İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

‘6-7 Eylül olaylarını Menderes’le tertiplediğimiz yalan’

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir trajedi olarak yerini alan 6-7 Eylül olaylarının üzerinden 50 yıl geçti. Demokrat Parti ile birlikte olayları tertiplediği öne sürülen Gökşin Sipahioğlu, böylesine bir trajedinin yaşanabileceğini aklının ucundan bile geçirmediğini söyledi. 6 Eylül 1955’te İstanbul Ekspres Gazetesi, ‘Atatürk’ün Selanik’teki evi bombalandı’ manşetiyle yıldırım baskı yapmış, ardından Rum, Ermeni ve Yahudi vatandaşlara ait ev ve işyerleri yağmalanmıştı. Adnan Menderes başkanlığındaki DP hükümeti, olaylara geç müdahale etmekle suçlandı. İstanbul Ekspres Gazetesi’nin patronu Mithat Perin, Yayın Yönetmeni Sipahioğlu ve Menderes’in olayları önceden tertipledikleri ileri sürüldü. Zaman’a konuşan Sipahioğlu, iddiaları yalanladı ve haberi mesleki reflekslerle yayınladığını belirtti.

İstanbul Ekspres’in dönemin en önemli akşam gazetesi olduğunu belirten Sipahioğlu, 6-7 Eylül olayları konusunda mesleki reflekslerle hareket ettiğinin altını çiziyor: “Atatürk’ün evine bomba atıldığı haberini atlayamazdım. Olayları gördükten sonra ‘Keşke haberi vermeseydik’ diye içimden geçirdim, ama bugün olsa gazetecilik adına yine aynı şeyi yaparım.” Gazetenin patronu Mithat Perin’in Menderes’e yakın olduğunu, fakat kendisinin böyle bir ilişkisi bulunmadığını dile getiren Sipahioğlu şöyle konuşuyor: “Siyasetle alakam yoktu. Zaten 1957 yılında bir basın toplantısında Menderes’e Türkiye’nin İsrail’le oynaması gereken futbol maçına niye çıkmadığını sordum. Çünkü maçı hükmen kaybetmiştik. Daha sonra Menderes, Perin’i arayarak tartıştığımızı söylemiş. Perin de beni yanına çağırdı ve ‘maalesef ayrılman gerek’ diyerek işten çıkardı.” 6-7 Eylül olaylarının önceden planlandığını savunan Sipahioğlu’na göre, hükümet Yunanistan’a gözdağı vermek istedi, fakat işin çığrından çıkacağını tahmin etmedi.

Gökşin Sipahioğlu, dünyanın çeşitli ülkelerinde çalıştıktan sonra, 1970 yılında, Paris’te SİPA Presse fotoğraf ajansını kurdu. İki yıl önce ajansı satan Sipahioğlu halen Fransa’da yaşıyor. Sipahioğlu, Atatürk’ün evinin bombalanması haberini önce radyonun, ardından da Anadolu Ajansı’nın yayınladığını kaydediyor. Daha sonra kendisinin acilen ikinci baskı yaptığını anlatan Sipahioğlu, 200 bin gazete sattıkları iddialarını da yalanlıyor: “Biz o gün akşam üzeri saat 4’ten 8’e kadar 20 bin tane gazete bastık.” Haberin yayınlanmasında taraflı davranmadıklarını ifade eden Sipahioğlu, buna örnek olarak da manşetin altında Yunan hükümetinin olayla ilgisi olduğunu yalanlayan demecine yer vermelerini gösteriyor. 2. baskı yapıldığı sırada gazetenin patronu Perin’in ofiste bulunmadığını, kararı tek başına verdiğini belirten Sipahioğlu, Perin’in daha sonra kendisini hiç tenkit etmediğini dile getiriyor. Sipahioğlu şunları anlatıyor: “Olaylar gerçekten çok feciydi. Bizim fotoğrafçı arkadaşlar, Taksim’deki kilisenin yakılması sırasında birilerinin ‘yakın yakın’ diyerek provokasyonda olduklarını anlatmıştı. Bir ara Yeni İstanbul Gazetesi’ni de yıkmaya çalıştılar. Oradaydım. ‘Yapmayın, burası Türklerin’ diyerek engellemeye çalıştım.” Osmanlı’nın azınlıklar ve diğer dinlere gösterdiği saygıya gönderme yapan Sipahioğlu, Türkiye’de böyle bir şeyin vuku bulmasını ‘Bizim için kara bir leke’ ifadeleriyle değerlendiriyor. Öte yandan Sipahioğlu yaptığı bir açıklamada MİT’i suçlayarak haberin Selanik’teki patlama haberinin kaynağının onlar olduğunu ima etmiş, buna karşılık da Perin “O halde Sipahioğlu MİT’in elemanı.” demişti. Sipahioğlu, “Perin bana daha sonra bir yazı gönderdi. Böyle bir şeyin söz konusu olmadığını söyleyerek yalanladı.” diyor.

‘Türkiye’nin imajı da büyük zarar gördü’

Prof. Dr. Celal Erçıkan, bazı çevrelerde sanıldığı gibi 6-7 Eylül 1955 olaylarında bulunmadığını, insan hakları ve adalete aykırı hiçbir tutum ve davranışı desteklemediğini belirtti. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin eski Göz Kliniği Şefi Prof. Erçıkan, “Bu olaylar Türkiye’nin çıkarına olmamış, aksine imajına büyük zarar vermiştir.” dedi. Olayların yaşandığı sırada Milliyetçiler Derneği’nin yönetim kurulu üyesi ve ayrıca İstanbul Üniversitesi’nde asistan olduğunu vurgulayan Erçıkan; “Olayları engellemek için zamanın bazı sivil ve asker yöneticileriyle görüştüğüm söyleniyor. Böyle bir şey yok. Bu tür olayları tasvip etmemekle birlikte, ne çıkarmak ne de önlemek için herhangi bir girişimim olmadı. Ancak baştan beri zora, şiddete, diktaya karşı oldum ben.” şeklinde konuştu. Dönemin milliyetçileri arasında, olaylarda Rum ve diğer gayrimüslimlere karşı tavır alıp almama, şiddet eğilimine girip girmeme konusunda görüş ayrılığı çıkmıştı. Olayların üzerinden 50 yıl geçtikten sonra, emekli bir general, basına yansıyan demecinde; “6-7 Eylül olayları Özel Harp Dairesi’nin muhteşem bir örgütlenmesiydi.” demişti. Ahmet Dinç, Ankara

Gayrimüslimlerin malları yağmalanmıştı

6 Eylül 1955’te Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığı söylentileri üzerine başta Rumlar olmak üzere, Ermeni ve Musevilere yönelik saldırılar oldu. 3 kişinin öldüğü, 30 kişinin yaralandığı olaylarda 73 kilise, 1 fabrika, 8 ayazma, 2 manastır, 5 bin 538 gayrimenkul tahrip edildi. Beyoğlu’nda, Karaköy’de Rum vatandaşlara ait dükkanlar yağmalandı. İzmir’de Yunan Konsolosluğu ateşe verildi. Olayların ardından sıkıyönetim ilan edildi. 27 Mayıs darbesinden sonra, olayların DP tarafından tertiplendiği iddiasıyla Yassıada Mahkemesi tarafından yargılanan yöneticiler çeşitli cezalara çarptırıldı.

06.09.2005

Emre Soncan

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: