İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Son Ermeni Köyü: Vakıflı

Sayı: 555 – 25.07.2005 | Adem Yavuz Arslan


Kendi küçük, ünü sınırları aşmış bir köy Vakıflı. Organik tarım yapması, köy halkının birkaç dil bilmesi yanında en vurucu özelliği Türkiye’nin tek Ermeni köyü olması. Bu yüzden Amerikan CNN’den Alman DW’ye kadar dünya medyasına konu oldu, AB Komisyonu Türkiye Büyükelçisi Kreschmer’e kadar ünlü siyasileri ağırladı.

Hatay’ın en güneyinde, bir yüzü Suriye’ye bir yüzü Kıbrıs’a bakan yeşillikler içerisinde küçük bir köy Vakıflı. Onu Türkiye’deki binlerce köyden ayıran özellik ise Ermenistan sınırları dışında yer alıp da tüm nüfusu Ermenilerden oluşan, tek yerleşim birimi olması. Bu bakımdan kendisi küçük de olsa ünü sınırları aştı, sorunları Avrupa Birliği (AB) diplomatlarının bile gündemine girdi. Hatta geçtiğimiz günlerde AB Komisyonu Türkiye Büyükelçisi Kreschmer beraberinde iki AP parlamenteri ile köyü ziyaret etti. Tabii Amerikan CNN İnternational ve Alman Deutsche Welle gibi iki dünya devi medya kuruluşu da.

Samandağ İlçesi ve Vakıflı Köyü aslında bu topraklarda yaşayan insanların ne kadar da hoşgörülü olduğunun yüzlerce yıllık ispatı. Birkaç kilometre karelik bir bölgede birbirine zıt inançları ve o inancın müntesiplerini beraber görebilirsiniz. Samandağ, Arap Alevilerinin yoğun olduğu bir ilçe. Şehrin Musa Dağı istikametine gittiğiniz zaman Hıristiyan Arapların yaşadığı Cemal Gürsel Mahallesi’ne ulaşıyorsunuz. Bu mahalleye bitişik olan Şükrü Kanatlı Mahallesi ise Sünni Türklerin. Üç km kadar daha gittiğiniz zaman ise Türkiye’nin tek Ermeni köyüne varıyorsunuz. Sünni Türklerin yaşadığı Kanatlı ile arasında herhangi bir sınır yok. Adeta iç içe geçmiş. Vakıflı’dan hemen sonra ise Sünni Türkmenlerin yaşadığı Hıdırbey Köyü var. Aslında bölgenin insanı için bu çok sıradan ve normal bir durum. Anormal karşılayanlar dışarıdan gelenler. Vakıflı’yı diğer köylerden ayıran ise nüfusunun tamamının Ermenilerden oluşması.

Köy 1940’larda civarın en büyük köyü iken bugün sadece 32 haneli, 140 kişinin yaşadığı küçük bir yerleşim birimi. Köyün neredeyse boşalmasının nedeni ise gençlerin evlenme, okul, iş gerekçeleriyle ya yurtdışına ya da İstanbul’a taşınmaları. Bugün köyün yaş ortalaması 60. Öğrenci yokluğunda okulları da pansiyona dönüştürülmüş. Köyde okul çağında olan 15 çocuk ise servisle Samandağ’a gidip geliyor.

Pırıl pırıl ve düzenli bir köy Vakıflı. Her yer portakal bahçeleri, servi ağaçlarıyla kaplı. Köyün 13 yıllık muhtarı Merç Kartun’un anlattıklarına göre köyün tarihi 300 yıl eskiye gidiyor. Köyün tarihinde belirleyici olan olaylar ise 1915’te yaşanmış. Ermeniler hakkında ‘Techir’ kararı alındığı zaman bu bölgede bulunan 7 Ermeni köyünün ileri gelenleri köylerini terk etmeme kararı alır. Kartun’un anlattıklarına göre Musa Dağı’na çıkan köylüler burada 40 gün sürgüne direnir. 40 günün sonunda ise sahildeki Fransız gemileri Musa Dağı’nda barınan 5 bin Ermeni’yi alarak Mısır’a, Port Sait Limanı’na götürür. 4 yıl buralarda yaşayan Samandağlı Ermeniler savaşın bitmesiyle birlikte Hatay’a döner ve 1939 yılına kadar burada yaşamaya devam ederler. 1939’da ise Hatay’ın Türkiye’ye bağlanması üzerine geçmişte yaşanan olayların tekrar edeceğini düşünen Ermeniler, Suriye ve Lübnan’a göç eder. Kalanlar ise bugün Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan Vakıflı’nın sakini olurlar.

Köye dönüş başladı

1939’da köyde kalmayı tercih eden 600 kişi ise ekonomik ve kültürel gerekçelerle göç vermeye devam eder. Muhtar Merç Kartun’un anlattıklarına göre köy 32 haneye kadar düşer ve nüfus 140 kişi kalır. Köy sürekli göç vermiş fakat, şimdilerde tersine bir göç hareketi var. Giderek daha da popüler hale gelen köye eski sakinleri birer birer dönüyor ya da tatillerini burada geçirmeye özen gösteriyor. İstanbul’dan Vakıflı’ya taşınan eczacı Hagop Kartun da bunlardan biri. Bakırköy’deki eczanesini kapatıp köyüne dönen Hagop Kartun, Vakıflı’nın kendisi için özel bir anlam ifade ettiğini söylüyor. Aynı zamanda köyün tek Müslümanı olan eşi Ayşe Katrun ile birlikte dedesinden kalan evi restore ettirerek yerleşen Hagop Kartun aldığı karardan son derece memnun.

İstanbul’da ya da Avrupa’nın değişik yerlerinde yaşayan Vakıflıların ileride köylerine döneceğine inanıyor. Hagop-Ayşe Kartun çifti gibi tamamen köye yerleşenler dışında yaz tatilini burada geçirenlerin de sayısı giderek artıyor. Arsak (80) ve Araksi Silahlı çiftinin 7 çocuğu ve 18 torunu ya büyükşehirlerde ya da yurtdışında yaşıyor. Fakat yaz aylarında tamamı tatile köylerine dönüyor. Bugün iki kişinin yaşadığı ev yaz aylarında 30 kişinin altına düşmüyormuş. Köyün tamamı Ermenilerden oluşsa da kız alıp vermelerle din ve mezhep değişimi de yaşanıyor. Ermeni-Sunni ya da Ermeni-Arap evlilikleri yapılmış. Elena- Vahe Çapar çifti de bunlardan biri. Elena civar köylerdeki Arap Hıristiyanlardan.

Uçakla papaz getiriyorlar

Köy her ne kadar bugün 140 kişiden oluşsa da giderek artan bir ilgi var eski sakinlerinden. Eski evler bir bir restore ediliyor. Yaz tatillerini burada geçiren Ermeniler de var. Hatta köy nüfusu yazın 500’ü aşıyor. Her yıl ağustos ayının ikinci haftasında yapılan isim günü törenlerine ise dünyanın dört bir tarafından Ermeniler geliyor ki köyün nüfusu birkaç gün için bile olsa bine kadar çıkıyor. Muhtar Kartun artan ilgiye cevap verebilmek için okulu pansiyona çevirdiklerini, iki eski evi de restore edip pansiyon olarak ziyaretçilerin hizmetine sunacaklarını anlatıyor. Yakın zamana kadar altyapı sorunları olduğunu fakat yerel yönetimlerin yakın ilgisi sebebiyle bütün sorunlarının bir bir çözüldüğünü, bugün hiçbir altyapı sıkıntılarının olmadığını söylüyor. Köy küçük ama oldukça iyi bir kiliseleri var. Kilise 1997 yılında restore edilmiş. Fakat kadrolu bir papazları yok. Muhtar Kartun ihtiyaç olduğu zaman İstanbul’dan papaz talep edildiğini anlatıyor. Önemli günlerde ise İstanbul Patrikhanesi papaz yolluyor.

Vakıflı’yı popüler yapan tek şey Ermeni köyü olması değil. 2004 yılından itibaren tamamıyla organik tarıma geçen ilk köy olmuş Vakıflı. Organik yöntemlerle yetiştirdikleri narenciyeyi ihraç ediyorlar ve bu aktivite onlara ödül bile kazandırdı. Geçtiğimiz yıl “İhracatın Yıldızları” ödülünü aldılar. Gerçi köyün başarısında köyden göç etmiş ve özellikle Almanya’da yaşayan Vakıflı’ların azımsanmayacak bir katkısı da var. Çünkü hem organik tarıma hem de ürünlerin pazarlanmasına önayak olan yine bu köyün sakinleri. Köylüler kurdukları kooperatifle 2004 yılı içerisinde 1000 tonluk ihracat gerçekleştirdiler. Bu yılki hedefleri daha fazla. Hatta organik tarımı çevre köylere de yaymanın çalışmalarını yapıyorlar.

“Onlar Türk biz Ermeni, fark nerede? ”

Aslında Vakıflı Köyü sakinlerinin gündeminde Ermeni soykırımı iddiaları ya da Türlerle Ermeniler arasındaki tartışma yok. Hatta bu tip sorulara da tepki gösteriyorlar. Fakat söz konusu olan Ermeniler olunca konu dönüp dolaşıp 1915 olaylarına geliyor. Köydeki herkes bu tartışmalardan bıkmış. Hemen hemen hepsi söz birliği etmişçesine “Biz burada mutluyuz. Beraber yaşıyoruz ve hiçbir sorunumuz yok” diyor. Gerçekten de civar köylerle ilişkileri çok iyi, hatta tarlalarda beraber çalışıyorlar. Muhtar Kartun bu tartışmaların tarihçilere bırakılması gerektiğini söyleyerek “artık bitmeli” diyor; ” Biz bu köyde yaşıyoruz ve hiç sıkıntı görmüyoruz. Yerel yönetimler, komşu köyler bize çok iyi davranıyor. Diaspora 70 yıl susup neden 1985’ten sonra yaygara koparttı. Sakız gibi çiğniyorlar. Bıraksınlar artık bu tartışmaları” diyor. Köyün en yaşlısı olan Avodis Demirci ise “Geçmişte bir şeyler olmuş. Artık geleceğe bakalım.” diyerek bu konuda konuşmak istemediğini söylüyor.

91 yaşındaki Avodis Demirci, eşi Sarah ile birlikte yaşıyor ve doğma büyüme bu köylü. Gerçi çocukluğunda Fransızlar tarafından Port Sait Limanı’na götürülmüş ama döndükten sonra bir daha köyden ayrılmamış. Hatta Hatay Türkiye’ye bağlandığı zaman çevresinde çok sayıda insan ülkeden ayrılırken o “Atatürk Türkiye’sine güveniyorum” diyerek köyünü terk etmez. Yaşı ilerlemesine rağmen zihni dupduru olan Avodis Demirci yüzlerce yıldır bu topraklarda herkesin beraber yaşadığını, kimsenin bir diğeriyle sorunu olmadığını, siyasilerin yapay gündemlerle insanların arasını açmaması gerektiğini söylüyor. Sık sık da Ermeni diasporasına karşı çıkıyor. 1979’da merak ettiği için Ermenistan’a gitmiş ama ortamdan memnun kalmadığı için geri dönmüş. Hiçbir Vakıflılının burayı bırakıp Ermenistan’a gitmek istemeyeceğini söylüyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: