İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Akılsız başlar

Güneri Cıvaoğlu

Batman’da PKK ve Apo için sloganlar atanların cenaze gösterisi ve Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın…
“Türkiye’yi Filistin yapmak istiyorlar” söylemi bağlamında, zaman tünelinden girip bugünlere gelelim…

……………….

1900’lü yılların başlarında Araplar, Osmanlı ile et-tırnak gibiydi.

Devlet adamları arasında ve orduda Arap kökenli Osmanlıların sayısı hiç de az değildi.

Örneğin… 31 Mart 1909 irtica ayaklanmasını bastırmak üzere Selanik’ten getirtilen Hareket Ordusu Komutanı Mahmut Şevket Paşa da Arap’tı.

Meşrutiyet Meclisi’nde 245 sandalyeden 75’i Arap temsilcilerine aitti.

I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile Araplar, İstanbul Hükümeti’ne bağlılıklarını bildirdiler. Osmanlı birlikleri içinde Çanakkale, Kafkaslar ve Balkanlar’da 10 binlercesi gönüllü olarak savaştılar.

Bu cephelerde şehit olan Arap sayısı, 10 bin dolaylarındadır.

Çanakkale şehitliğinde mezar taşlarına Halepli, Şamlı, Kudüslü, Trabluslu, Bağdatlı yazılan şehitler, bu satırların kanıtlarıdır.

………………..

Oysa… Özellikle İngilizler, Arapları, Osmanlı’ya karşı kışkırtıyordu.

“Özgürlük çağrılarında” bulunuyordu. Paris’teki Arap aydınlarını kullanıyorlardı.

Fakat -burası çok önemli- bağımsızlık isteyen Arapların sayısı, 300-500’ü geçmiyordu.

……………….

İttihat ve Terakki, akılcılıktan çok panik sendromu içinde “Türkçülüğe” sapmıştı.

Avrupa kıtasındaki ve Kuzey Afrika’daki Osmanlı topraklarının elden çıkması üzerine, İttihatçılar Anadolu’yu son toprak/anayurt olarak algılamışlar ve “Anadolu’yu Türkleştirmek” stratejisine geçmişlerdi.

İmparatorluk yerine, “Ulus Devlet” oluşturma çabasındaydılar.

Ancak… Bunu bir tür ırkçılık olarak uyguladılar.

Güneydoğu’daki Kürtleri batıya sürerek 5’te 1 oranında dağılmış yeni demografik yapı yaratmak, stratejinin bir ayağıydı.

I. Dünya Savaşı patlayınca, daha henüz ilk uygulamaları yapılan Kürtleri dağıtmak stratejisi rafa kaldırıldı.

Ermeni tehcirinde de, gene bu stratejinin izleri olabilir. Ermenilerin Ruslarla işbirliği halinde doğuda 5 vilayete özgürlük tanıyan anlaşmayı İstanbul’dan koparması, Ruslarla savaşta bu topraklardan kaçanlarla oluşan 4 Ermeni taburunun sınırın öte yanındaki Rus kuvvetlerine katılması, Erzurum ve yöresindeki köyleri vurması, bu stratejiye vites kazandırmış olmalı.

Ancak… Bu “ırkçı bir Türklük” anlayışıydı.

Çok yanlıştı.

………………..

Ermeniler zararsız hale getirildi.

Kürtler zaten bir sorun değildi hatta Hamidiye alaylarını oluşturarak Ermenilerin üzerine gitmişlerdi.

Ama… Aynı politika Araplara da uygulandı.

Meclisteki sandalye sayıları, 75’ten 5’e indirildi.

Arapça okullar yasaklandı.

Mecliste Arapça konuşma yasaklandı.

Arapları aşağılayan yazılar çoğalıyordu.

Tüm bu yanlışlara karşın gene de Arapların büyük çoğunluğu İstanbul’dan yana olduklarını açıklıyorlardı. Suudi Şeyhi Abdulaziz Bin Suud bunların başındaydı.

İttihatçılar iki büyük hata rüzgârıyla, Arap milletinin tavrını çöl tepeleri gibi bir yerden diğerine savurdu.

1- İhanet edeceğini bile bile İstanbul’da gözetim altındaki Şerif Hüseyin’i Mekke’ye gönderdi.

2- 6 Mayıs 1916’da Suriye ve Lübnan aydınları, Şam ve Beyrut meydanlarında idam edildi.

………………..

Atatürk, İttihatçıların “ırkçı Türkçü” görüşünü hiçbir zaman benimsemedi.

Atatürk, bu topraklarda yaşayan her ırk, renk, dinden insanımızı eşit-hür yurttaşlar olarak gören milliyetçiliği CHP’nin 6 oku arasına ve Anayasa’ya yansıtmıştır.

O’nun politikaları kendi dönemi için doğru olanıydı.

O’nun politikalarını bu dönemin koşulları içinde yeniden yorumlayarak, aynı kucaklayıcı anlayışla sürdürmek, aklın yoludur.

Arap örneğini anımsayalım…

Potansiyel ayaklanmanın liderini serbest bırakmak kadar, parlamento kapılarını kapatmak, dil ve eğitim yasakları koymak, “ötekiler” yaratmak sadece Kürt kökenli büyük çoğunluğu temsil etmeyen marjinallerin ekmeklerine yağ sürer.

………………….

Bilgi için… “Türkiye’nin Ortadoğu Politikası” – Erdal Şimşek – Kum Saati Yayınları – 2005.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: