İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Demokrasiyi öğrenirken…

İsmet Berkan

Konuşurken övünmesini çok seviyoruz ve biliyoruz… Kendi iddiamıza göre memleketimizde ‘çok partili demokrasi’nin 1946’dan itibaren geçerli olduğunu söylüyoruz.

Oysa bu doğru değil. Çünkü demokrasi sadece birden fazla partinin katılabildiği seçimler yapılması değil. Demokrasi, seçimden çok daha fazla bir şey. Ve bana soracak olursanız demokrasinin özünü evet seçme özgürlüğü oluşturuyor ama oradaki ‘özgürlüğü’ kelimesine yapılan önemli bir vurgu var.

Bizim seçme özgürlüğümüzün gerçekleşebilmesi için önce üzerinde seçim yapılacak şeyler hakkında bilgi ve fikir sahibi olabilmemiz, yani o ülkede ifade özgürlüğünün hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın varolması gerekiyor.

Bizde gelgiti en çok yaşanan şey ifade özgürlüğüdür. 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti, ifade özgürlüğünü vaat ediyordu ama bu çeşit vaatlerinin hiçbirini tutmadı DP ve hızla eskisi kadar otoriter bir rejime yöneldi.

1960 askeri darbesi berbat bir şeydi ama yaptığı Anayasa, DP dönemine tepkilerle oluştuğu için ülkede özgürlüklerin güvencesi oldu. Bize bu özgürlükleri çok görenler önce 1971 yarıdarbesini, sonra da 12 Eylül darbesini yaptılar.

İfade özgürlüğünün yeniden gerçekleşebilmesi için taa geçen yıla kadar beklememiz gerekti. Kaldı ki, hâlâ ifade özgürlüğünün gerçekten olup olmadığı konusunda şüpheliyiz, çünkü Orhan Pamuk söylediği bazı sözlerden ötürü hapis tehdidiyle yargılanmayı bekliyor.

Bu Ermeni meselesi, aynen Kürt meselesi, Alevi meselesi gibi ifade özgürlüğünün önemli göstergelerinden biri. Neden önemli? Çünkü bu konularda aykırı görüş söylemek bir ‘tabu.’

Kürt meselesinde bu tabu büyük ölçüde yıkıldı. Ermeni konusunda nihayet tabuyu yıkıcı adımlar atılmaya başlandı. 1915’te olanları artık serbestçe konuşuyoruz.

Bakalım Alevi konusu ne zaman gündeme gelecek?

* * *

Tabular yıkılıyor derken bir konuyu unutmamak gerek… 1960 sonrası ifade özgürlüğü büyük ölçüde gökten düşen bir şey olarak geldi. Evet, uğrunda mücadele edilmişti belki ama yine de hediye gibiydi.

Bugün ise ifade özgürlüğü geçmişe göre çok daha değerli, çünkü sadece Avrupa Birliği uğruna elde edilmedi bu özgürlük, arkasında ciddi bir mücadele de var.

Şimdi hep birlikte bu özgürlüğümüzü, bu demokratik hakkımızı kullanmayı öğreniyoruz.

Bakın dün İstanbul’da yapılan Ermeni konferansının kapısında protestocular vardı. Gayet de efendice ve barışçı yollardan protestolarını yapıyorlardı. Ne şiddet kullanmaya kalkıştılar, ne başka bir şey… En fazla yaptıkları bir-iki kişiye yumurta fırlatmaktı.

Onlar da öğreniyor ve öğrenecek; çünkü o protestocular olmasa demokrasinin anlamı olmaz zaten.

Herkes, görüşlerini şiddete başvurmadan ifade etmeyi, taleplerini bu yolla dile getirmeyi öğrenecek.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: