İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

`Patrikhanenin burada olması lehimize´

Aziz Nikolaos Kilisesi’ndeki çalışmaların tanıtıldığı etkinliklere katılan, proje sponsorlarından Vehbi Koç Vakfı’nın Başkan Yardımcısı Rahmi Koç ile Türkiye’deki kültür politikalarını konuştuk

Filiz Aygündüz

Orta Bizans dönemine ait kubbeli bir bazilika olan ve uzmanlar tarafından Anadolu’daki üçüncü en önemli Bizans yapısı olarak kabul edilen, halk arasında da Noel Baba Kilisesi olarak bilinen Antalya Ümre’deki Aziz Nikolaos Kilisesi’nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yürütülen kazı çalışmaları kapsamında belgelenen ve onarılan duvar resimleri, önceki gün özel bir etkinlikle tanıtıldı. Açılış konuşmasını kazı başkanı Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıldız Ötüken yaptı.
1989’da başlayan kazı çalışmalarının 2000’den bu yana sürdürülen duvar resimleri ayağının tanıtımında konuşan, Antalya Valiliği, Fener Rum Patrikhanesi ve Alexander S. Onassis Vakfı’nın da içlerinde bulunduğu proje sponsorlarından Koç Holding Şeref Başkanı ve Vehbi Koç Vakfı Başkan Yardımcısı Rahmi Koç, “Ümidim odur ki, yakın bir tarihte bu çalışmalar biter, çevresi temizlenir ve Aziz Nikolaos Kilisesi, gurur duyabileceğimiz bir müze halinde dünyaya tanıtılır” dedi.

Fener Rum Patrikhanesi adına söz alan Hrisostomos Kalaycı, Aziz Nikolaos Kilisesi’nde dua ve ibadet edebilmelerinin önündeki engellerin kısa sürede ortadan kalkacağına inandığını söyledi.

Projeyi destekleme kararını nasıl aldınız?

Tekneyle yaptığım gezilerde Ege ve Akdeniz sahillerinin arkeolojik bölgelerini gezerim. Buraya da sık sık gelir, kiliseyi görürdüm. Perişan haldeydi. Kültür Bakanlığımız burayı ele almaya karar vermiş. Prof. Dr. Yıldız Ötüken’i 1991’de kazı çalışmaları sırasında tanıdım. Kazı sırasında çok ince detaylarla uğraştıkları bir sırada gelmişiz, bizi kazı yerinden attı. Ama sonrasında ahbap olduk. Burada çok değerli freskler ortaya çıktı; temizlenmelerine karar verildi. ‘Matching found’ denilen yardım eşitleme önerisinde bulunduk.

İlk 25 bin doları biz verdik, diğerini Samuel H. Kress Vakfı. Sonra çok memnun oldum ki bir Yunanlı karıştı bu işe: Alexander Onassis Vakfı’ndan bu paralar temin edildi. Burası Meryem Ana kadar meşhur olabilir. O bakımdan Kültür Bakanlığı’nın buradaki çalışmaları bir an evvel bitirmesi, dünyaya açması lazım.

‘Bakan buraya gelecektir’

St. Nikolaos’un aslında Noel Baba olduğu 1950’lerden beri biliniyor. Kilise, kültür turizmi açısından bugüne kadar ne ölçüde değerlendirildi?

Noel Baba diye anılan Santa Claus, bütün dünyada ismi geçen bir aziz. 1950’den bu yana bir şeyler olması gerekiyordu; önem verilmediğini zannediyorum. Bizans ile ilgili bir şey meydana çıkarsa, meşhur olursa Yunan kültürüne hizmet ediliyor gibi bir hava vardı. 1970’lerde Los Angeles Country Museum’da bir Bizans sergisi açıldı. Bizden 6 parça istediler, 3’ünün iznini alıp gönderebilmek için 2 sene geçti.

Kültür Bakanı projeden haberdar mı?

Bakan her şeye tepeden bakmak durumunda. Şahsi bir ilgisi olup olmadığını bilmiyorum; fakat Atilla Koç entelektüel bir adamdır. Dolayısıyla eminim, bir gün gelecektir.

‘Her şey pazarlama’

Projenin bu aşamasında yoğun bir turist ilgisi bekliyor musunuz?

Her şey pazarlama meselesi. Machu Piccho’ya gittim, Cuzco’da. Peru’da İnkaların olduğu yer. Hiçbir şey yok. 3 eski duvar, bir de kertenkele var. Millet hücum ediyor. Öyle bir satıyorlar ki ellerindekini, orada bir haftanız geçiyor. Dolayısıyla memleketi ‘satmak’ lazım. Her şey pazarlama meselesi. O kadar çok kıymetli eser var ki bizde. Bu işlere, senede 2 milyar dolar harcasa devlet, hepsi ayağa kalkar.

Hrisostomos Kalaycı, konuşmasında kilisede ibadet etmek istediklerini söyledi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Daha büyük ses getirir. Kilisenin restorasyon çalışmaları bittikten sonra patrik gelse ve burada senede bir ayin yapsa, dünyada yer yerinden oynar. Patrikhanenin İstanbul’da olmasını lehimize kullanmamız lazım. Nasıl ki Vatikan’ın ve Papa’nın bütün dünyada bir ağırlığı var; bizim Fener Rum Patriği’nin de öyle… Amerika Reisicumhuru geliyor, bizim elimizi sıkmadan evvel gidip onun elini sıkıyor. Onun ağırlığını inkâr edemeyiz.

Kültürel ve doğal varlıkları korumak adına projeleriniz var mı?

Ayvalık’ta Cunda Adası’nın tepesinde kilise gibi küçük bir yıkık vardı. 6 yıl uğraştık. Yunanistan’a çok yakın, askeriyeden izin almak lazım denildi. İzni aldık. Şimdi Anıtlar’dan nihai kararı bekliyorum. Olunca onu restore edeceğim. Restorasyon tamamlanınca halka kütüphane olarak açacağız.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: