İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Haçlılar ve Ermeni Prensesler

“Annesi Ermeni olan Edes kontu II. Jocelyne esmer teni siyah saçı kara gözü ve kemerli burnuyla Frenkleri şaşırtan bir görüntü çiziyordu”… Claude Mutafyan, Ridley Scott’un son filmi Cennet Krallığı’ndan yola çıkıp Ermeniler ve Haçlı seferlerini anlattı.

——————————————————————————–

Agos

16/07/2005 Marie – Aude PANOSSİAN

——————————————————————————–

BİA (İstanbul) – Gösterime girdiği her ülkede seyirci rekoru kıran Ridley Scott’un son filmi “Cennet Krallığı” (Kingdom of Heaven) Haçlı seferlerini de yeniden gündeme taşıdı.

Bölgede yoğun olarak yaşayan Ermenileri de yakından ilgilendiren bu dönemi tarihçi Claude Mutafyan, Nouvelles d’Armenie’den Marie-Aude Panossian’a anlattı:

Filmdeki Balyan adlı kahraman Ermeni mi?

Hayır, Frenk bir karakter. 13. ve 14. yüzyıllarda iki büyük Frenk ailesi, Poitou kökenli Lusinyanlar’la Güney İtalyalı oldukları varsayılan İbelin’ler Doğu’ya yerleşmişlerdi. İbelin’lerde sık görülen bir isimdi Balyan. Bu ismin toplumumuzda benimsenmiş olmasına, bu topluluklarla bölgenin yerleşik halkı olan Ermeniler arasında gerçekleşen çok sayıda evliliğin neden olduğu düşünülebilir.

Haçlılarla Ermeniler arasında nasıl bir ilişki vardı?

Tamamen coğrafî şartlardan doğan bir ilişki. Haçlılar Kudüs’e gitmek için deniz ve kara olmak üzere iki yol kullanmışlardır. Orta Avrupa’dan başlayan karayolu İstanbul, Küçük Asya, Kilikya, Suriye ve Filistin’den geçiyordu. Bu yol görüldüğü gibi 1045’de yıkılan Büyük Ermenistan’dan çok uzaktaydı.

Krallık yıkıldıktan sonra Ermeni asillerin büyük bir bölümü Kilikya, Kapadokya ve Fırat’ın batısında yaşayan hemşehrilerinin yanına göç etmeyi yeğlemişti. Bu bölgelerdeki Ermeni nüfusu o denli yoğundu ki 1097’de Kapadokya’ya giren Haçlılardan biri “Ermeniler’in ülkesine girdik” diye yazmıştı notlarında.

Haçlılar İstanbul’da bir süre kaldıktan sonra Ermeni hanedanlıklarının bulunduğu bölgelere varmadan önce Selçuklu Sultanlığı’nın -öncesinde Ermeni hanedanlıklarının bulunduğu- yer aldığı Küçük Asya’dan geçtiler. Tüm bu bölgelerse Bizanslılar’ın egemenliğindeydi.

İlk ilişkiler nasıl başladı?

Çıkar ilişkileri söz konusuydu. Hıristiyan oldukları ve bölgeyi iyi tanıdıklarından Haçlılar Ermeniler’in yardımına muhtaçtı. Toros dağlarını ancak onların sayesinde rahatlıkla aşabileceklerdi. Ermeniler ise bu savaşçılar sayesinde Ermenistan Krallığı’nı yeniden kurup rüyalarını gerçekleştirecekti.

İstanbul’un uzaklığı Kilikya’daki Bizans kontrolünü zayıflattığından Ermeni prensler burada bir özerklik oluşturmanın peşindeydiler. Fakat aynı zamanda farklı Ermeni hanedanlıklarında iç çatışmalardan dolayı parçalanmalar ve bölünmeler yaşanmaktaydı.

Haçlılar İslamlaştırılmış Ermeniler’e de rastlamışlar…

1095’te Papa büyük bir vaaz vererek Frenkleri Mısır’in işgalindeki Kutsal Topraklan kurtarmaları için yüreklendirdi. Bu topraklar Sünnilere düşman olan Şii Müslüman Fatimilerin kontrolündeydi. Vezirleriyse İslamlaştırılmış eski Ermeni mahkûmlar oluyordu genellikle. 1099’daki Kudüs veziri Al-Afdal adında bir Ermeniydi. Haçlıların niyeti bu bölgelere yerleşerek, buraları sömürgeleştirmekti.

1097’de Antakya’yı alarak Haçlı seferlerinin kızıştığı 1099 yılında Kudüs’e girdiler. Ve kısa sürede kuzeyden güneye doğru dört ayrı devlet kurmayı başardılar. Edes (Urfa) Kontluğu, Antakya Prensliği, Tripoli Kontluğu ve Kudüs Krallığı.

Neden Haçlılar genellikle Eremenilerle evleniyorlardı?

Asillerin soylarını devam ettirmeleri için kadınlara ihtiyaçları vardı. Öncelikli tercihleriyse prenseslerdi. Müslümanları seçmiyorlardı doğal olarak. 1050’deki dini bölünmelerden sonra bölgede Rum kalmamıştı. Suriyeliler ise aristokrat değildi.

Geriye sadece Ermeniler kalıyordu. Hemen hemen tüm Haçlılar Ermeni kadınlarla evlendiler. Ve bu kadınlar bölgede kurulan Latin devletlerin yönetiminde büyük rol oynadılar. Örneğin Kudüs Krallığı’nın ilk iki kraliçesi, Arda ve Morfia Ermeni’ydi. Fakat en ünlüsü Kutsal Kenti otuz yıl boyunca yöneten ünlü kraliçe Melisand’dı.

Kudüs Kralı olmadan önce Edes’in ilk iki kontu Ermeni prenseslerle evlenmişti. I. Baudouin homoseksüel olduğundan prenses Arda tahta varis veremedi. Fakat II. Baudouin’in eşi Morfia’nın üç kız çocuğu oldu. Birincisi Hodrien, Tripoli Kontesi, Alis, Antakya prensesi olurken çok özel bir bilgeliğe sahip olan prenses Melisand, 30 yıl süreyle Kudüs’ü yönetti. Üçüncü Edes Kontu I. Jocelyne, Rupinyanlar’ın kız kardeşiyle evlendi. Dolayısıyla oğullan II. Jocelyne esmer teni, siyah saçı, kara gözü ve kemerli burnuyla diğer Frenklerden farklı görüntüsüyle şaşırtıyordu.

Haçlıların gelişi Ermeni nüfusunun artmasına neden oldu mu?

Bunu cevaplamak çok zor, çünkü kaynaklarda yeteri kadar nüfus bilgisi bulunmuyor. Bunun yanı sıra Edes (Urfa) Kontluğu’nda yaşayan nüfusun büyük bölümünün Ermenilerden oluştuğu biliniyor. Fakat diğer yandan Haçlı-Ermeni ilişkileri her zaman toz pembe olmamıştır. Fırat yenilgisinden sonra Haçlılar tüm üst düzey Ermeni yöneticileri görevlerinden aldılar. Bu da Ermenilere iyi bir ders oldu ve başlıca Ermeni hanedanlıklarından Rupinyanlar ve Hetumyanlar bir daha Frenklere asla güvenmediler.

İkinci Haçlı seferinde neler yaşandı?

1144’te Edes’in (Urfa) işgale uğramasıyla başlayan ikinci Haçlı seferi sırasında Ermeniler politik davranarak çıkar sağlayabildiler, örneğin geleceğin Katolikos’u Nerses’in, Edes düşman işgaline uğradığında bir ağıt yazarak üzüntüsünü belirtmesi bir bakıma Frenklere verilmiş bir teminat sayılırdı. Diğer yandan Edes Kontu’nun eşiyle pazarlığa oturan Ermeniler, Fırat’ta, Büyük Ermenistan’ın çöküşüyle ortadan kaldırılan Katolikosluğun merkezini yeniden konuşlandırmak üzere müstahkem bir bölge talep ettiler. Ve yapılan pazarlıklar sonucunda 150 yıl boyunca korudukları Hromkla Kale’sini elde ettiler, ikinci Haçlı seferi yenilgiyle sonuçlansa da Ermeniler bundan zarar görmediler. Üçüncü Haçlı seferiyse onlar için yapıcı oldu.

Neden?

1187’de Salahaddin Eyyubi Kudüs’ü alarak Frenk işgaline son verdi. Bu durum Batı’da büyük bir tepkiyle karşılandı ve üçüncü Haçlı seferini körükledi. Haçlı orduları, Fransa kralı Philippe Auguste, İngiltere kralı Aslan Yürekli Richard ve Alman İmparatoru I. Frederic Barberousse’un yönetimindeydi.

Fransa ve İngiltere kralları deniz yoluyla Kudüs’e gitmeyi tercih etmiş, Alman İmparatoru I. Frederic ise kara yolunu seçmişti. Kilikya’dan rahatça geçebilmek için elçileri aracılığıyla bölgedeki Rupinyan Hanedanlığı’nın başında bulunan II. Levon’dan yardım talep etti.

Salahaddin Eyyubi’yi kızdırmak istemeyen ,11. Levon ikilemde kalınca, akılcı bir diplomasi uyguladı ve Alman İmparatoru’na gönderdiği mesajda, teklifini, ancak sefer dönüşü kendisini kral ilan etmeye söz verdiği taktirde kabul edebileceğini bildirdi. I. Frederic II. Levon’un bu önerisini kabul etti.

Diğer yandan Katolikos, elçiler aracılığıyla Salahaddin Eyyubi’yi Almanlar’in gelişinden haberdar etti. Bu arada Kilikya’daki nehri geçerken I. Frederic’in boğulmasıyla Alman Haçlı orduları dağıldı. Diğer yandan Kıbrıs’ı fetheden İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard, adayı Kudüs’ün eski kralı Guy de Lusinyan’a teslim ederek Avrupa’ya döndü.

Bu arada II. Levon I. Frederic’in oğlu VI. Henri’ye elçilerini göndererek babasının verdiği sözü yerine getirmesini talep etti. Yeni Alman İmparatoru da babasının sözünü yerine getirmek üzere iki kral tacını Kilikya’ya gönderdi: Birincisi Kıbrıs’taki Guy de Lusinyan’ın kardeşi Amaury Lusinyan, ikincisi ise II. Le-von’a verilmek üzere.

II. Levon kolayca kral tacını giymiş oldu demek?

Kral olarak tanınması için, bazı şartlar ileri süren Papa’nın da onayı gerekiyordu. Başlıca şartı ise Apostolik Kilise’nin Katolik Kilisesi’ne imtiyaz tanımasıydı. Doğal olarak bunu reddeden din adamlarına “Ben tacımı takana kadar Papa’nın önerisini kabullenmiş görünelim, kral olur olmaz her şeyi unuturuz” der II. Levon ve 1198’in Ocak ayında kral tacını giyerek Ermenistan Krallığı’nı yeniden kurar. O sırada Antakyalı bir prensesle evlidir. Fakat Salahaddin Eyyubi’nin ardı ardına gelen istilalarıyla sarsılan II. Levon, acıyla boyanan bu toprakları terk etmeyi düşünür.

Bu kez dikkatini yeni kurulan Kıbrıs Krallığı’na çevirerek kralın kızma talip olur. Evlendiklerinde II. Levon 60, Kıbrıs Kralı’nın küçük kızıysa 10 yaşındadır ve dört yıl sonra bir kız çocukları olur. Bu da kralların çıkar uğruna dini ve evlilik bağlarını kullanarak gerçekleştirdikleri yüksek diplomasinin çarpıcı bir örneği.(MS/EÜ)

Kronoloji

1045 Başkenti Ani olan Büyük Ermenistan Krallığı’nın yıkılışı.

1095 Papa II. Urbain’in, Frenklerin Kutsal Topraklan almalarını salık vermesi ve I. Haçlı seferinin başlaması.

1099 Temmuz ayında Haçlıların Kudüs’ü ele geçirmesi.

1144 Edes’in (Urfa) işgali ve II. Haçlı seferinin başlanması.

1175 Ermeni Rupinyanlar’ın Kilikya’daki varlıklarını güçlendirmeleri.

1187 Salahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü alması ve III. Haçlı seferinin başlaması.

1190 Alman imparatoru I. Frederic’in Kilikya’daki bir nehirde boğulması.

1197 1489’a kadar süren Kıbns Lusinyan Krallığı’nın kuruluşu.

1198 I375’te yıkılan Ermenistan Krallığı’nın kuruluşu.

* Nouvelles d’Armenie’nin Haziran 2005 sayısından derleyerek çeviren Mayda Saris.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: