İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ERMENİLERİN AHISKA TOPRAKLARI ÜZERİNDEKİ ÜTOPYASI

Bilindiği gibi 1994 yılında Stalin tarafından sürgüne gönderilen ve bugün eski SSCB topraklarında dağınık olarak yaşayan Ahıska Türkleri, vatanları güney Gürcistan’daki Ahıska’ya dönmek istiyorlar.

MUĞLA
Kaynak : Global Yorum İnternet Dergisi

Editör : Kalpaklı, 3 Ekim 2005 Pazartesi, 19:04

Gürcistan hükümetinde, Abhazya ve Güney Osetya’dan sorumlu Bakan olarak görev yapan Goga Haındrava, yurtdışında yaşayan Ahıskalıların tarihi toprakları olan Gürcistan/Ahılkelek Bölgesine yerleşmeleri ile ilgili olarak, Ağustos 2005’te AB Temsilcileri ile görüşmelerde bulundu. Sözkonusu temaslar neticesinde AB Temsilcileri; Ahılkelek’in Virki ve Cevakhati bölgelerinde yaşayan Ermenilerin nüfusun % 80’e yakınını oluşturduğunu, Ahıskalıların bölgeye yerleşmelerine Gürcü yönetiminin olumlu baktığını belirtmesine karşın, bu yönde müspet bir girişimde bulunulmadığını, önümüzdeki günlerde bölgede iç çatışma çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti. Haındrava ayrıca, Ahılkelek’te bulunan RF Askeri Barış Gücü’nün Temmuz 2005 itibarıyla geri çekilmesi öncesinde, burada görev yapan barış gücünün 400’ünün Rus askeri, geri kalan 1400’ünün ise Ermenilerden oluşması nedeniyle, geri çekilme sonrasında bölgede bulunan zırhlı silahların dışındaki askeri silah ve teçhizatların Ermenilere bırakıldığını, ileride iç çatışma çıkması durumunda bunların kullanılma ihtimalinin yüksek olduğunu ve bu süreçte RF’nin büyük rol oynayacağını, gelecekte meydana gelebilecek olumsuz gelişmeleri önleyebilmek amacıyla Ahılkelek bölgesinde incelemelerde bulunacaklarını ve gelişmeleri yeniden değerlendireceklerini, ifade etti.

Bilindiği gibi 1994 yılında Stalin tarafından sürgüne gönderilen ve bugün eski SSCB topraklarında dağınık olarak yaşayan Ahıska Türkleri, vatanları güney Gürcistan’daki Ahıska’ya dönmek istiyorlar.

Ahıska Türklerinin sorunlarının kanunlara dayalı olarak çözümü, Gürcistan’ın 1999’da Avrupa Konseyi’ne kabul edilmesi için ileri sürülen zorunlu şartlardan biriydi. Belgeye göre, 12 yıl içinde mutlaka vatanlarına dönmeleri sağlanmalıydı. Gürcistan hükümeti Mart 1999’da hükümet bünyesinde ve Devlet Bakanı Başkanlığında bir Komisyon kurarak, Avrupa Konseyi’nin bu konudaki talebi doğrultusunda, Ahıska Türkleri’nin topraklarına geri dönüşlerini organize etme yönünde bir hazırlık başlattı. Ancak, Komisyonun ne tür bir çalışma içinde olduğu ve bu konudaki takvimlerinin ne olduğu yönünde herhangi bir açıklamada bulunulmadı. Gürcistan Parlamentosu’nun ilgili komiteleri, Ahıska Türklerinin haklarının iadesini düzenleyen kanun tasarısı üzerinde çalışmaya başladılar.

Ahıska Türklerinin Gürcistan’a dönmeleriyle ilgili hukuki ve sosyal sorunların çözümünü öngören devlet programı, daha 1996 yılında Gürcistan Cumhurbaşkanı’nca onaylanmıştı. Geri dönüşlerin ilk aşaması 1997-2000 yıllarını kapsıyor ve 5.000 kişinin dönmesini öngörüyordu. Ne yazık ki bu iyi niyetler sadece kâğıt üzerinde kaldı.

Ahılkelek’te bulunan Cevakhati bölgesi sorunu bağımsızlık sonrası dönemde Gürcistan’da zaman zaman yoğunlaşan, ama hiç gündemden düşmeyen meselelerden birisidir. Özünde Cevakhati bölgesinde yoğun olarak yaşayan Ermenilerin özerklik talepleri yatmakla birlikte, Rus askerî üslerinin kapatılması, Ahıska Türkleri’nin geri dönüş süreci, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının yapımı gibi diğer konularla ilişkili olarak sorun daha çözümü zor bir görünüm arz ediyor.

Ermenistan ve Rusya Federasyonu’nun verdiği destekle, Gürcistan’ın bağımsızlık sonrası yaşadığı gelişmelerden yararlanarak, bölgenin denetimini önemli ölçüde ele geçiren Ermeni örgütleri, özerklik edinerek bu konumlarını tescil ettirmeye çalışıyor. Bununla birlikte, Ermenistan-Gürcistan arasındaki ilişkiler devam ettiği müddetçe bu taleplerin neticeye ulaşma olasılığı düşük görünüyor. Bu yüzden de Cevakhati’nin geleceğinin büyük ölçüde Dağlık Karabağ sorununa bağlı olarak şekilleneceği düşünülüyor.

Cevakhati sorunu genellikle, Perestroykayla başlayan süreçlerin bir sonucu olarak ele alınıyor. Oysa ki, Cevakhati sorununun kökleri XIX. yy’a kadar uzanıyor. Rusların Kafkasya’ya egemen olmaya başladıkları XIX. yüzyılın başlarında Ermenilerin hiçbir siyasi birimi yoktu. Gürcistan belli başlı üç Krallığa bölünmüştü: Kartli, Kahetya ve Imeretya. Karadeniz kıyıları bu krallıkların egemenlik alanı dışındaydı ve her biri Osmanlı’ya bağlı üç hanlığa aitti: Sohum, Mıngrelya ve Gurya. Güneybatıda ise Samske (Ahıskalıların bölgesi) ve Saatabago (Atabeklerın bölgesi) olarak Osmanlı’ya bağlı iki hanlık vardı. Bugünkü Güney Kafkasya’nın diğer bölgeleri ise, Kaçarlara bağlı Türk hanlıklarının egemenlik alanı idi. Rusların Kafkasya’yı işgali bölgenin demografik yapısında önemli değişikliklere yol açtı. Rusların Kafkasya’da yerleşmeleri iki büyük göç dalgası başlattı. Kafkasya bölgesinde yaşayan bir kısım Müslüman halk Türkiye’ye göç ederken, Osmanlı’da yaşayan Ermeniler de Kafkasya’ya göçtüler.

Tiflis ve Bakü gibi büyük kentlerdeki küçük sanat erbabı Ermenilerden oluşurken, kırsal kesimde topraklar, Gürcü ve Türk feodal beylerin elinde olduğundan, göçmen Ermeniler daha çok, bugünkü Gürcistan-Ermenistan sınırı boyunca Lori, Cevakhati ya da Karabağ ve Zengezur gibi dağlık yörelere yerleşmeyi yeğlediler.

Bolşevik devrimi sonrası Kafkasya’da yeni devletler ortaya çıkmaya başladığında, artık onların arasında Ermenistan Cumhuriyeti de vardı. Büyük ölçüde İrevan (Revan) Hanlığı veya Çarlık dönemi Erivan Guberniyası toprakları üzerinde kurulu Ermenistan Cumhuriyeti mevcut sınırlarıyla yetinmeyerek, hayali “Büyük Ermenistan”ı gerçekleştirmek üzere Türkiye ve Azerbaycan’ın yanısıra Gürcistan’dan da toprak talep ediyordu. Gürcistan’a yönelik toprak talepleri Tiflis’e kadar uzanarak, Kür nehri’nin batısında kalan toprakları içeriyordu. Ermenistan, bu ülkeye yönelik taleplerinin, Almanya’nın koruması altına girmiş Gürcistan’ın cezalandırılması gerektiği kanaatiyle, I. Dünya Savaşı’nın galibi İngiltere tarafından da destekleneceğini umdu. Bu amaçla sözkonusu toprakları ilhak etmek üzere 7 Aralık 1918’de Gürcistan’a saldırmasına karşın, İngilizlerin devreye girmesiyle ateşkes sağlandı.

Güney Kafkasya’nın Bolşevik Rusya tarafından işgalinden sonra Ermenistan, Tiflis’in güneyindeki Borçalı bölgesinin bir kısmının kendisine verilmesiyle yetinmeyerek, Cevakhati bölgesine yönelik iddialarını sürdürdü. Güney Kafkasya Cumhuriyetleri arasında sınırların belirlenmesi çalışmalarında Ermenistan pek çok kez öneriler ileri sürdü.

Nitekim, Ahıska bölgesinde faaliyet gösteren Ermeni sivil toplum kuruluşları 20 Ocak 2004’te ortak bir açıklamayla son seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilen Mihail Saakaşvili’ye “Özerk Bölge” başvurusunda bulundu.

Ermenilerin başvurusunda bugünkü Ahıska bölgesinin sınırlarının belirsiz olduğu ve mevcut yönetim sisteminin bölge halkının çıkarlarına uygun olmadığı savunularak, sınırların kesinleştirilmesi ve özerk statü verilmesi talep edildi. Başvuruda, Ahıska’nın özerk bölge haline gelmesinin Gürcistan’ın ekonomik kalkınmasına ve toprak bütünlüğünün sağlanmasına hizmet edeceği de savunuldu.

Gürcistanlı üst düzey yetkililer ise, Ahıska Türklerinin vatanlarına dönüşlerinin sağlanması konusunda siyasi karar alındığını, ancak dönüş sürecinin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik güçlükler nedeniyle ertelendiğini ifade ediyor. Yetkililer, devletin 300.000 civarında kendi mültecisi (Abhazya ve Osetya’dan gelen Gürcü mülteciler) bulunmasına karşın, Ahıskalıların dönüşü konusunda kararın kabul edildiğini, ancak dönüşün plansız, birdenbire gerçekleştirmek yerine sürecin ekonomik ve siyasi gelişmelere paralel olarak sürdürüleceğini kaydediyor.

Ahıska Türklerinin dönüşünden sonra ulusal özerklik verilebileceğini de ifade eden yetkililer, Ahıska Türklerinin bugün Ermeni nüfusun yoğun olarak yaşadığı topraklarına dönmesinin Ermenistan sınırına yakın bölgelerde Yukarı Karabağ benzeri olası ayrılıkçılık hareketlerini de engelleme konusunda yararlı olabileceğini söyledi. Ancak aynı yetkililer, Ahıskalılar döndükten bir süre sonra sorunların başlamasından ve provokasyonlara açık olayların meydana gelmesinden endişe ediyorlar.

Bazı siyasi gözlemciler tarafından, Gürcistan’daki Ermenilerin önce özerklik talep edeceği, daha sonra bağımsızlık veya Ermenistan ile birleşme talepleriyle ortaya çıkarak Güney Kafkasya’da “İkinci Yukarı Karabağ” oluşturmayı amaçladıkları dile getiriliyor.

Gürcistan’ın egemenliğinin sınırlı kaldığı Ahılkelek mıntıkasında, Ermeniler adeta muhtar bir bölge kurdular. Gürcistan’ın egemenliğinin sınırlı olduğu bu bölgede Gürcistan’ın yerine, Ermenistan’ın parası geçiyor. Ahıska bölgesi pek yakında yeni bir Karabağ haline dönüşebilir. Tüm bu olumsuzluklara karşı, Ahıska Türkleri, ilgili dost ülkelerden, konunun önemini kavramalarını ve Kafkaslar’da yeni bir kanayan yara yaratılmasına izin verilmemesini talep ediyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: