İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sami Kohen:Gene aynı nakarat… – Milliyet

Bu ABD’deki Ermeni lobisinin kaçıncı çıkışı? Yıllardan
beri Amerikan Kongresi’nde aynı senaryo sahneleniyor.

Ermeni lobisi ve yandaşları, soykırım iddiasını doğru ve haklı bulan
bir kararı Kongre’den çıkarmak için fırsat kolluyor.
Önce Temsilciler Meclisi’nin ilgili komitelerine sunduğu tasarı
ile, ilgi ve destek topluyor. Ama tasarı, onay için meclisin
genel kuruluna geçince, Beyaz Saray ve yönetimin
çeşitli branşları devreye giriyor. Sonuçta tasarı genel
kurula hiç gelmiyor veya bu onayı sağlayamıyor…

Araya gene bir sükûnet dönemi giriyor. Ta ki, Ermeni
lobisi ve destekçileri, yeni bir fırsat bulup, aynı oyunu tekrar
sahneye koyuncaya kadar…

* * *

Dün ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi,
Ermeni soykırımından Osmanlı İmparatorluğu’nu sorumlu tutan ve
Türkiye Cumhuriyeti’nin de bu suçu kabul etmesini isteyen
karar tasarısını kabul etti.

Gerçi bu tasarının meclis genel kuruluna sunulması (ve hele
onaylanması) mümkün görülmüyor. Herhalde Beyaz
Saray yönetimi devreye girecek, meclis başkanı tasarının genel
kurul gündemine kaydedilmesini önleyecektir. Deneyimli
gözlemcilerin kanısı bu…

Ama bu Ermeni yanlısı tasarının komitede
görüşülüp geniş ilgi ve destek görmesi dahi,
açıkçası, Ermeni lobisinin bir başarısıdır. Kongre’nin
nihai kararı bu yönde olmayacaksa da, Ermeni lobisinin “sessiz ve
derinden” giderek, ABD’nin siyaset platformunda bu kadar başarılı
olmasının nedenlerini, objektif olarak değerlendirmek gerekiyor.

* * *

Genelde ABD’de -dünyanın birçok ülkesinde olduğu
gibi- Ermeni soykırımı iddialarının destek görmesinin esas nedeni,
Ermeni diasporasının propaganda ve nüfuz avantajına karşılık,
Türkiye’nin “tanıtım” alanındaki (yani kendi görüşlerini
iletme ve kamuoyunu etkileme konusundaki) yetersizliğine bağlanır.

Bunda doğruluk payının çok büyük olduğu kuşkusuz.
Ama yıllardır bu yetersizliğin giderilememesi de büyük
kabahat. Ne yazık ki Türkiye, ABD’deki karşıt lobilerin
propagandalarına karşı hâlâ yetersiz kalıyor. Halen
Türkiye için çalışan profesyonel lobicilerin pek
başarılı olduğu da söylenemez. Kaldı ki ABD’deki -ve genelde
dünyadaki- Ermeni propagandasına karşı sonuç almanın tek
yolu “tanıtım” değil. Bu “sorun”un “siyasal” boyutları da çok
önemli.

Şu sırada Ermeni lobisinin Kongre’deki “çıkışı”,
Türkiye-ABD ilişkilerinde ve gerek Washington’daki siyasiler
arasında, gerekse Amerikan kamuoyunda Türkiye konusunda esen (ve
pek de olumlu olmayan) “hava” ile ilgili. Açıkçası
Kongre’de, hâlâ 1 Mart tezkeresinin izleri silinmiş ve eski
güven tam kurulmuş değil. Bu çevrelerde hâlâ
Ankara’nın dış politika çizgisi üzerinde(özellikle
İran ve Suriye konularında) -haksız ve yersiz de olsa- sorular
soruluyor, şüpheler ifade ediliyor. Başı Irak’la ve New Orleans
felaketi ile epey sıkışık olan Beyaz Saray da açıkçası
pek devrede değil. (Ankara’ya yeni büyükelçi de
henüz resmen atanmadı)…

Sorunun “siyasal” boyutları bağlamında bir de şunu eklemek lazım:
Türkiye, dünya çapında sıkıntı yaratan Ermeni
iddiaları ve sorunu karşısında, yeni stratejiler oluşturmak
durumundadır…

ABD’de -ve diğer ülkelerde- Ermeni yanlısı faaliyet her kriz
yarattığında, çok şey söylenir, yazılır. Sonra da unutulur,
gider. Ta ki, “bir yenisi” gelinceye kadar!..

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: