İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Haluk Şahin: Provokatörlere 6-7 Eylül dersleri – Radikal

‘Zaman’ın en büyük yargıç olduğu, tüm
gerçeklerin zamanla ortaya çıktığı söylenir. Tam
olmasa da, bu genellemede doğruluk payı büyüktür.

50 yıl önce yaşanmış olan 6-7 Eylül olaylarına bu
açıdan baktığımızda gerçeğin ta kendisini değilse bile,
ana çizgilerini görebiliyoruz:

Demokrat Parti iktidarı yeterince hazırlığı olmayan sıcak bir
sorunu, Kıbrıs’ı, kucağında bulmuştur. Londra’daki
üçlü görüşmeler iyi gitmemektedir. Adanın
Yunanistan’a devri olasılığı artmaktadır. Acilen bir şeyler yapılması
gerekmektedir.

Ama ne? Bunun üzerine birilerinin aklına İstanbul Rumları gelir
ve bir hazırlık başlar…

Artık bu istihbarat teşkilatı tarafından mı iktidara
önerilmiştir, yoksa iktidar içindeki bir ‘parlak’ fikirli
(Celal Bayar?) mi istihbarat teşkilatına
götürmüştür, kesin olarak bilmiyoruz. Dilek kipinde
şöyle denmiştir:

– Atina’da Atatürk’ün evine bomba konsa,

– Bunun haberi İstanbul’a hızla yayılsa,

– Hazır imha ekipleri önceden belirlenmiş

Rum ev ve dükkânlarını yıksa,

– Halk biraz içini dökse,

– Böylece Yunanlılar pabucun pahalı olduğunu anlasa…
Türkiye rahat nefes alsa…

Bir psikolojik mühendislik projesidir bu. Kitlelerin
kışkırtılmış öfkelerine istendiği anda gem vurulabileceği
varsayımına dayanmaktadır. Güruhlaşan kalabalıkların
Frankeştaynlaşabileceği gerçeğini göz ardı eden, rizikosu
fevkâlade yüksek, ama ilk bakışta pek parlak
görünen bir plan!

Ve tüm çok parlak planlar gibi, aptalca!

Sonuçları biliyoruz: O parlak plan, Cumhuriyet döneminin
en utanç verici iki gününe dönüştü.

Birileri o dillerinden düşürmedikleri ‘Türk
milleti’ne insanlık ailesi önünde en ağır lekeyi, ‘vandal’
damgasını vurmuş oldular.

Bence Celal Bayar ve Adnan Menderes’i tarih önünde
mahkûm etmek için ellerinde patlayan bu bomba yeter!

Keşke günümüzün bomba yapıcıları ve
provokatörleri 6-7 Eylül’ün 50.
yıldönümünden yararlanıp gereken dersleri
çıkarabilseler.

Örneğin:

– Kitlelerin öfkeleriyle oynamak fevkâlade tehlikelidir.

– ‘Parlak’ provokasyon planları berbat felaket senaryolarına
dönüşebilir,

– ‘Nasıl olsa kimsenin haberi olmaz’ diyenler herkesten önce
kendilerini kandırırlar,

– Ağır sosyal patlamaların faturasını gelecek kuşaklar da öder.

O utanç günleri hiç olmazsa 50 yıl sonra bir işe
yaramış olur.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: