İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yumurta domates demokrasisi

Hasip Kaplan

Son günlerde medya ve siyasetin gündemine bakınca, insanın ister istemez ‘ne oluyor?’ diye sorası geliyor… Avşar’ın boşanması, Gamze’nin yargıya intikal etmiş olayı, Ata’nın trajik ölümünü günlerce gündemde tutan medya, nasıl bir ruh hali içinde, insan merak ediyor. Türkiye’nin asıl gündemi olan, Kürt sorunu, çatışmaların durdurulması, barış ve kardeşlik çabası yerine kışkırtıcı ve saldırgan küçük grupların, 3 Ekim tarihinin yaklaştığı günlerde akıl almaz eylemleri abartılarak öne çıkarılıyor. İşsizlik, yoksulluk, köye dönüş, göç gibi sorunlar dururken, en büyük mal varlıkları sessiz sedasız yabancı sermaye şirketlerine gidiyor. Türpraş, Erdemir, Galataport elden uçup giderken, televizyon ekranlarında gündem saptırılarak başka noktalara çekiliyor.

Eline bayrağı alan linç girişiminde bulunuyor, konferans basıyor, kendisi gibi düşünmeyenlerin üzerine yürüyor.

Bağımsızlık ve ulusal birliğimizin sembolü olan bayrak, birilerinin elinde saldırı aracı olmuş; güvenlik güçlerimiz, yargı etkin olamıyor. İş çığrından çıkmaya başlıyor, uyuşturucu alarak yaşamına son vermiş olanların tabutlarına bayrak sarılıyor ve şehit ilan ediliyor. Daha önce değişik yerlerde linç girişimcileri elde bayrak saldırıya geçerken, bugün ırkçı, kafatasçı gruplar, almış bayrağı sallıyor düşman üstüne. Düşman kim? Bu ülkenin yurttaşları. 6-7 Eylül olayları ile ilgili resim sergisi açılır, üniversitede Ermeni Konferansı düzenlenir, farklı görüşteki bir grup veya siyasi partiler demokratik haklarımızı kullanıyoruz diyerek, alıyor bayrağı kendisi gibi düşünmeyenlerin üzerine yürüyor, bağırıyor, vuruyor, kırıyor, yaralıyor.

Türkiye’de bir bayrak yasası var, öyle her isteyen istediği gibi bayrağı amaçları ve kirli idealleri uğruna kullanamaz. Resmi makam ve yerlerde, bayram ve kurtuluş günlerinde tüm yurttaşları buluşturan, birleştiren bayrağın dalgalanması yerine saldırı aracı olarak kullanılması, artık tahammül sınırlarını aşıyor. Askeri darbeler sonrası sıkıyönetim askeri cezaevlerinde, gözaltılarda ve işkencelerde, ulusal değerler işkence aracı olarak kullanılmıştı. Zorla and içirilmesi, İstiklal marşı okutulması, elli iki marşın ezbere söyletilmesi, bilmeyenlere işkence edilmesi, yurttaşlarımızın milli duygularını geliştirmemiş, aksine kötü anılar olarak hafızalarda iz bırakmıştı.

Ulusal birliğin timsali kutsal bayrağın saldırı aracı olarak kullanılması önlenmeli, kendini ve haddini bilmez grupların eline düşürülmemeli, siyasi gösteri ve eylemlerde kullanılması önlenmelidir. Böylesi durumlarda tüm siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin duyarlı olması ve mutabakat sağlaması, ilerde doğabilecek kin, nifak tohumlarının yeşermesini önleyecektir.

Bizdeki demokrasiye bakın; Bilgi Üniversitesi’nde Ermeni Konferansı yapılıyor, bir grup protestocu hemen yanında kurulu pazara gidiyor, domates, yumurta alıyor. Bunların niyeti melemen yapmak değil. Katılımcılar, dinleyiciler gelmeye başlıyor. Önce sataşıyorlar, küfrediyorlar; sonra başlıyorlar domates, yumurta atmaya. İnönü gibi politikacılar, Çandar gibi yazarlar, insan hakları savunucuları, akademisyenler saldırıya uğruyor. Güvenlik güçleri sadece seyrediyor. Eylemciler, önlerinde poşetlerle domates, yumurta; yeni avlarını bekliyor. Ellerinde bayraklar, gelenlerin üzerine yürüyor, gösteri haklarını kullandıklarını söylüyorlar.

Başkasına küfür etmek, saldırmak, yumurta ve domates atmak ne zamandan beri demokratik hak oldu?.. Zor, şiddet kullanmak, başkalarının demokratik haklarını kullanmalarını engellemek ne zamandır demokratik hak oldu? AİHM kararlarında böylesi olaylar ‘şiddet’ olarak tanımlanır ve demokratik bir toplumda ifade ve açıklama özgürlüğü içinde değerlendirilmez. Böylesi bir gösteriyi, sol gruplar, Kürtler, insan hakları savunucuları yapmış olsaydı, biber gazı sıkılır, bölgeye sokulmaz, eylemciler gözaltına alınır, bir ton da sopa yerdi. Yıllardır bir çifte standart yaşanıyor. Duruma bakınca, güvenlik güçleri sanki devletin, milletin, halkın değil, bir siyasi partinin gücü gibi gözükür, bir tarafı kayırır diğer tarafı kavurur. Hükümet bu çarpık, yanlış anlayışı değiştirmek, görev ve sorumluluğunu yerine getirmek zorundadır.

Yumurta, domates, bayrak ele alıp kendisi gibi düşünmeyenlerin üzerine yürüyenlerin, saldıranların demokrasisini istemiyoruz. Demokratik toplumlarda, hukuk devletlerinde demokrasinin bu kadar da cılkı çıkarılamaz.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: