB’liler ekleyecek sonra: “Federasyon mu denir, iki ayrı devlet mi? Eh artık bunun kararını da size bırakalım…”

AB’nin Türkiye için ne olduğunu anlayın

(Kısaltıldı)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: