İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İsmet Berkan:Türkiye’nin Türkleştirilmesi: Dün ve bugün – Radikal

Türk milliyetçiliğini ve son yüzyılın Türk
milliyetçiliği açısından servet ile sermayenin el
değiştirdiği yüzyıl olduğunu yazdım dün. Biraz daha devam
etmek istiyorum…

6-7 Eylül dehşetinin en önemli yanlarından biri,
saldırının hedefinin doğrudan gayrimüslimlere ait işyerleri
oluşudur. Evet, ibadethaneler ve evler de saldırıya uğramıştır ama
olayların merkezinde İstiklâl Caddesi’ndeki
dükkânların yağmalanması vardır.

Bu, bir sermaye çeşidinin kovulmaya çalışılmasıdır,
başka bir şey değil.

50 yıl öncenin alışkanlıklarının ve bakış açılarının
bugün de geçerli olması hiç de sürpriz değil.
Bugünkü yabancı sermaye düşmanlığı, sermaye kelimesinin
başına ‘yabancı’ kelimesinin eklenmesi, Telekom’u sırf ‘Arap sermayesi’
aldı diye tedirginlik duyulması, 28 Şubat’ta ‘yeşil sermaye’ avına
çıkılması vs. bunlar hep geçmişle paralellikler
içeren şeyler.

6-7 Eylül’ün hâlâ çözülememiş
yanları var. Olayların tertipçileri arasında o sırada Londra’da
bulunan Dışişleri Bakanı Zorlu’nun, Başbakan Menderes’in ve
Cumhurbaşkanı Bayar’ın bulunduğuna kuşku yok. Ama öyle anlaşılıyor
ki, olaylar bu üçlünün bile tasvip etmeyeceği bir
hale bürünmüş, yağmaya dönüşmüş. Bu
üçlü aslında Kıbrıs konusunda geniş çaplı
protesto gösterileri bekliyorlar.

Ancak ‘derin devlet’in devrin başbakan ve cumhurbaşkanını da aşarak
daha derin bir komplo düzenlediği, yağmacılara ne askerin ne de
polisin müdahale etmemesiyle, asker ve polisin tersi emirler
aldığının daha sonra belgelenmesiyle ve yağmacıların asker
refakâtinde İstanbul dışına çıkmasıyla anlaşılıyor zaten.

Belki iktidar, Kıbrıs konusunda zor bir müzakere
yürütürken (ki o zaman Türkiye, Kıbrıs’ta İngiliz
idaresinin devamını istiyor) biraz kamuoyu

desteğine ihtiyaç duyuyor ama başkaları bunu ‘Türkiye’yi
Türkleştirme’ planlarına bir vesile sayıyorlar. Bu ülkeyi
yöneten hükümetten daha derin bir güç o
zaman da vardı demek!

Evet, 80 yılda Türkiye bir hayli Türkleştirildi, en
azından gayrimüslim azınlık sorunu ortadan kalktı ama azınlık
sorunu bitmedi. Her ne kadar, hukuken ‘azınlık’ olmasalar da,
Türkiye’nin etnik ve dini azınlıklara sahip olduğunu hepimiz
biliyoruz. Evet, Kürtlerden ve Alevilerden söz ediyorum.

***

6-7 Eylül’de ‘tahrik’ unsuru hep öne
sürüldü. Bugün de ‘tahrik’ eksik değil.

6-7 Eylül’de linç girişimlerine tanık olduk, daha
önceki gün benzer linç girişimleri
güçlükle engellendi.

Yani bu ülkenin topraklarında yüzyıldan fazla zamandan
beri olup biten şeylerin hiçbiri yeni değil. Ne yaptığımız
tartışmalar ne de çatışma konularımız değişiyor.

Dün Rum ve Yahudi sermayesini temizlemeye uğraşıyorduk,
Susurluk çetesi de Kürt sermayesinin peşine
düşmüştü.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: