İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Burhan Ayeri: Kimlere hizmet ediyoruz? – AKSAM

Durup dururken ‘6-7 Eylül Olayları’ yeniden ısıtılıp, ekrana
sürüldü. Hatta bir kısım yazılı medya da bu işe katkıda
bulundu. TV-8’de Rıdvan Akar’ın hazırladığına dikkat ettik, diğerleri
gibi yeni hiçbir şey yok. Dönemin Yunanistan mahkemelerinin
aldığı kararlar olduğu gibi senaryoda. Atatürk’ün
Selanik’teki evine bombayı bizim koyduğumuz kabullenildi. ‘Derin
Devlet’in kullandığı öne sürülen öğrencinin daha
sonra Valiliğe kadar yükseldiği iddia edildi. Zamanlama dışında,
bu kaşımalara neden gerek görüldü? Yeni unsur olmadığı
gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ne yararı oldu?

Bazen şaşkına dönüyoruz. Bir İngiliz basınına bakın, bir de
bizim medyamıza!

Aynı temayı ‘DEHAP-PKK işbirliğinin’ yarattığı olaylarda görmek
mümkün. Bölücüler düğmeye basmış etnik
çatışma peşinde. Sonuçta AB’yi de yanlarına almak
amacında oldukları meydanda. İstanbul’dan Mersin’e, Bilecik’ten
Diyarbakır’a uzanan, ellerine verilen metni aynen uygulayanları
görüyorsunuz. Hatta, ‘İmralı’ya sevgi saygı gezisi’nden
hasarla dönenlere karşılama törenleri bile düzenleniyor.

Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil
Çiçek’in dediği gibi “Eylemi yapanlar, vatandaşı bilerek
tahrik etmişlerdir. Bu ülkenin ayrılmaz parçalarını karşı
karşıya getirmeye çalışıyorlar”.

Ardından DEHAP’ın Başkanı ve İmralı’dakinin sağ kolu Tuncer Bakırhan
konuşuyor: “Üç beş taş bizi yıldıramaz. Daha
büyük gösterilerle ortaya çıkacağız”. Yabancı
kanallara bakıyorsunuz, sadece otobüslerin taşlanması sahneleri
var. Bölücüler mazlum, Devlet’in birliğini ve dirliğini
savunanlar ise terörist.

Peki bu çarpıtma nasıl oluşuyor derseniz, yine bir kısım
gazeteci kartvizitli ne idüğü belirsizler
yüzünden…

İki konuda açıklama yapma gereği hissettik. İlki yüksek
tirajlı bir gazetenin ekinde çıkan Tele-Röportajımız. Biz
konuştuk, muhabir arkadaş, toplu eleştirimizden nasibini alanları
sınıflandırıp ‘Bak senin için neler söyledi’ sorularını
eklemeyi uygun görmüş. Doğrusu bu bize yakışan tarz değil.
Yine de bunları yazmayı uygun gördük.

Diğeri ise bir dergide yayınlandı. Kısa süre de olsa birlikte
çalıştığımız gazeteci, doğrularla, dolduruşları harmanlamakta.
Aklı sıra, ‘Üniter kafamızı’ karalayacak. Onun da yolu açık
olsun. Yazdıkları arasında iki şey doğru. Bu toprakları
parçalamak isteyenlere ölesiye karşıyız. Diğeri de
bazılarının ‘İnsani yapısını severiz’. İdeolojilerini ise kabullenmemiz
mümkün değil. Amaç karalamaksa, bizi bilen biliyor.
İki ismi verip, reklamlarını yapmak niyetinde değiliz.

Herkesin yolu açık olsun. Kendi adımıza veremeyeceğimiz hesap
yok.

ÖZEL NOTLAR: Belediyeler bez pankartları yasaklarken
ölçüyü kaçırdı. Sonuçta bir
sürü insan aç kalacak. Bunun yolu, belirlenen yerlerde
izin verilmesidir. Tam bu konuyla ilgilenirken, Diyanet İşleri
Başkanlığı’nın açıklaması geldi. ‘Cenazeye çiçek
göndermek günah’. Hadi bakalım, seralar ve dükkanları
kapatacaklar. Alın size yeni işsizler. Bu işlerde biraz tuhaflık var
gibi. Yanlışların düzeltilmesini diliyoruz.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: