İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeniler, Yahudiler ve biz

Osman Toprak

30.09.2005

Siyasi gündemin iyice çığırından çıktığı günleri yaşıyoruz: Kimi geçmişin intikamı, kimi sömüreceği kurumların hesabı, kimi emperyalistlere yem edeceği ayrılığının derdinde. Müslümanların birikim ve heyecanını kullanarak onların ümitleri ve hayalleri ile iktidar koltuğuna oturanlar, bu ülkenin mazlum milletinin lehine kılını bile kıpırdatmamanın acısını bir an olsun duymuş mudur acaba? Meslek liselilerin ve başı örtülü öğrencilerin günden güne mağdur edildiği bir ortamda hükûmet neyi ile mağrur oluyor dersiniz? Tertibine can ve başla destek verdileri Ermeni Konferansı, sermayedar olarak davet ettikleri ve ülkemizin alınteri olan işletmeleri hibe ettikleri yahudi iş adamları, yine medyanın satışa çıkan birimlerini teslim ettikleri yahudi sermayesi, ‘Medeniyetler Buluşması’ adı altında vatanımızda türetmeye çalıştıkları hıristiyan ve yahudi azizleri vs. İşte size son birkaç haftadır yürütülen çalışmaların kısa bir özeti.

Bu şartlar altında Avrupa Birliği’nin bizi içlerine almaması, bu geniş ve derin medeniyet perspektifimizden etkilenmemesi, Türkiye’de Yahudilerin, Ermenilerin vs. huzur içerisinde yaşadığını buna karşın bu ülkenin sahiplerinin sesini bile yükseltemediğini görmemeleri, dolayısıyla burada bir direniş olmaksızın istedikleri gibi at oynatmamaları mümkün mü?

Türkiye dengesini kaybediyor. İyice yoğunlaşan emperyalist baskılar ambalaj değiştirmiş, hevesli olduğumuz Birlik, hayallerimizi de istismar ederek alttan alta Türkiye’nin Müslüman kimliğini eritme ve yok etme sevdasına kapılmıştır.

Ülkemizde devletin mahkemesinin kararı başta siyasilerce hiçe sayılmış, adeta mahkemenin verdiği karar bir suçmuş ve Türkler tarih ve Ermeniler önünde suçlu imiş gibi bir hava estirilmiştir. Dış dünyanın soykırım tanıma yarışına girdiği bir atmosferde Türkiye’nin bir direnç göstermeksizin üstelik onların tezlerini doğrular biçimde kendi hâkiminin kararını eleştirmesi ne acıdır.

Türkiye dediğimiz yer, Müslümanlığıyla tebarüz etmiş ve varlığını İngiliz ve onun yavru (devletlerine) kuvvetlerine karşı bir savaş vererek kazanmış bir ülke değilse bu vatanın sahipleri kimlerdir?

Ermeniler ve Yahudiler bu ülkeye huzur aramak, barış ve refah içerisinde bir hayat sürdürmek, dünyanın bozulan dengesinde kendilerine bir sığınak bulmak, emperyalist güçlerin savaş çemberinden uzak durmak için mi gelmiştir? Derlenip toparlanmaya, birlik içerisinde çevrenin emniyetini sağlamaya, çapulculuğa müsaade etmeksizin her halkın ve her milletin barış içerisinde, kardeşlik havasıyla yaşamasına en çok ihtiyaç duyulan bir bölgenin en köklü devletiyiz. Bunları görmeyip, vatanımızı ve halkımızı Ermeni ve Yahudi istismarcıların ve onların hâmisi emperyalist güçlerin baskı ve hilelerine açmak, olmamış hadiseleri olmuş gibi kabul edip adeta kendinden utanıyormuşçasına onlar karşısında başı eğik durmak, nihayetinde kaderimizi onların eline teslim etmek utanç verici değil midir?

İyice boğulan, iyice daralan bir ülkenin mazlum insanları olduk. Basit ve hesapsız ideolojik frekansların tasallatu altına girmeden, provakatör ve kışkırtıcıların sözlerine asla kulak vermeden, insanlığın ve inancımızın gereği olarak vatanımızı ve özgürlüğümüzü savunacağız. Kanunlarımızı koyanlar ve hayatımızı tanzim edenler bizlerden olmazlarsa bize burada yaşama hakkı tanınmayacak demektir. Yaşama hakkımızı biz kazanamazsak asla birileri bize bu hakkı reva görmeyecektir. Türkiye, Müslümanların ve Müslümanlığın yaşama hakkı bulduğu/bulacağı en güzel vatandır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: