İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni tabusu

Derya Sazak

Bir tabu daha yıkıldı. Ermeni konferansı toplandı ve ‘kıyamet kopmadı.’ Bunlar bizim gazetelerin başlıkları. ABD’de yayımlanan Los Angeles Times, konferans haberini ‘Türk akademisyenlerin Ermeni olaylarıyla ilgili resmi tarihe meydan okuduğu çığır açan bir etkinlik’ olarak verdi.

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki toplantının mahkeme kararıyla engellenmek istenmesi nedeniyle dikkatler ilk anda, ‘konferansın yapılmış olması’na odaklandı. Üç rektör Prof. Ayşe Soysal, Prof. Tosun Terzioğlu ve Prof. Aydın Uğur, yargının akademik özerkliğe müdahalesine karşı direndiler ve konferansın toplanmasını sağladılar. Buna karşılık, Bilgi Üniversitesi’nin girişini sebze meyve haline çeviren göstericilerin Erdal İnönü dahil konukları domates yağmuruna tutmaları kaba bir ilkellikten başka şey değildi.

Türkiye’nin Ermeni tezleri konusunda bir dizi başka konferans düzenlemek mümkünken ‘tek yanlı’ olduğu düşünülen konferansı üniversite önlerinde slogan atarak karalamak ‘çağdışı’ kalıyor.

Üstelik bu tepkiler henüz konuşmacıların ne diyecekleri belli olmadan sergilendi.

Bir bardak suda koparılan fırtınanın aksine ‘soykırım’ tezi öne çıkmadı, tersine diaspora Ermenilerinin ‘3 T’ diye özetledikleri, ‘tanıma-tazminat-toprak’ siyasetinden vazgeçilmedikçe diyalog sürecinin zorluğunu dile getiren konuşmalar yapıldı. Prof. Baskın Oran’ın bu yöndeki görüşleri çarpıcıydı: “1915’teki katliam Ermeni halkında nasıl büyük bir tepki yarattıysa, ASALA’nın Türk diplomatlarını öldürmesi ve katillerinin cezasız kalması da Türk toplumunda benzer bir tepki yarattı ve bu da Ermeni tabusunu derinleştirdi.

Bazı arkadaşlar, soykırımın sosyal bilim terimi olabileceğini söylüyorlar. Soykırım, bir hukuk terimidir. 1948 Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi çıkınca, Yahudi soykırımı ile benzerlik teşkil etsin diye Ermeniler bu kavrama sahip çıkmışlardır.

Ermeni meselesi artık tabu olmaktan çıktı, bu konferans bunun tescilidir.”

Türkiye’de demokrasi derinleştikçe, AB sürecinde düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engeller kalktıkça tartışma ortamı da olgunlaşacak.

Katılımcıların ortak yargısı, benzer bir konferansın ‘Erivan’da toplanamayacağı’ oldu.

Güneydoğu’da silahların susması için inisiyatif alan aydınlar gibi, Ermeni konferansı projesini ortaya atan akademisyenler de Türkiye’deki demokratik yapının gelişmesine katkıda bulundular. Prof. Halil Berktay ve Prof. Murat Belge’yi kararlı tutumları nedeniyle kutlamak gerekiyor.

Keşke İnönü gibi Deniz Baykal’ı da ‘üniversitenin yanında’ görebilseydik!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: