İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Özelleştirme ihalelerine Araplar-Yahudiler giremez

Doğan Satmış

TÜRKİYE’nin en önemli ve dışa açık işadamlarından biri, Şarık Tara. İmza attığı işler ve yatırımları, Tara’yı özellikle Rusya’da efsaneleştirdi. Kendisi ile Rusya’ya giden gazeteciler, Tara’nın özellikle Moskova’ya girerken gördüğü ilgiyi anlata anlata bitiremezler. Sadece Tara değil, onun kafilesinde Rusya’ya giren herkesin “Kral muamelesi” gördüğünü söyler durur.

Üstelik Tara’nın Rusya’daki efsaneleşme süreci, Türk-Rus ilişkilerinin Çeçen terörü nedeniyle baş aşağı trend çizdiği yıllara rastlıyor.

Yani Ruslar, Çeçen terörünün Türkiye’den beslendiğini düşünerek Türklere diş bilerken, Moskova’da yıllarca kaçak ofislerde iş yapan Türk nakliyeciler, her akşam birlikte votka içtikleri Rus gizli polisleri tarafından azarlanarak bir gecede Türkiye’ye geri gönderilirken, Türk TIR’ları taşıdıkları domatesin, portakalın bir iki gün içinde çürüyeceği bilindiği halde, günlerce gümrük kapılarında bekletilirken, Şarık Tara Ruslarla iyi ilişkilerini sürdürdü, yüz milyonlarca dolarlık ihale almaya devam etti.

Ruslar, kendi ordularının top atışları ile delik deşik olan Rus Parlamentosunu bile Tara’nın şirketine onarttılar.

Yani, Türkiye’ye ne kadar kızsalar da, işini düzgün yapan, sözünde duran saygın bir Türk işadamına zarar vermeyi düşünmediler, ona kötü gözle bakmayı akıllarına getirmediler. Ne Tara’nın ırkına, ne dinine, ne Moskova’da çalıştırdığı binlerce Türk’ün ırkına, dinine kimse baktı.

***

Hal böyle iken, Türkiye’de özelleştirme ihalelerine girip, açık artırmalarda en yakın rakiplerine milyarlarca dolar fark atan yabancı işadamlarının ırkına, dinine bakmak ne kadar dürüstçe?

Siz bir şeyi ihaleye çıkarmışsınız, her şey alenen gelişiyor ve TV kameralarının gözü önünde, insanlar risklere girerek, fiyat artırıyorlar, iyi de fiyat veriyorlar.

Bu durumda, insanların, ırkına, dinine, taktığı gözlüğüne bakarak, kuşku sisleri oluşturmak doğru mu?

Aynı şey Telekom ihalesinde de yaşandı, “Vay Arap sermayesi mi geliyor?” diye gürültü koparıldı.

Her türlü yabancı sermaye zaten gelirken Arap sermayesi de gelse ne olacak?

Bu bakış ırkçı değil mi?

***

Şarık Tara’nın bazı sözleri hafta içinde Hürriyet’e yansıdı. Tara, “Türkiye’de yatırım yapmak istiyorum ama bir tokat yeriz diye korkuyorum” diyor ve ekliyor:

“Sibirya’dan Mali’ye, Romanya’dan Nijerya’ya kadar bir çok ülkede devam eden 5.5 milyar dolarlık müteahitlik yatırımım var. Türkiye’ye de yatırım yapmak istiyorum ama, beni çok üzdüler, dedikodu beni üzdü. Bir yerde bir tokat yeriz diye korkuyorum. Adapazarı ve İzmir santralleri bizim gurur kaynağımız. Sadece Adapazarı santrali Atatürk barajının 2.5 katı elektrik üretiyor. Biz ayrıca Türkiye’nin en ucuz elektriğini üretiyoruz. Santralde ürettiğimiz elektriğin kilovatsaatine doğalgaz fiyatı hariç 1.32 cent alıyoruz. Santraller bitmiş 10 yıl olmuş, bize dava açıyorlar.”

Bu sözler çok üzücü. Tüm dünyanın güvenini kazanmış bir işadamı, kendi ülkesinde böyle rahatsızlık duyuyorsa, durup düşünmemiz, çözüm bulmamız gerek.

***

İzmit’teki SEKA arazisi, Ford Otomobil Fabrikası’na verildiğinde, ben de “Yahu başka yer mi kalmadı” diye tepki göstermiştim. Haksız çıktım.

Şimdi o fabrika tek başına neredeyse bir milyar dolarlık üretim yapıyor. İyi ki verilmiş ve iyi ki benim katıldığım itirazım ciddiye alınmamış.

Sakarya’daki patates tarlaları Toyota otomobil fabrikasına verildiğinde de benzer tartışma olmuştu, ben de “Yahu ille verimli tarım arazisi verilmesi mi gerekir, başka yer mi kalmadı?” diye düşünmüştüm.

İyi ki verilmiş, Toyota şimdi Türkiye’nin en büyük üç otomotiv ihracatçısından biri oldu.

Aynı şey Gebze’deki Hyundai fabrikası için de geçerli.

Japonlara gösterilen, Korelilere, Almanlara, İngilizlere, Amerikalıları gösterilen hoşgörü, Araplara, İsraillilere neden gösterilmiyor.

Biz ırkçı mı olduk? Yoksa artık ırkçı çizgisinde din milliyetçisi haline mi geldik?

Oldu olacak, tüm özelleştirme ihalelerinin şartnamelerine şunu yazsınlar:

“Bu ihaleye, Yahudiler veya Araplar veya Ermeniler veya Rumlar veya Yunanlılar giremez.”

Ve unutmayın, ırkçılığın daha kabasını, insanların renklerine bakarak dünyanın pek çok ülkesinde yıllarca yaptılar.

Irk ayırımı, ABD’de yarım asır önce kalktı. Son kale Güney Afrika ise, ancak 1990’lara kadar dayanabildi.

Güney Afrika’da tarihin mezarlığına gömülen hortlağı Türkiye’de biz mi canlandıracağız?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: