İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YAZIMIZIN 1600. YILINDA OKULLARIMIZ AÇILIRKEN PATRİK HAZRETLERİNİN MESAJI

Sevgili Cemaatim,

Yüce Allah’a şükürler olsun, çocuklarımızın eğitimi, gelişebilmeleri ve kültürümüzü benimseyebilmeleri için elzem olan Ermeni azınlık okulları 2005 – 2006 eğitim dönemine başlarken, 12 Eylül 2005 Pazartesi sabahı kapılarını bir kez daha açıyor. Öğrenciler, okulların açılışı dolayısıyla zaten heyecan içindeler. Yepyeni bir dönem başlarken hepsinin de yüreği ümitle dolu.

Bununla birlikte her dönem başında olduğu gibi, okul müdürlerimizin, eğitmenlerimizin ve özellikle de ailelerin önemli bir görevi bulunmaktadır: Türkiye’de azınlık okullarına sahip olabilmek, bu okullarda Milli Eğitim Bakanlığınca öngörülen resmi müfredatın yanı sıra, atalarımızın dilini, inancını ve kültürünü de öğrenebilmek yasal bir hak olmasının ötesinde, gerçekten de büyük bir ayrıcalıktır.

Azınlık okullarını açık tutabilmek için, manen ve madden büyük özverilerde bulunmak gerektiğini de unutmamak gerekir. Hayırsever iş adamlarımızın her yılki katkılarının yanı sıra, toplumumuzun her bir üyesi, kültürel kimliğimizin yaşayabilmesi için kalbî bağışlarıyla okulların bütçesine katkı sağlamalıdır.

Sevgili Cemaatim,

Toplumumuzun geleceği bir anlamda azınlık okullarının kuruluş amaçlarına hizmet etmelerine doğrudan bağlıdır. Diline, yazısına, kültürüne ve kutsal değerlerine sahip çıkamayan insanlar, oluşturdukları azınlık toplumunun varlığını sürdürebilirler mi?

İşte bu nedenle, okullarımızdaki Ermeni dili, din kültürü ve ahlak dersleri son derece değerli ve önemli olarak görülmelidir.

Azınlık okullarının, ülkedeki diğer tüm okullar gibi, çocuklarımızı hayata hazırlamak gibi bir işlevi vardır. Öğrencileri yüksek öğrenime hazırlayacak çağdaş bilgiler ve yabancı diller doğal olarak en iyi düzeyde öğretilmelidir. Ancak okullarımızın azınlık kültürünü işleme misyonu hiçbir şekilde gözardı edilemez. Her birimizin, kendi kişisel bütçesinden özveride bulunarak bu okulları açık tutmaya ve yıllık bütçeyi dengelemeye çalıştığı gibi, Ermeni dili ve din dersi saatlerini en iyi şekilde değerlendirebilmek için de özverili bir yaklaşım sergilememiz gerekmektedir. Türkiye Ermenileri’nin birincil hizmetkârı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Ermeni kökenli bir vatandaşı olma sıfatıyla bu uyarıyı yapmama mecbur bırakıldığım için üzüntü duyduğumu ifade etmeme izin veriniz.

Türkiye Ermenileri Patriği olarak en büyük dileğim, toplumumuzun her bir üyesinin dilimizi akıcı bir şekilde konuşabilmesi, 1600 yıllık harflerimizi okuyup yazabilmesi, Ermeni basınını takip edebilmesi, Hristiyan inancını, Kutsal Kilise’nin temel öğretilerini, yortularını, tarihimizi, kültürümüzü ve geleneklerimizi tanıyabilmesidir.

Bu yıl, Ermeni yazısının bulunuşunun 1600. yılını kutlamaktayız. Bu, halkımızın kendi alfabesiyle yazabilme, kültür üretebilme ve şimdiye kadar üretilen eserlere ulaşabilme ayrıcalığının farkına varabilmemiz için değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. 2004-2005 döneminde, okullarımızdan bazıları bu büyük kutlamayı değişik etkinliklerle gündeme taşıdılar. Basınımız bu etkinliklerden bazılarının başarılarına ayrıntılarıyla değindi.

Türkiye Ermeni Katolik Kilisesi Başepiskoposu Hovhannes Çolakyan Hazretleri ve Türkiye Ermeni Protestan Kilisesini temsil eden Sayın Hovhannes Torkomoğlu ile 1600. Yıl kutlamaları hakkında bir tavsiye kararı aldık. Türkiye’deki tüm Ermenilerin, 12 Eylül 2005 tarihinden 2006 yılı Paskalya yortusuna kadar Ermeni yazısının bulunuşunun 1600. yılını tek bir toplum olarak kutlamalarını arzuluyoruz. Öyle ki, okulların açılışından Paskalya yortusuna kadar olan dönem zarfında tüm eğitim kurumlarımızın, derneklerimizin ve korolarımızın düzenleyecekleri etkinliklerle Aziz Sahag, Aziz Mesrob ve onların öğrencilerinin öncülüğünü yaptıkları büyük edebî hareketin düzeyli bir şekilde kutlanabilmesi için herkesin gerekeni yapacağını umuyorum. Patrikliğimiz ruhanilerinden, toplumumuzun aydınlarından, hayırseverlerimizden, tüm vakıf yöneticilerinden, eğitmen ve öğretmenlerden, sanatçılardan ve toplumumuzu oluşturan her bireyden bu etkinliklerin en iyi şekilde gerçekleşebilmesi için maddi, manevi katkılarını ve desteklerini esirgememelerini rica ediyorum.

Ermeni yazısının “Allah’ın halkımızla Ermenice konuşması için” yaratıldığını unutmayalım. Bu nedenle öğretmenlerimizden, Aziz Çevirmenler Hareketi’ni sadece kültürel veya etnik bir olay olarak algılamamalarını diliyorum. Tüm eğitmenlerimiz, bizleri Kutsal Kitab’ı kendi dilimizle okuma ayrıcalığına kavuşturan Aziz Çevirmen Rahiplerin vizyonunu kavramaya çalışmalıdır. Atalarımızdan bizlere aktarılan kutsiyetlerimizin değerini bilelim.

Okulların açılışı vesilesiyle, çocuklarımızın ana dillerini öğrenme hakkına saygı duyarak onları azınlık okullarına gönderen toplumumuzun tüm duyarlı üyelerini kutluyorum. Bu vesileyle, velilere de birkaç söz söylememe izin veriniz: Çocuklarımızın kültürümüzü benimseyebilmeleri için bulunduğumuz şartlar dahilinde ellerinden geleni yapan okullarımıza ve öğretmenlerimize destek olunuz. Bireyin yaşamındaki ilk okul, ilk kilise, ve toplumun en küçük birimi olan ailenin, yeni kuşağın gelişmesinde en önemli rolü oynadığını unutmayalım. Saygıdeğer Veliler, ruhani ve kültürel değerlerin yuvalarınızda yaşanması ve yaşatılması için ne gerekiyorsa muhakkak yapınız.

Okulların açılışı vesilesiyle tüm öğrencilerimizi, öğretmenlerimizi, müdürlerimizi, okul kurucu temsilcilerini, yöneticileri, hayırseverleri ve velileri kutluyor, sağlıklı bir eğitim ve öğretim yılı diliyor, tüm kültürel ve eğitsel etkinliklerin başarısı için dua ediyorum.

Unutmayalım:

OKULLARIN HER AÇILIŞI,

ERMENİ YAZISINI VE EDEBİYATINI KUTLAMAYA DAVETTİR!

Kutlu olsun!

Esenlik dualarımla,

PATRİK MESROB II

Ermeni Patrikliği

Kumkapı, 10 Eylül 2005

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: