İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir tür soğuk savaş!

Bugün Bilgi Üniversitesi’nde “Türkiye’nin Ermeni soykırımı yapmış olduğunu” kendi aralarında kabul eden ve dünyaya ispatlamayı görev bilenler “bilimsel” bir konferans verecekler

24.09.2005

Bugün Bilgi Üniversitesi’nde “Türkiye’nin Ermeni soykırımı yapmış olduğunu” kendi aralarında kabul eden ve dünyaya ispatlamayı görev bilenler “bilimsel” bir konferans verecekler. Bir süre önce Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılmak istenen ama toplumdan gelen aşın tepki ile üniversite tarafından iptal edilen konferans…

Aslına bakarsanız, karşı tezlerin bile tartışılmasını bile kabul etmeyen, sadece kendileriyle aynı görüşte olanlan konuşturan ve dinleyen, futbol takımı tutar gibi “tez” tutan, görüşlerini paylaşmadığını bildikleri veya emin olmadıkları kişileri dinleyici olarak salona bile almayanlara nasıl bilim adamı, böyle bir toplantıya nasıl bilimsel konferans denebilir; onların hepsi ayrı ve çok uzun bir tartışma konusudur.

Ama sonuçta, karşı görüşte olan meslektaşlarıma, diğer akademisyenlere (ki bunların 354 tanesi görüşlerini açıkça ilân etmiştir) dahi “soykırım olmamıştır” dedikleri için devlet tarihçisi tanımını yakıştıracak kadar antidemokrat davrananların da üniversitelerde toplantı yapması yar gıyı ilgilendiren bir konu değildir.

Türkiye sınırları içinde bir Ermeni soykırımı yapıldığı tarihi belgelerde yer almamasına ve toplumun görüşü de bu olmamasına rağmen bu akademisyenler bir üniversitede aksini savunmak istiyorlarsa bunun yargı yoluyla engellenmemesi gerekir. Aslında hiç bir görüşün üniversitelerde savunulmasının engellenmemesi gerekir. Demokrasi bunu, farklı görüşlerin bilimsel platformda rahatça ifade edilmesini gerektirir.

Aksi yapıldığı ve toplum tepkisi infiale dönüşerek işin içine baskı unsuru girdiği zaman bu -gerçekte hiç de öyle olmayan- beyler demokrat, tepki gösterenler ise demokrasi karşıtı olarak görülüyorlar ve dünyaya da böyle empoze ediliyorlar.

Durup dururken kof kahramanlar yaratılıyor. O kahramanlar orada burada, Avrupa basınında, TV’lerinde boy gösterme fırsatı yakalıyor.

Bilim adamı mı, propaganda uzmanı mı?

Bir bilim adamı inandığı konulara bağnaz şekilde saplanıp kalmaz. Karşı görüşleri dinlemeye ve hoşgörmeye açıktır. Kendi ülkesini dünyaya şikâyet etmez.

Bizde kendini “bilim adamı, aydın” olarak tanıtan ve Ermeni tezini savunan grup ise sürekli olarak bunu yapmakta… Taner Akçam, Halil Berktay, Baskın Oran, Selim Deringil, Murat Belge, Hrant Dink ve onlarla aynı fikirleri paylaşan diğer akademisyen ve yazarlar bu toplantının benzerlerini yaklaşık dört yıldır Amerikan üniversitelerinde Ermenilerle ortak çalışma gruplan oluşturarak yapmak taydılar. Şimdi tam AB müzakere tarihi öncesinde Türkiye’de mutlaka yapılmasının zamanı geldiğine inanıyor olmalılar ki Ekim’der önce bu toplantıyı İsrarla gerçekleştiriyorlar.

Tabii burada Amerikan üniversitelerinde yapılan toplantıları hangi çevrelerin organize ettiğini sormak mümkün. Bu çevrelerle, toplantıya katılanlar arasında çıkar ilişkileri var mıdır; sormak mümkün. Örneğin Taner Akçam’in kitaplarının Zorian Enstitüsü ile bir ilgisi olup olmadığını soran okurlanmız var, cevap istemek mümkün.

Öte yanda, diğer ülkelerde yaşayan Ermeniler, özellikle işadamları bu konuda büyük maddi yatırımlar yapıyor, milyonlarca dolar harcıyor ve soykırımın kabulünü milli dava lan olarak görüyorlar. Bizde ise bırakın işadamlarını, medya bile olayın farkında değil. Sonuç ortada…

Onun için bırakınız konuşsunlar, bırakınız propagandalarını yapsınlar. Yaptıkları bir tür 21, Yüzyıl “soğuk savaş” yöntemi, ama yine de…

Yargı bu olaya asla karışmamalı!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: