İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Vatan haini!

Hasan Cemal

Kıbrıs’ta devlet gibi düşünmezsen, vatan haini olursun. Kürt sorununda devlet gibi düşünmezsen, vatan haini olursun.

Ermeni meselesinde devlet gibi düşünmezsen, vatan haini olursun.

Laiklik konusunda devlet gibi düşünmezsen, vatan haini olursun.

Türkiye kadar kolay vatan haini imal eden bir ülkeye rastlamak kolay değildir yeryüzünde…

Kısacası:

Bu ülkenin bütün temel sorunlarında devlet gibi düşünmek zorundasın.

Devletten farklı düşündüğün anda damga hazır:

Vatan haini!

Farklı düşünmek, aykırı düşünmek yasak. Tek tip düşünce üniformasını giyeceksin, yakayı eğer vatan hainliğinden sıyırmak istiyorsan.

Ermeni Konferansı’nı protesto etmek için Bilgi Üniversitesi’nin önünde toplanan kalabalık slogan atıyordu:

“Üniversitelerde hain istemiyoruz!”

Üniversite çatısı altında vatan haini olmak!

Nasıl?

Kıbrıs’ta Annan Planı çerçevesinde çözümden yana çıkarsan…

Kürtler ve kimlik sorunlarını kurcalarsan…

Ermeni soykırımı vardır yoktur itiş kakışında tartışma özgürlüğünü savunursan…

Laiklik ile ilgili olarak İslamcılık ve demokrasi sorunlarını uygarca tartışmaya kalkışırsan…

Damga hazırdır:

Vatan haini!

Üniversiteyi düşünün. Bilgi üretmek için kurulur üniversite. Özgürce bilgi üretilen yerdir üniversite.

Adamlar slogan atıyor:

“Üniversitede hain istemiyoruz!”

Bu nasıl olacak?

Devlet gibi düşünmediğin zaman hain olacaksın! Farklı düşüncelerin özgürce uçuşacağı, bilimsel çalışmaların özgürlük ortamında yürütüleceği mekânlar olan üniversitelere tek tip elbise giydirmeye kalkışmak olacak şey mi?

Ama Türkiye’de olabiliyor.

12 Eylül askeri yönetimi sırasında YÖK bunun için kuruldu. Hainleri üniversitelerden temizlemek için! Elbette o zamandan bu zamana köprülerin altından çok sular aktı.

YÖK de değişti.

Tam olmasa da, YÖK de artık eski YÖK değil.

Günün birinde YÖK’ten yıllar yılı üniversite yönetimlerine giden -ara sıra hâlâ giden- direktiflerin metinleri yayımlandığı zaman kim bilir nasıl güleceğiz.

YÖK’ü ve o zihniyeti, 12 Eylül’ün her taşın altında vatan haini arayan otoriterciliğini savunanların, demokrasi kültürü açısından tarih önünde ne kadar zavallı duruma düşeceklerini hep birlikte göreceğiz.

Ermeni Konferansı, işte bu nedenlerle, gerek akademik özgürlükler, gerekse üniversite nedir, ne değildir fikri açısından çok iyi oldu.

Şimdi İstanbul Üniversitesi de bir Ermeni Konferansı düzenleyecekmiş…

İyi güzel!

Farklı görüş sahiplerini de davet edecekmiş…

İyi güzel!

Böyle platformlar ne kadar çok oluşturulur, dikenli konular ne kadar serbestçe tartışılır ve deşilirse, o kadar iyiye doğru gideriz.

Saldırganlaşmak yerine, burun deliklerimizi kocaman kocaman açarak vatan hainleri, kanı bozuklar diye bağırmak yerine, uygarca konuşabildiğimiz yollarda yürümeyi bir an önce öğrenmeliyiz.

Şunu da öğrenmeliyiz:

Kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak düşünebilmek… Karşımızdakinin duygu ve düşünce dünyasına göz atabilmek…

Hiç unutmayın.

Herkesin kendi meşru acıları var!

Tarihte de var, bugün de var.

Bunları karşılıklı olarak ne kadar hissedebilir, bu acıları paylaşmayı ne kadar öğrenebilirsek, daha güzel bir geleceğe doğru yürürüz.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: