İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İsviçre kendi kuyusuna düşebilir

Ruhat Mengi

Doğu Perinçek’in İsviçre’de “Ermeni soykırımı yoktur” demenin cezasının 3 yıl hapis olduğunu bile bile bu suçu işlemesi kanımca hiç de tesadüf değildir

27.07.2005

Doğu Perinçek’in İsviçre’de “Ermeni soykırımı yoktur” demenin cezasının 3 yıl hapis olduğunu bile bile bu suçu işlemesi kanımca hiç de tesadüf değildir. Perinçek muhtemelen Türkiye (ve kendisi) açısından böyle danışıklı dövüş bir hatanın yararlı olacağını gayet iyi hesaplayarak yapmıştır bunu…

Bence İsviçre’ye gidip aynı sözü söylemesi gereken kişi TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu olmalıydı. Hem kendisini -söyledikleri gibi- tutuklayıp tutuklayamayacaklarını görmüş olurduk, hem de İsviçre bir anda kendi kazdığı kuyuya düşerdi. Şu anda Doğu Perinçek’i tutuklamayarak kuyunun yanıbaşından bir U dönüşü yapmış durumdalar.

Perinçek’in “Beni lütfen tutuklayın, kanunlarınıza uyun” demesi mümkün müdür bilmiyorum. Ama Halaçoglu hakkında zaten gıyabi tutuklama karan var, buna mecbur olacaklardı.

Bize sık sık yazan, Birmingham Üniversitesi Hukuk Fakültesi Master öğrencilerinden olan okurumuz Erdem Uyullu neler olacağını gönderdiği son mektupta çok güzel açıklamış. Şöyle diyor:

“TTK Başkanı hakkında İsviçre Savcılığı açıklamasını yapü. Öyleyse olayı neden hukuki platforma taşımıyoruz? Çözüm çok basit; TTK Başkanı İsviçre Ve gider ve savcılık tarafından sorguya çekilir. Sonuçta 3 yıl hapis cezası gerektiren bir suç hakkında savcı dava açmak zorundadır. Ceza davalarında ise sanık suçsuzluğunu ispatlamak için her türlü delile dayanabilir. Bu noktada arşivlerimiz de dahil her türlü delili ileri sürebiliriz. Bunun yanı sıra davaya hükümet üyeleri, tüm sivil toplum örgütleri katılır. Böyle bir olay dünyada mutlaka yankı bulur.

Öyle ki demokrasiyle övünen İsviçre’nin düşünce özgürlüğüne verdiği önem bariz şekilde ortaya çıkar (…) Ermenistan ve Fransa da dahil Ermeni soykırımı iddiasında bulunan ülkeler sürekli kaçtıkları bu tartışmaya ister istemez katılmak zorunda kalırlar ve kendilerini sorgulamaya başlarlar. Bu dava hukuk fakültelerinde okutulacak kadar uluslararası boyut kazanır. Ayrıca Avrupa kendi demokrasi gediklerinin değerlendirmesini yapmak zorunda kalır.”

Sayın Yusuf Halaçoglu keşke bu öneriyi aynen uygulasa. Zira Avrupa ve Ermenistan’ı doğru dürüst bir tartışma ortamına çekmenin ve bize uygulanan tek taraflı baskıdan kurtulmanın başka bir yolu da görünmüyor.

Gelenekmiş, pöhhh!

Yani Özrü, kabahatinden büyük” sözü bunlar için söylenmiş. AKP Disiplin Kurulu Başkanı Uzun, düğünde havaya kurşun sıkan milletvekilleri için “Bölgenin geleneğine göre davranmışlar. Disiplinlik bir durum yok” demiş. Silah atmak gelenekmiş. Sevsinler sizin geleneğinizi!

O bunu söylerken silah çeken milletvekillerinden biri; AKP Ordu Milletvekili Enver Yılmaz daha da takdire şayan bir vecize yumurtlamış; “Bu olayın gündeme gelmesi iyi oldu. Bütün Türkiye beni konuşuyor.”

Aferin size bayım… Bütün Türkiye konuşuyor ama bu davranışı yapanlara “MAGANDA” diyerek… İstediğiniz bu mu? (Pazartesi günü, bu olaydan söz ettiğim ve ‘dokunulmazlıklarına güveniyorlar’ dediğim yazıda ‘üzüleceklerine gevrek gevrek güleceklerini, kaıılacaklarını’ söylememiş miydim? Tanıyoruz artık bu örnekleri!)

Adalet Bakanı ise “Yanlış iş, keşke olmasaydı” demiş. Bu kadar basit demek ki! Biz hatırlatalım o zaman; ‘Kanunlarımızda havaya ateş etmenin hapis cezası var Sayın Bakan. Bizi adalete inandırın lütfen!’ Aksi takdirde AKP’nin kaçak, yasa dışı kursları bir kalemde “yasal” hale getirdiği gibi her konuda adalete cambazlık yaptırdığına inanacağız.

Dokunulmazlıkları kaldırılmalı ve cezalarını her vatandaş gibi çekmeliler. Demokrasi gerçekten varsa yapılması gereken budur.

Türkiye 21. yüzyılda hem suçlu, hem güçlü, üstüne üstlük şımank siyasetçiler görmek istemiyor artık!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: