İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

TÜSİAD soğukkanlı olmaya davet etti

Funda Özkan

Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılacak Ermeni konferansının son anda engellenmesini, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül gibi TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı da “Kendi kendimize çelme takıyoruz” diye yorumladı.

Dün Ankara’da bir araya geldiğimiz Ömer Sabancı, şöyle konuşuyordu:

“AB’ye üye oluruz, olmayız konu bu değil. Türk toplumu düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip olmalı.

Türkiye ekonomisi, siyasi reformlarıyla olumlu yolda ilerlerken, düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda kendi kendimize çelme takıyoruz.”

Konferansın ertelendiğinin öğrenildiği önceki günün akşamı telefonda konuştuğum TÜSİAD’ın Brüksel’deki AB temsilcisi Bahadır Kaleağası’nın ise anlattıklarının üzerine aslında yorum dahi yapmaya gerek yok:

“Brüksel’de faal, Avrupa Ermeni Federasyonu adıyla 10-15 kişilik profesyonel bir lobi grubu var. Yıllardır sadece soykırım iddiası konusunu işliyorlar. Bugün de (perşembe günü) Avrupa Parlamentosu’nda toplantıları vardı. Toplantı sırasında lobi grubu birden maç kazanmışlar gibi birbirlerine sarılıp, öpmeye başladılar. Sonra anladık ne olduğunu, İstanbul’daki konferansın engellendiğini öğrenmişler.”

Birtakım milliyetçi çevrelerin müdahalelerinden en çok Türkiye’nin aleyhine çalışan çevreler mutlu oluyor. Soykırım iddiasını taşıyanlar yine “Türkiye’de demokrasi yok ki, insan haklarına saygı, düşünce özgürlüğü yok ki, Ermeni konusunda söyledikleri doğru olsun” demeye başlamışlar.

TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, 3 Ekim’de müzakerelerin başlamasına yönelik kaygı taşıdığını söylüyor. Bu kaygısının ise ‘içerideki karşıtların ataklarından’ değil, Avrupa’dan kaynaklandığını vurguluyor. Ömer Sabancı, 3 Ekim’e doğru geri sayımla birlikte Avrupa’dan moralimizi bozacak ‘sinir savaşıyla, ciddi bir taktik mücadelesiyle’ karşı karşıya olacağımıza da işaret ediyor. Türk kamuoyuna da “Sakin, soğukkanlı olmalıyız” tavsiyesinde bulunuyor. Ömer Sabancı’nın sakin olmaya davet etmesinin nedeni de açık: “17 Aralık’ta AB, Türkiye ile müzakerelere başlanması için kurumsal bir karar aldı. AB hukuka dayalı, kurumlara dayalıdır.”

TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı’nın son dönemlerde zaman zaman Başbakan Erdoğan’ı ‘kızdıracak’ demeçlerine tanık olmuştuk.

Dünkü sohbetimizde Ömer Sabancı, “TÜSİAD, AB yolunda hükümetin attığı adımları doğru buluyor” diyordu. Devamında da şu açıklamayı yaptı:

“Kıbrıs, AB konularında hükümetin arkasındayız. Özelleştirmede hem hükümeti hem Özelleştirme İdaresi’ni bu kadar başarılı ve şeffaf özelleştirme ortamı yarattıkları için kutluyoruz. Türkiye’nin menfaatini görmediğimiz konularda da ciddi eleştirilerimizi yapıyoruz.”

Şener: Her şey güzel olacak

Bir bankanın reklamındaki şarkısına benzedi ama Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in sözleri tam da böyleydi:

“Bu ülkede her şey güzel olacak.”

Üç yıl önce Türkiye’nin milli geliri 180 milyar dolardı, şimdi 349 milyar dolar. Gelişmiş ülkeler gibi trilyon dolarlık milli gelire ulaşmanın yolunu da Abdüllatif Şener şöyle anlatıyor:

“Her yıl yüzde 6 büyümeyi gerçekleştirirsek, 2015 yılında milli gelirimiz 1.5 trilyon doları bulacak. Kalkınma dediğimiz budur.”

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, sürdürülebilir yüksek büyüme oranını yakalamada, yakında yürürlüğe girecek ‘Bölgesel Kalkınma Ajansları’na vurgu yapıyor. Özellikle yabancı sermaye temsilcilerinin, uzmanlarının uzun zamandır dört gözle beklediği ‘Bölgesel Kalkınma Ajansları’ yasası Meclis’te, yeni yasama döneminde çıkacak.

Bölgesel Kalkınma Ajansları yasasının kalkınma amacını yerine getirmede ne kadar ihtiyacı karşılayacağıyla ilgili şüpheleri ikinci bölüme bırakalım. Burada hedefleri anlatalım. Bölgesel Kalkınma Ajansları öncelikle ‘kafa yapısını’ değiştirecek. Türkiye 26 bölgeye ayrılacak.

26 bölgede kurulacak ajanslarla, yerel potansiyelin harekete geçirilmesi, artık Ankara’dan değil, yerinden yönetimle sağlanacak.

Bugüne kadar ‘kalkınma hamleleri’nde, hep Ankara’dan, tepeden inme çabalarla, teşvik ve vergi kolaylıkları sağlayarak, bölgelerarası farklılık kapatılmaya çalışıldı. Bunca yılın başarısızlığını ise DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) Müsteşar Yardımcısı Lütfi Elvan’ın şu sözleri özetliyor:

“En gelişmiş bölge ile en geri kalmış bölge arasında 11 kat fark var. Oysa AB ülkelerinde bu fark 1.5, en yüksek 3.5 kat.”

Bölgesel Kalkınma Ajansları yerinden yönetim ilkesine dayalı olarak, bölgesel stratejileri oluşturacak, girişimciliği destekleyecek, AB fonlarının kullanılmasında koordinasyon sağlayacak ve en önemlisi yatırımcıların izin ve ruhsat işlemlerinin tek elden takibini yapacak.

Bu son madde bürokrasi dişlileri arasında kaybolan, bir imza için kapı kapı aylarca dolaşan yabancılar başta olmak üzere tüm yatırımcıların önünü açacak.

Bir hantal yapı daha mı?
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, bölgelerarası uçurumu yok etmeyi (daha doğrusu azaltmayı) hedefleyen Bölgesel Kalkınma Ajansları’nın yeni bürokratik, hantal yapı haline dönüşmeyeceği konusunda işadamlarını ikna etmeye çalışıyor.
Ajansların yönetim yapısı ise, iş dünyasını şüpheye düşürüyor. Birden fazla ilden oluşacak bölge ajanslarının yönetiminde, illerin valileri, il genel meclislerinin başkanları, belediye başkanları, her ilden birer kişi olmak kaydıyla ticaret ve sanayi odaları başkanları yer alacak. İstanbul, Ankara, İzmir ajanslarında ise yerel otorite ile kalkınma kurulunun seçeceği sivil toplum temsilcileri bulunacak. Uzman personel genel sekretere bağlı olacak. Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (türkonfed) Ankara’daki ‘Bölgesel Kalkınma Ajansları’ panelinde türkonfed, “Asıl eli taşın altında olan bizleriz.
Bizi de ajansların yönetimine katın” talebinde bulundu.
Örgüt yeni olmakla birlikte altyapısının oluşturulması 10 yıla dayanıyor. 10 yıl önce ‘sanayici ve işadamları dernekleri’nin güçbirliği arayışıyla, TÜSİAD’ın kol kanat gerdiği SİAD hareketi, önce SİAD Platformu’nda birleşti, sektörel dernekler de ‘Sektörel Dernekler Platformu’nda. Ardından federasyonlar oluşturuldu, altı federasyon da konfederasyonu kurdu.
7 bin 500 iş insanının üyesi olduğu, 65 derneğin çatısı altında toplandığı, beş bölgesel, bir sektörel federasyonun kurduğu konfederasyon için türkonfed yönetimi “Biz AB standartlarında iş dünyasının tek sivil toplum kuruluşuyuz” diyor.
‘Kent konseyi’ olarak niteleyebileceğimiz ‘Bölgesel Kalkınma Ajansları’nda iş dünyasının daha fazla temsil edilmesi talebine ise kamu otoritesi şimdilik, “Bir yerinden başlayalım. Aksaklık söz konusu olursa tamir etmek kolay” yanıtını vermekle yetiniyor.
Eyvah ki ne eyvah. Teşvik yasası için “Ölü doğacak” dedik. Başbakan Erdoğan’ın inadıyla yasa çıktı, ertesi yıl teşvik kapsamındaki il sayısını artırdılar. Sonuçta 81 ilden sadece 6’sı memnun edilebildi.
AB standardında kurulacak ‘Bölgesel Kalkınma Ajansları’ için hkümet bu sefer de ‘En doğrusunu ben bilirim’ edasıyla hareket ediyor. İşadamları dertlerini anlatmaya çalışıyor. Ancak anlaşılan iş işten geçmek üzere. Çünkü yasa tasarısının 25 maddesi Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçti, geriye üç madde kaldı. Kamu otoritesinin yönetimde hâkim olduğu ajans sistemi ölü doğacağa benziyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: