İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dink kararı biz Türkler için utanç vericidir…

Ali Bayramoğlu

Milliyetçiliğin etnik tipi, kör kütük biçimi, verdiği şablonlarla, değişmez bin yıllık garip “doğrular”la düşünceyi ve insan aklını dumura uğratan tarzı zaman zaman aptallığın sınırlarını fersah fersah aşar.

Kötülük ve aptallık elele verince tehlike başlar. Tüm çevreyi tehdit eder. Ama asıl vahimi insanın, insan olmanın özüne yönelmesidir. O zaman tehlikeyi üreteni de tehlikeye maruz kalanı da kuşatan korku ve içgüdü olur…

Hrant Dink’i mahkum ettiler…

Düşüncesini ifade ettiği için, bu düşünceyi Türklüğe hakaret olarak saydıkları için mahkum ettiler. Türkiyeli bir Ermeni’yi Türklüğe hareket eden adam ilan ederek bu diyarı terk etmeye ittiler. Yetmedi mahkeme kapısında kendisine hukukçu diyen bir takım adamlar Hrant’ı ülkeye terk etmeye çağırdılar…

Düşünceye kesilen ceza, getirilen yasak o düşünce karşısındaki yenilgiyi ifade eder… Yenilgi aczi tanımlar. Acz ise aptallığın başlangıç noktasıdır…

Hrant Dink’in mahkum edilen yazısı dünyadaki Ermenilere Türk düşmanlığından uzaklaşmalarını, kimliklerini düşmanlık üzerine değil sıhhat üzerine kurmalarını salık veren bir yazıydı. Mahkemeye sunulan bilirkişi raporları bu gerçeği açıkça vurguluyordu üstelik. Bu raporlardan birisi şöyle diyordu örneğin: “Yayında geçen ‘Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur’ ifadeleri incelendiğinde ise ortaya çıkan sonuç, sanığın Ermeni kimliğinde bir ruhsal sorun olarak ifade ettiği Türk olgusunu, yani 1915’te yaşananları Ermeni kimliğinin hayati bir unsuru olarak benimseyip, tüm çabaların ve birlikteliğin bu olgu üzerine kurulmasını, 1915 olaylarını soykırım olarak dünyaya kabul ettirme çabası ve inadından kurtulmak gerektiğini söylemektedir. Sanık daha önceki yazılarında da bu anlayış ve çabayı Ermeni kimliğini kemiren bir husus, ruhsal bozukluk ve zaman kaybı olarak nitelendirmektedir. Zehirli kan olarak ifade edilen husus, Türklük ya da Türkler değil, Ermeni kimliğinde yer alan, sanığın ifadesiyle, hatalı anlayıştır…”

Ne gam!

Metaforlar bile, yazıda geçen kan, Türk, Ermeni mecazları korkuyu bile harekete geçirmeye, öfke ve duyguyu sulamaya yetip artıyor…

Ve akrep kendisini sokuyor…

Bir süre önce yapılan Ermeni Sempozyumu’nda söylenen sözler arasında beni en çok etkileyen, en gerçekçi, en çarpıcı ve en akıllı bulduklarım Hrant Dink’in ağzından çıkmıştı.

Şöyle demişti Hrant:

“Bugün Ermeni kimliği kendisini Türk fikrine, Türk düşmanlığına endekslemiş ve bu yüzden hastalanmış durumdadır. Bu hastalık onu içten içe kemiriyor. İyileşebilmesi için önce Türkiye’nin demokratikleşmesi gerekiyor. Ermeniler ve Türkler bugün de et ve tırnak gibiler… Birinin sağlığı diğerinin sağlığına bağlı…”

Hrant Dink bu görüşlerini farklı bir biçimde, Ermenilere yönelik bir mecazla ifade ettiği için mahkum oldu.

“Zehirli kan düşmanlığı besleyen Türk imajıdır. Temiz kan ise Ermeni ve Türk arasındaki yeni, insani, demokrasi temelli bağlardır…” dediği için mahkum oldu.

Sokaklarda, evlerde, sohbetlerde, onu mahkum eden zihniyet güvensizlik ve korkudan güç üretmeye çalışan, nemalanan köhne bir zihniyettir.

Mahkum edilen ise ışık, akıl, zeka, iyi niyet, dostluktur…

Bu karar biz Türkler için utanç vericidir… Ermeniler için de öyle olmalıdır…

Ne acı… 159’lar gidiyor, 301’ler geliyor. Ama zihniyet treni aynı yerde duruyor…

Yıldırım Türker’in şu cümleleri size bir şey anlatıyor ya da hatırlatıyor mu?

‘Reddettiğimiz kardeşimiz Hrant’ı tanırsak; onu turistik broşürümüzdeki hediyelik mozaikte bir renk olarak değil, bu toprağın acılı ve zengin serüveninden gelen, yani aynı bizim gibi yana söne varolmaya çalışan bir insan olarak görebilirsek insan olma yolunda önemli bir adım atmış olacağız. İnsan, kardeşinden bellidir…”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: