İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni konferansı

Taha Akyol

İKİ açıdan bakıyorum. Biri, bu konferansın engellenmesi Türkiye’nin milli menfaatlerine uygun mudur, değil midir?

İkincisi, bu konuda hukuk ne diyor?

Önce şunu tespit edelim: Bu konferansta konuşacak olan akademisyenlerin hepsi fikirlerini söylemişlerdir, yazıp çizmişlerdir, buna devam da edeceklerdir.

Konferansı engellemek, bu görüşleri yok etmeyecek. Aksine, engellemeler bu konferansa ‘sansasyon’ katmış, ilgi odağı haline getirmiştir.

Bütün dünya için, konferansta nelerin söylendiği veya nelerin asöylenmediğinden daha çok ilgi çeken bu “engelleme” olmuştur.

Türkiye’nin üzerine, “suçunun ifşa edilmesinden korkan, akademisyenleri susturan ülke” görüntüsü düşürülmüştür. Lobiler bunu koz olarak kullanacaklardır.

* * *

HALBUKİ konferans, böyle sansasyonel olaylar yaşanmadan yapılsaydı, akademik toplantı olarak kalacaktı. Konuşmalar “tartışma” tablosu verecekti. Çünkü konuşmacılar içinde Taner Akçam gibi birkaç fanatiğin dışında, “soykırım” diyen yok; çok farklı görüşler var. “Mukatele” diyen var, “kıtal” diyen var, hatta “İttihatçıların etnik temizliği” diyenler bile var ama bunlar da “Soykırım tarifine girmez” diye açıkça belirtiyorlar.

İçeriği bakımından “tartışmalı” olan bu konferansın tekrar engellenmesi, “kesin” bir şekilde Türkiye’nin imajına gölge düşürmüştür.

Avrupa Parlamentosu’ndaki sicilli Türk düşmanlarının bu engellemeyi büyük sevinçle karşılamalarının sebebi, bu engellemeyi koz olarak kullanacak olmalarıdır.

* * *

HUKUKİ yönüne gelince… İdare mahkemesi, birtakım sorular sormuş ve cevabı gelinceye kadar konferansı durdurmuştur. Bu sorular, konferansa kimlerin katılacağı, isimlerin hangi kıstaslara göre belirlendiği, masrafların nasıl karşılandığı gibi sorulardır.

Mahkeme herhangi bir konferans hakkında bu soruları soramaz. Çünkü kimlerin konuşacağına karar vermek yargının değil, idarenin, olayımızda mesela rektörlüğün yetkisindedir.

Mahkeme, “Şu kişinin konuşması sakıncalı, öbürü konuşsun” diye karar verebilir mi? “Konuşmacılar şu kıstasa göre belirsin” diye karar verebilir mi? Öyleyse bu sorulara dayalı bir yürütmeyi durdurma kararı da vermemeliydi.

Konferansta suç işlenirse bu adli bakımdan savcılığın, idari bakımdan üniversitelerin yetkisindedir; idare mahkemesinin yeni yetkisi yoktur.

Zaten, durdurma kararı için muhalefet üye, durdurma kararının İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 2. maddesine aykırı olduğunu belirtmişti. Bu maddeye göre, mahkemeler “yerindelik denetimi” yapamazlar; bir işlemin, bir konferansın “yerinde”, yani uygun, isabetli, iyi, yararlı olup olmadığına karar veremezler.

Aynı maddeye göre, mahkemeler “idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler”; üniversitelerin konferans hakkındaki takdirine müdahale edemezler.

Konferansta suç işlenirse… Ona da idare mahkemesi değil savcılık bakar.

Konferans milli güvenliğe aykırı ise? Öyle bir şey varsa ona da rektörlük veya valilik karar verir.

Karar hukuka aykırıdır, eminim yine hukuk düzeltecektir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: