İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

`Kardeşlik´ meselesi

Kürşat Bümin

Doğrusu epeydir konuşuluyordu. Eski Diyanet İşleri Başkanı Lüffi Doğan’ın mütevaffa Patrik Kalustyan’ın anne bir kardeşi olduğu yolundaki söylentilerin tarihi bayağı eskilere gidiyor. Bu çerçevede hatırlanan bir olay da var ayrıca: Prof. Zekeriya Beyaz’ın geçmiş yıllarda bir televizyon programında “imalı lafları” ile stüdyoda bulunan bir (yoksa iki mi?) eski Diyanet İşleri Başkanı’nı zor dorumda bıraktığı.

Yeni Aktüel, bu söylentilerden hareketle bir dosya yaptı. Mehmet Asal’ın Köln’de Almanya Ermeni Cemaati önderi Başpiskopos Karetin Bekçiyan’la yaptığı röportaj -meseleye uzak olanlar açısından- gündeme “bomba gibi” düştü. Başpiskopos Karekin (Patrik Kalustyan’dan naklen) eski Patrik’in “anne bir Müslüman bir kardeşi var ve bu kardeş çok ünlü bir din adamı” diyerek Lütfi Doğan’ı (“Dr” olmayanını) işaret ediyordu. Bekçiyan konuya ilişkin bir hikaye de anlatıyordu: “Cenazesine (“anne”nin cenazesine) Lütfi Doğan ve diğer çocukları da geldi. O zaman herkes ‘Ne mübarek kadınmış, iki oğlu var. Biri Hırıstiyanlar’ın patriği, biri Müslümanlar’ın’ demişti.”

Tahmin ettiğiniz gibi Yeni Aktüel doğru araştırma-soruşturmaya…

Çalınan ilk kapı tabii olarak eski siyasilerden ve diyanet işleri başkanlarından Lütfi Doğan’ın kapısı. Doğan röportaj vermeyi kabul etmiş. İddiayla ilgili olarak “Bu bir bühtandır” diyor ve şeceresini üç göbek öncesinden sıralıyor.

Yeni Aktüel karşı cenahtan, yani eski CHP milletvekili diğer Lütfi Doğan’ın da kapısını çalıyor. Ona göre de aranan kişi kendisi değil, çünkü o sadece Türklerin yaşadığı Ermenek doğumlu.

Ancak izin verirseniz, iki eski diyanet işleri başkanının söz konusu açıklamalarında ortaya çıkan önemli bir hususu hatırlatmadan geçmeyelim: Görünen o ki Lütfi Doğan’ların her biri -laf arasında tabii- aranan kişinin diğeri olduğunu ima, hatta işaret etmekten de geri kalmıyor!

“Sağcı” Lütfi Doğan’ın “solcu” Dr. Lütfi Doğan’ı işaret eden sözleri şöyle: “O arkadaşımızın babasını tanırım, çok değerli bir insandır, asker kökenli Mevlût Bey. Annesini tanımıyorum, ama o da benden sonra geldi. Artık kimdir, neyin nesidir, bu konuları ben bilmiyorum.”(!)

“Solcu” Lütfi Doğan’ı iması (işareti!) ise şöyle: “Ermeni arıyorsanız Gümüşhane’ye bakın!”(!)

Açıkça söylemek gerekirse, ben bu iki “ima”dan da hiç mi hiç hoşlanmadım. Konuşulan konu bir söylentiden ibaret olsa da, “Benim değil öbürünün anasını araştırın!” gibi bir savunma refleksinden hiç mi hiç hoşlanmadım.

Peki şimdi “dosya”yı kapamak mı gerekiyor? Tabii ki; Patrik Kalutsyan ile anne bir kardeş “din adamları”nın Lüftfi Doğan’lar olmadığını tabii ki kabul etmemiz gerekiyor. Gerekiyor, çünkü onların açık seçik beyanları bu doğrultudadır. Bu nazik konularda da beyan esas olduğuna göre “aranan kişi” bu iki Başkan değildir. Lütfi Doğan’ların bir söylentiyi kurtarmak, durduk yerde (bizleri memnun etmek için!) annelerinin Ermeni olduklarını söyleyecek halleri yok herhalde!

Böyle “nazik” bir konu açılır da Prof. Zekeriya Beyaz geri kalır mı? O da tutup -sıcağı sıcağına- bir televizyon kanalına şu açıklamayı yapmış:

“Onları bırakın, asıl Ermeni kökenli Diyanet İşleri eski Başkanı Süleyman Ateş’tir. Yazılarıyla Hırıstiyanlığı hoş gösteriyor. Ermeni lobiciliği yapıyordu. Biz teşhir ettik.”(!)

Tam da Zekeriya Beyaz’lık bir açıklama değil mi? Dikkat edin, Beyaz sadece “aranan kişi”nin Ateş olduğunu söylemiyor, elinde “delilleri” de var! O Ateş değil miydi “Yazılarıyla Hırıstiyanlığı hoş gösteren ve Ermeni lobiciği yapan?”

Süleyman Ateş’in bu hepten raydan çıkmış sözlere cevabını çok beğendim: “Zerre kadar gönlünde Allah korkusu olan bir insan böyle bir şeyi söyleyemez.”

Ama nerdeee!

Yazıyı burada kesiyorum ama konumuz henüz tükenmedi… Yarın da Ermeni Patriği Mesrob II’nin konuya ilişkin açıklamalarına göz atacağız. Ancak şimdiden söyleyeyim ki, Patrik’in meseleye yaklaşımı gerçekten çok farklı.

(Bu son sözlerimi Zekeriya Beyaz duymasın, sonra beni de “Ermeni lobiciliği yapmak”la filan suçlayabilir! Bu arada aklıma geldi: Sahi, Beyaz’ı (küçük adı Zekeriya olanı) ekranlarda epeydir görmüyoruz. Nedendir acaba, devir mi değişti nedir?)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: