İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

MESROB II AMERİKALI MÜSTEŞARA: “YAŞAM DİYALOĞU İÇİNDEYİZ!”

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın kamu diplomasisinden sorumlu müsteşarı ve Başkan George Bush’un danışmanlarından Karen Hughes, 28 Eylül 2005, Çarşamba, Topkapı Sarayı’nda İstanbul’daki dini önderlerle görüştü.

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II, Türkiye Musevileri Hahambaşı Rav İzhak Haleva, Süryani Kadim Metropoliti Mar Filüksinos, Vatikan Elçiliği İstanbul Temsilcisi Georges Maroviç davete katılırken, İstanbul Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos’u Peder Dositheos temsil etti.

Görüşmeyi Topkapı Sarayı Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı açtıktan sonra salondan ayrıldı.

İlk konuşmayı yapan Müsteşar Karen Hughes, Başkan George Bush’un geçen yıl Istanbul’da dini reislerle bir araya gelişini hala unutamadığını, bunun kendisine gerçekten çok “feyz” veren bir deneyim olduğunu söyledi. Bu görüşmenin yapılmasını da özellikle Başkan Bush istemiş. “Değindiğiniz tüm konular kayda geçecek ve Başkan’a birebir iletilecektir” diyen Hughes, daha sonra sözü dini reislere verdi.

Toplantının birinci bölümü basına açıkken, ikinci bölüm basına kapalı oldu.

Toplantıda ilk konuşan İstanbul Müftüsü Çağrıcı oldu. İkinci konuşansa Patrik Mesrob idi ve aşağıdaki noktalara değindi:

*Bu gibi diyalog toplantılarının devlet temsilcileriyle din adamları arasında değil, ABD’deki ve Türkiye’deki dini reisler arasında olduğu takdirde daha yararlı ve daha doğru olur.

*Terör olaylarının önüne herhangi bir dini sıfat olarak eklemek çok büyük bir yanlıştır. Esas itibariyle hiçbir din şiddeti, savaşı, terörü desteklemez. Köktendinciler her dinde vardır ve bunların dini değil yorumları yanlıştır.

*Türkiye’de farklı dinlere mensup, yan yana komşu olarak yaşayan insanlar arasında bir yaşam diyaloğu mevcuttur. Bunun ABD’de bazı yerlerde Protestan ve Katolik mezheplerine mensup Hristiyanlar arasında bile olmadığını söylemek mümkündür.

*Tüm çareleri tükenen insanlar, cinnet getirebilir, intihar dahil her şeyi yapabilir. Eğitim ve ekonomik olanaklardan yoksun, her alanda ümitlerini yitirmiş olan kişiler, akli dengelerini de yitirebilirler. Bunlar kendi hayatlarına son verirken beraberlerinde kaç kişi daha öleceğini o haletiruhiye içinde önemsemezler. İnsanları o duruma getirmemek lazım. Öyle ki, batı-doğu, bu veya şu din gibi kutuplaştırıcı politikalar kesinlikle doğru değildir, kalıcı düşmanlıklar yaratır. Terörizmin üstesinden gelebilmenin yolu güç gösterisi değildir. Cinnet hali içindeki kişi güçten ya da ölümden korkmaz. Terörizm ancak nedenleri analiz edilerek, sosyal, eğitsel, ekonomik makroplanlarla aşılabilir.

Hughes, bu gibi brainstorminglerin devam edeceğini söyledi.

Görüşmede Patrik Mesrob’a Peder Drtad Uzunyan ve Basın Sözcüsü Av. Luiz Bakar refakat ettiler.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: