İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Taner Akçam´ın yanıtı (1)

Haluk Şahin

İstanbul’daki ‘Ermeni konferansı’nda söylediklerini iki yazıda eleştirdiğim Taner Akçam’ın gönderdiği yanıtı çok uzun olduğu için biraz kısaltarak ve kişisel saldırılardan arındırarak yayımlıyorum:

“Haluk Şahin ve benzeri durumda olan insanların bir şeyi çok iyi kavramaları gerek diye düşünürüm: Nasıl ki toplantı sırasında da bazı akademisyenler 1915’te yaşananların soykırım sayılamayacağına inandıklarını dile getirdilerse ve bu onların son derece doğal hakları ise, 1915’i tanımlarken benim gibi bazı akademisyenlerin de soykırım tanımını kullanmaları da o kadar doğal sayılmalıdır. Nitekim belki farkedilmedi ama toplantıda, konuşmam sırasında soykırım kelimesini ağzıma bile almadım. Sırf, sorunun bu kelimenin kullanılıp-kullanılmamasında yattığını düşünenlere meselenin böyle olmadığını gösterebilmek için.

İkincisi, Haluk Şahin’in ana eleştirisi benim ‘mantık kandırmacası’ yaptığım ve insanları kandırdığım idi. Aynen şöyle diyor Haluk Şahin: ‘Akçam, Ermeni soykırımı yapmakla suçlanan İttihatçıların kendi aralarındaki yazışmalarda ‘Bu Ermeni meselesine bir çözüm bulmalıyız’;

‘Bu konuda kesin bir şeyler yapmalıyız’ gibi şeyler yazdıklarını ve bir ‘nihai çözüm’ arayışı içinde olduklarını bu kelimeleri de kullanarak söyledi. ‘Nihai çözüm’ün İngilizce çevirisinin ‘the final solution’ olduğunu ve bu kelimelerin Hitler’in Yahudileri yok etme politikasını açıklamak için kullanıldığını herkes biliyor. Gerçekten, Nazilerin 1942 yılında yaptıkları bir toplantıda bu terimin Hitler tarafından onaylandığının ifade edildiği biliniyor. Yani, Akçam dolaylı olarak diyordu ki, Naziler de ‘nihai çözümden’ söz ediyorlardı, İttihatçılar da. Demek ki ikisi de aynı şeyi yaptılar: Soykırım! İşte size kanıt!

Azıcık tarih metodoloji okumuş olanlar bilirler. Bu mantık kandırmacası tarih biliminin en büyük ayıplarından biri sayılır.’

Önce söz konusu metni olduğu gibi aktarmakta fayda var. Metin Talat Paşa tarafından 13 Mayıs 1331 (26 Mayıs 1915) tarihinde Başbakanlık makamına gönderilen bir yazıdır ve Ermeni meselesinin ‘tamamiyle ortadan kaldırılması’ için alınması gereken tebdirlere ilişkindir. Mektupta aynen şu ifadeler yer almaktadır: ‘Devlet-i Aliyye’nin fihrist-i mesâil-i hayatiyyesi arasında mühim bir fasıl iştigâl olan bu gailenin esâslı bir suretde hal ve faslı ile külliyen izâlesi esbâbının tehiyye ve ihzârı tasavvur ve mülâhaza edilmekde iken…’

Son derece önemli bir belge olmasına ve ‘Türk Resmi’ tezini işleyen hemen hemen her kitapta atıfta bulunulmasına rağmen, orijinal metin hiçbir yerde tam olarak yayımlanmamıştır (sadece bir yerde geniş Türkçeleştirilmiş özet mevcuttur). Belge oldukça uzundur. Talat Paşa, özetle ‘biz Ermeni meselesi olarak bilinen ve ülkemizi dış müdahaleye açık hale sokan ve bölünmenin eşiğine getiren sorunu esaslı bir surette hal ederek tümüyle ortadan kaldırmayı düşündüğümüz bir sırada savaş çıktı bazı geçici tebbirler aldık, şimdi artık meseleyi yeniden ele almakta fayda vardır’, anlamına gelecek sözler söylemektedir.

Türkiye’de yaygın kanı, Ermeni tehcirinin, savaş nedeniyle gündeme getirilmiş bir uygulama olduğudur. Bu anlayışa göre, savaş sırasında Ermenilerin Ruslarla işbirliği yapmasından korkan Osmanlı yönetimi tehcire karar vermiştir. Ben bunun son derece yanlış olduğunu söylüyorum. Eylemi yapanların, asla ve asla tehciri zorunlu bir savaş tedbiri olarak düşünmediklerini, aksine daha köklü bir sorunu, ‘Şark sorunu’ olarak bilinen sorunu çözmek amacıyla, uzun süre üzerinde düşündükten sonra gündeme getirdiklerini iddia ediyorum. Bunu zaten ben söylemiyorum. İttihatçıların kendileri söylüyorlar, ‘esaslı bir suretde hal ve faslı ile külliyen izalesi’ ifadesi de, konuşmamda kullandığım Ermeni meselesi, ‘Merkezi Umumiyece ariz ü amik (etraflıca) düşünülerek karar verilmiş bir mesele(dir ve) bu teşebbüsün [tehcirin] Şark meselesini halledeceği’ ifadeleri de de tamamiyle onlara aittir. Ne elimdeki yazılı metinde ne de konuşmamda, Ermeni meselesinin ‘esaslı bir suretde hal ve faslı ile külliyen izalesi’ ifadesini soykırıma ispat olarak kullandım. Elimdeki metinde, bu ve benzeri belgeler, ‘Karar uzun müzakereler sonucunda alınmıştır’ başlığı altında işlenmiştir.

Yani, Talat Paşa’nın bu ifadelerini, Nazilerin ‘nihai çözüm’ü ile bağlantılandıran Haluk Şahin’in kendisidir. Ben değilim.”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: