İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

50 senedir aynı mantık

Eser Karakaş

Bildiğiniz ve basına yansıdığı gibi ülkemiz çok nahoş anıları olan 6-7 Eylül olaylarının 50. yılına gelmiş bulunuyor; bugünkü konum 6-7 Eylül olayları olmayacak ama zihniyetin ve bağlantıların değişmemesi ilginç ve ilginç olduğu ölçüde de acıklı.

6-7 Eylül olayları Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldığı söylentisinin yayılması üzerine bir grubun İstanbul rumları, ermenileri ve musevilerinin can ve mallarına saldırısı şeklinde gerçekleşiyor; aradan yıllar geçtikten sonra Atatürk’ün evine küçük bir bomba koyan kişinin bizim devletin en üst memuriyet görevinden emekliye ayrıldığının bilinmesinin, öğrenilmesinin konuya ayrı bir boyut kattığı da ortada.

6-7 Eylül olaylarının sözde açıklaması ise bomba olayı nedeni ile bir grup vatandaşın infiale kapıldığı yani provoke oldukları yönünde olmuş idi ve bugün dahi bu teze inananlar mevcut.

6-7 Eylül’ün 50. yılı nedeni ile Beyoğlu’nda açılan bir serginin kendine ulusalcı diyen bir grup tarafından basılması ve arşiv resimlerine yumurta atma,yırtma gibi ilkelliklerin 2005 senesinde yine aynı mekanlarda yaşanması da ayrı bir dram.

Gelelim bugünkü konumuza ama bugünkü konu da göreceğiniz gibi 6-7 Eylül mantığından bir arpa boyu yol gidemediğimizi gösteriyor.

Bir grup DEHAP’lı geçtiğimiz günlerde Mudanya’ya gider iken Bözöyük’ten geçiyorlar, geçer iken de Öcalan’ın posterlerini otobüse asıyorlar ve halkın bir bölümü de buna tepki gösteriyor ve otobüsü taşlıyorlar; olan biten çok sevimsiz ama daha da sevimsiz olan benim TV’den izleme bahtsızlığına uğradığım Sayın Adalet Bakanı’nın bir konuşması.

Sayın Bakan meseleye provokasyon boyutu ile baktığını ifade etti ve ortaya çıkan kanunsuz tepkiyi adeta mazur gösteren bir talihsiz açıklamada bulundu.

Öcalan ülkeye büyük acılar yaşatan bir terör örgütünün lideri ve şimdi hapishanede; hukukuçu olmadığım için bendeniz kamusal olarak bir terör örgütünün (mahkeme kararı ile) liderinin posterinin asılmasının ve propagandasının yapılmasının suç olup olmadığını bilmiyorum ama hukukçuların ve özellikle de Adalet Bakanı’nın bilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şayet eylem yasalarımıza göre suç niteliği taşıyor ise idarenin (Sayın Bakan da idarenin bir parçası) gerekeni yapması ve kanunsuz eylem yapanları yargı önüne taşıması gerekiyor; aksi ciddi bir biçimde görevi savsaklamak anlamına geliyor.

Ancak, şayet söz konusu eylem mevcut yasalarımıza göre suç niteliği taşımıyor ise eylemin idarenin güvencesi altında olması hukuk devletinin bir zorunluğu; yasalara göre suç niteliği taşımayan bir eyleme de taşlı sopalı tepki gösterenlerin de yine idare tarafından yargı önüne taşınması gerekiyor.

3 Ekim tarihine çok az kala Öcalan posterleri ile Mudanya’ya neden gidildiği konusu herhalde yıllar sonra yazılır, çizilir ve sıradan vatandaşın da kanımca eline taş, sopa almadan bu işe tepki göstermesi çok doğal ve tepkisini de ifade etmesi de yine çok doğal.

Ancak, Adalet Bakanımızın bulunduğu görevde sıradan bir vatandaşın ruh hali ile davranması, kişisel tepkilerini kamusal sıfatı ile ifade etmesi bana çok normal gözükmüyor; normal gözükmediği gibi devlet ciddiyeti ile bağdaştırılmasını da olanaklı görmüyorum.

Şayet ortada yasalara göre suç oluşturmayan bir fiil söz konusu ise bir Adalet Bakanı’nın olan-biteni vatandaşın infiali olarak nitelendirmesi hukuk devleti açısından çok sakıncalı zira infial gösterenler yani eline taş-sopa alarak otobüslere saldıran-saldırtılan kişiler (bu işlerin neden buralara geldiği yakın gelecekte anlaşılır) açıkca yasalara karşı bir tutum içindeler ve adalet kurumumuzun başı bu suç işleyen kişileri tümü ile mazur göstermeye yönelik ve böylece muhtemelen savcıları da etkilemeye yönelik bir söylemi TV ekranları önünde dile getirebiliyor.

Bundan elli sene önce de vatandaşımız olan ve bırakın başka konular sadece bu nedenden devletimizin güvencesi altında olması gereken İstanbul azınlıkları vahşi bir saldırıya uğradığında da o zamanın egemenleri bu işi de sıradan bir provokasyon olayı olarak sunmaya çalışmışlar idi ama yukarıda değindiğim gibi yıllar sonra bomba olayının faili çok şaşırtıcı bir isim çıkmış idi.

50 senede çok şey değişmiş gibi duruyor ama zihniyet dünyamızda ne kadar fark var çok emin değilim doğrusu.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: