İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Pes etmek yok

Sırrı Yüksel Cebeci

TÜRKİYE dün Avrupa Birliği ile yattı, Avrupa Birliği ile kalktı.

Bugün de Avrupa Birliği ile kalkacağız. Ama Avrupa Birliği ile mi yatacağımız, yoksa kendimizle baş başa mı kalacağımız henüz belli değil.

Gerek TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın dün CNNTÜRK’e söylediklerine, gerekse Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kızılcahamam’daki AKP Kampı’nı açış ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Tandoğan’daki “Başkent Ankara” mitingindeki konuşmalarına bakılırsa, Avrupa Birliği’nin bu akşam vereceği karar ne olursa olsun Türkiye’nin yoluna devam etmesi konusunda bir konsensüs oluşmuş durumda…

Yâni, “Türkiye, Avrupa’dan ve ABD’den kopsun, kendi içine kapansın” diyenlerin de, Türkiye’nin İslam Dünyası’na yönelmesi gerektiğini savunanların da marjinal düzeyinde kaldıklarını artık biliyoruz.

Dün, gün boyunca televizyonlarda ve değişik mekânlarda yapılan tartışmalar, Türkiye’nin teslimiyetçiliği kesinlikle kabul etmemesi gerektiği yönündeydi. MHP lideri Bahçeli bile, Tandoğan’daki mitingde, “Avrupa Birliği sayfası kesinlikle kapatılsın” demiyor, “Avrupa Birliği ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılmalı” diyordu.

Ama Bahçeli, AB uğruna toplumda yaratılan tahribata ve tehlikeli etnik ayrışmaya dikkat çekerek, AKP iktidarını uyarmayı da ihmal etmiyordu.

Vazgeçmeyeceğiz

DÜNDEN beri Lüksemburg’a çevrili olan bakışlarda -her şeye rağmen- ne bir bezginik ve ne de yorgunluk var.

Söylenenlerin aksine sabır taşı da çatlamış değil. AB’nin önümüze çıkardığı her engelin toplumu daha da kamçıladığı, her dayatmanın AB hedefini ve idealini daha çok pekiştirdiği anlaşılıyor.

Kısacası Türkiye, yarım yüzyıllık AB yolculuğundan vazgeçmemeye kararlı görünüyor.

Öyle ya, Kıbrıs’taki 700 bin Rum, Viyana Kuşatması’nın öcünü almaya çalışan avuç içi kadar Avusturya ya da soykırım yalanıyla dünyayı kandırmaya çalışan bir avuç Ermeni mi döndürecek Türkiye’yi yolundan?

Türkiye, “700 bin Rum’la, Avusturya’nın inadıyla ve Ermeniler’in soykırım yalanlarıyla baş edemem” diyerek pes mi edecek?

Hayır. Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nde yedi düvele teslim olmayan Türkiye’nin, bugün 700 bin Rum’a, kuyruk acısı olan Avusturya’ya ve yalancı Ermeniler’e teslim olmayacağını dost-düşman herkesin bilmesi ve anlaması gerekiyor.

Bilmeyenlere öğreteceğiz bunu, anlamayanlara da anlatacağız.

Avrupa’nın felâketi

CUMHURBAŞKANI Ahmet Necdet Sezer, önceki gün TBMM’nin açılışı konuşmasında, AB’yi Fransız yazar Victor Hugo’nun şu sözleri ile uyardı:

“Dünyadaki hiçbir güç zamanı gelmiş bir düşünceden daha güçlü değildir.”

Türkiye’nin üyeliğinin geciktirilmesi, Türkiye’den çok elbette AB’ye kaybettiriyor. Çünkü AB’ye bizim bir kez ihtiyacımız varsa, AB’nin bize iki kez daha ihtiyacı var.

Ne diyordu dünkü The Sunday Telegraph gazetesi:

“Avrupa, Türkiye’yi reddederse bir felâket ile karşı karşıya kalacak.”

Bir felâketle karşı karşıya kalmamanın anahtarı da Avrupa’nın elinde. O anahtarı bu akşam çevirmesi ve Türkiye’ye müzakere kapısını açması gerekiyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: