İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kırıklık kriterleri

Engin Ardıç

Bilirsiniz, Türk faşistleri “kırık” kelimesini, Avrupa Birliği taraftarı Türk aydınları için kullanıyorlar: Kırık aydınlar.

Ne anlama geldiğini açıklamaya gerek varsa, Türkçe bilmiyorsunuz demektir.

Üzülmeyin canım, eşcinsellik, dünyanın hemen her ülkesinde hakaret vesilesi olmuştur, bize özgü değildir.

Ancak bir batılıya, beğenmediğiniz futbol hakemine ya da aydına niçin öyle dediğinizi açıklayamazsınız; oranın hırtları eşcinsellerle dalga geçerler ama bunu “başka bir bağlamda” kullanmak akıllarına gelmez. “Ermeni meselesini” tartışmanın cinsellikle olumlu ya da olumsuz ne ilgisi olabileceğini onlara hiçbir şekilde anlatamazsınız.

Fakat biz “mecazi” değil gerçek eşcinsellere dönelim: Ankara Valiliği, bir eşcinsel derneğinin kapatılması için savcılığa başvurmuş.

Oysa, 15 Temmuz’da, aynı derneğin kuruluşuna onay vermişmiş… İki buçuk ay sonra vazgeçmiş. Derneğin “hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu” ileri sürüyor. İki buçuk ay önce hukuka ve ahlaka uygun buluyormuş.

Derneğin adı, “Kaos”… “Kaos Gay ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği”.

Yani yalnızca “kırıkları” değil, “lezzoları” da kapsıyor. “Kaos” ismiyle “kafamız karışık” mı demek istiyorlar, bilemem. Ermeni meselesi konusunda ne düşündüklerini de öğrenemedim.

Fakat aklıma hemen o ünlü “espri” geldi tabii… Bir eşcinsel soruyor: “Eğer ‘gay’ neşeli anlamına geliyorsa, ben niçin kederliyim?”

Sayın arkadaşlar, yeterince mutsuz olan bu insanları aşağılamak ya da ezmek, daha da mutsuz etmek, Avrupa Birliği’nde yasaktır.

Orada, “başkasını rahatsız etmemek şartıyla” herkes kendi cinselliğini bildiği gibi yaşar, yetişkin olduğu zaman kimse kimsenin pipisine ya da kukusuna karışamaz.

Bazı AB ülkelerinde eşcinsel evliliği bile serbest! Bunlar daha çok Protestan ülkeleri, Katolikler henüz o dalga boyunda değiller.

Eğer girecekseniz, siz de bunu kabul etmek zorundasınız. Evliliği değilse bile, özgürlüğü.

Daha girmeden, “müzakereler” sürecinde kabul etmek ve uygulamak zorundasınız hem de.

Bu derneği yasaklamak, müzakere sürecinde olumlu bir adım değildir ve başbakanın buna çok kızması gerekir.

Dernek başkan yardımcısı (gerçi kendisi “kimliğimizi gizlemek yanlış” demiş ama ben gene de onu burada “reklam etmek” istemiyorum), kapatma kararı çıkarsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceklerini belirtmiş.

Kazanırlar mı? Kazanırlar. Tazminat da alırlar.

Devletin gene bilmem kaç yüz bin Avro’su da böyle gitmiş olur.

Aylardır burada yırtınıyoruz, “hangi şartları yerine getirirseniz girebileceğinizi bilin de öyle başvurun” diye…

Avrupa Birliği üyesi bir ülkede, ya da ona aday olan bir ülkede, bir Orhan Pamuk çıkacak, isterse “Türkler bir milyon değil sekiz milyon Ermeni’yi, otuz bin değil dokuz milyon Kürt’ü kestiler” diyebilecek, herkes de “hadi yürü ulan, saçmalama” deyip geçecektir.

Ama bu bir dava konusu olamayacaktır.

Pardon, Orhan’a “ulan” demek de yasaktır o zaman.

Tanzimat Fermanı okunduğunda da halk şarlamıştı: “Ne yani canım, bundan sonra şöyle gönül rahatlığıyla ve de ağız dolusu, gâvura gâvur, çıfıta çıfıt diyemeyecek miyiz?”…

Eee, söyleyin bakalım, gene de girmek istiyor musunuz şu birliğe? Emin misiniz?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: