İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Papaz mektebini hangi statüde açacaksınız?

Arslan Tekin

Isındırma hareketleri başladı. Birincisi Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik”ten geldi… “Milliyet” manşet atmış: “24 saatte Ruhban Okulunu açarım.”

Haberin girişi aynen şöyle:

“Milli Eğitim Hüseyin Çelik, AB ile uyum çalışmaları kapsamında Milliyet”in sorularını yanıtladı. ”Müzakere Çerçeve Belgesi”nin 4.maddesindeki ”azınlık hakları ve inanç özgürlüğü” ifadelerinden dolayı ruhban okulunun açılması gündeme gelir mi?” sorusuna Çelik şu yanıtı verdi:

“Fatih Sultan Mehmet, Ermeni Patriği Joachim”i davet edip patrikhaneyi kurduruyor. Azınlıkların statüsü, hakları Lozan”da belirlendi.

Okulu 24 saatte açarım. Bugüne kadar kapalı kalması doğru değil. Avrupa”da 5 bin cami, Rotterdam”da rektörü Türk olan üniversite var. 500 öğrenci İslam ilahiyatı okuyor. AB, bunu böyle istediği için değil, AB olmasaydı da yine böyle düşünürdüm. Ortodoks falan değilim Müslümanım. Dinimin emrettiği, kültürümün gerektirdiği budur. Başka din mensuplarının kendilerini ifade etme hakkı var. Hükümet ne yaptığını biliyor.” (6 Ekim 2005.)

***

Başından beri bu mektebin açılmasının bir zararı olmayacağını belirttim. Benim pozisyonunda da benden başka “Açılmalıdır.” diyen yok. Ama bunu azınlık imtiyazına dönüştürmemeliyiz de demiştim. Her yüksek okul nereye bağlıysa bu okul da oraya bağlıdır. Avrupa”daki İslâm Üniversitesi kendi başına mı kuruldu? Avrupa”da 5 bin cami var ama belki 5 milyon da Müslüman yaşıyor. Türkiye”de Hristiyanlarla kiliseleri orantılayın… Kaç Hristiyana kaç kilise düşüyor? Fatih Sultan Mehmed”le şu zamanı kıyaslayıp elmayla armudu toplamaya kalkmayın.

Bakanın söyledikleri mugalata. (Bu arada Bakanın “Mülüman” olduğunu da öğredik! “Ortodoks falan değilim Müslümanım.” diyen Millî Eğitim Bakanı “Yani Türk Edebiyatı” mütehassısıdır!)

Patrikhane, gücünü göstermek için Heybeliada Papaz mektebinin açılmasını ve sorgusuz sualsiz kendisine bağlı olmasını istiyor. Millî Eğitim Bakanı bunların hepsini çok iyi bilir, çok iyi de incelemiştir aslında.

Siz ne kadar Eyüp Kaymakamlığına bağlı deseniz de Fener Patriği fiilen “ekümenik”… Bunun önüne kim geçebildi? Kim kanunları işletebildi? Gittikçe bu sıfatını güçlendirecek… Ekümenikliğini güçlendirmenin bir halkası da Heybeliada papaz mektebini tamamen kendisine bağlı açmasıdır.

Papaz mektebi açılsın, ama bütün üniversiteler nasıl herkese açıksa, burası da herkese açık olsun. Bütün üniversitelerin üst çatısı nasıl YÖK”se bunun da üst çatışı YÖK olsun.

Hüseyin Çelik konuşmayı çok seviyor. Lâf değil fikir üretmelidir. Papaz mektebi hangi statüde açılacak?… Bunu da söylesin. “Açarım.” demekle açılmaz.

***

CHP”li Onur Öymen”in AB meselesindeki görüşlerini her zaman dikkate alırım. Tecrübeli bir diplomattır ve satır aralarını iyi okumaktadır. Önceki gün Meclisteki konuşmasını kısmen dinledim. Ama daha önce tespitlerini açıklamıştı. Avrupa Parlamentosunun ağırlığına işaret ediyor:

“17 Aralık metni riskli bir metindi. Bu çok daha riskli bir metin… Türkiye”ye özel statü verilmesini isteyenleri tatmin için özel statüye açık hale getirilmiş bir belge… ”müktesebat” tarif edilirken bağlayıcı olmayan tavsiye kararları bağlayıcı hale getiriliyor. Avrupa Parlamentosu kararları bağlayıcı olacak. Ermeni soykırımını kabul edin, ruhban okulunu açın, Patrik”in ekümenikliğini tanıyın, Kıbrıs”ı tanıyın, askerlerinizi çekin yolundaki tavsiyeler bağlayıcı hale geliyor. Bir iç belge kabul edilen geçen yılki Etki Raporu da bağlayıcı hale gelmiş… Fırat ve Dicle sularının uluslararası yönetime devri gibi tasarılar da kesinleşiyor…” (Melih Aşık, Milliyet, 5 Ekim 2005.)

***

Patrikhaneden başladık… Zaten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Ermenileri kestik.” mantığıyla düzenlenen sempozyuma, ilmî olmadığını bile bile destek vermesi de gösteriyordu ki, Taşnakçıların iddiaları da kabul görecek. Rum kesimi artık fiilen tanındı.

Daha durun bakalım başımıza hangi taşlar yağacak.

Türkler, Anadolu”da sığıntı olduklarını bilsinler ve kendilerini buna alıştırsınlar.

***

Bu satırları Kazakistan”da yazıyorum. Türkiye”den 3,5 misli büyük araziye sahip bir ülke… Bizim de ata yurdumuz. Bu arazinin belki üçte biri ancak kullanılabiliyor. Hem nüfus az (17 milyon), hem teknoloji yetersiz. Uçsuz bucaksız araziye baktıkça: “Yüce Rabbim bu toprakları bizim için mi boş bıraktı?” diyorum.

İrkilmedim değil!

Mektup gönderen okuyucularıma

Tek e-mali adresini kullanıyorum. Gazete de bir e-mail adresi açmış. Ama bunu kullanamıyorum. Lütfen e-postanızı Bu köşede “Türkçesi” başlığı altında gördüğünüz arslantekin53@yahoo.com adresine gönderiniz.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: