İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Azınlık vakıfları taşınmazlarını istiyor


Azınlık vakıflarının gayrimenkullerinin iadesi için, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açtığı davanın duruşması, bugün Strasbourg’da yapıldı.




NTV-MSNBC

Güncelleme: 06:55 ET 20 Eylül 2005 Salı

STRASBOURG – Azınlık dinlerine mensup iki vakfın Ankara’ya karşı AİHM’de açtıkları mülkiyet hakkı ve ayrımcılık davasının duruşması bugün Strasbourg’da yapıldı. Davacı azınlık vakıfları devlet tarafından el konulan taşınmazlarının iadesini talep ettiler.



Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı ile Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı, 1940-50 ve 60’lı yıllarda bağış yoluyla elde ettikleri taşınmazlara 90’lı yıllarda devlet tarafından 1974 tarihli bir Yargıtay kararındaki ulusal güvenlik hükümleri gerekçe gösterilerek el konulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin mülkiyet hakkıyla ilgili maddesine aykırı olduğunu iddia ettiler.



Davacı vakıflar, azınlık cemaatlerine ait vakıfların taşınmaz mülk edinmelerine ilişkin Türk yasaları ve bu yasaların Türk yargı organlarınca yorumunun Lozan Antlaşması’yla uyumlu olmadığını da savunarak, kendilerine ayrımcılık yapıldığını söylediler.



1974 YILI YARGITAY KARARI ‘ÖLÜM FERMANI’

Bağış yoluyla elde edilen taşınmazlara devlet tarafından el konulmasının 500 yıllık maziye sahip azınlık vakıflarını kapanma riskiyle karşı karşıya bırakacağını da öne süren davacılar, bu konuda Yargıtay’ın bir dairesinin 1974 yılında aldığı kararın azınlık vakıfları için “ölüm fermanı” olduğunu iddia ettiler.



Davacı vakıflar Vakıflar kanununda 2002 yılından bu yana yapılan değişiklikleri yetersiz bulduklarını da dile getirdiler ve söz konusu değişikliklerin el konulan taşınmazların iadesini öngörmediğini söylediler. Davacı vakıfların avukatları devlet bakanı Mehmet Ali Şahin’in son haftalarda azınlık vakıflarına yönelik açıklamalarını da eleştirdiler.



Türk hükümeti ise tüm bu tezlere karşı yaptığı savunmada Vakıflar Kanunu’ndaki son değişiklikleri ön plana çıkardı. Azınlık vakıflarının 1935 sonrası taşınmaz elde etme kapasitelerinin bulunmadığını belirtti.



KARAR GELECEK AYLARDA ÇIKACAK

Dini azınlık vakıflarının mülk edinme hakkına ilişkin bir ilk olan bu davada kararın önümüzdeki aylarda açıklanması bekleniyor. Karar Türkiye aleyhinde çıkarsa benzer davalar için örnek teşkil edebilecek. Türk hükümeti bu davaya ilişkin olarak Strasbourg’a gönderdiği savunmada, vakıflarla ilgili son yasal değişiklikler sonrasında 116 cemaat vakfının 2234 (iki bin iki yüz otuz dört) gayrı menkul için başvuruda bulunduğunu bildirmişti.



AİHM’nin davacı vakıfların kendilerine ayrımcılık yapıldığına ilişkin tezlerini haklı bulması halinde ise, Ankara ilk defa Strasbourg Mahkemesi önünde kendi vatandaşlarına ayrımcılık yapmaktan hüküm giymiş olacak.





Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: