İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ZAMAN:’Ermeni meselesine odaklananlar 10 yıl önceki katliamı örtbas etmeye çalışıyor’

Bosna Savaşı’nın sonlarına doğru BM
korumasındaki bölge olan Srebrenitsa’da 8 binden fazla
Müslüman
Boşnak’ın katledilişinin 10. yıldönümünde
düzenlenen törenler katliama
şahit olanların da acılarını tazeliyor.

Aksiyon
dergisinin “10. yılında tanıkların ağzından Srebrenitsa soykırımı’’
başlığıyla bugün piyasaya çıkan sayısında kapaktan verdiği
haberinde,
katliama tanıklık edenler olayları bütün vahşetiyle bir kez
daha gözler
önüne seriyor. BM Barış Gücü’nde görevli
Hollandalı askerlerin gözü
önünde cereyan eden katliam, tanıkların gözünden
şöyle aktarılıyor:

Bosna Hersek Kayıplar Komisyonu Başkanı Amur Marşoviç: Savaş
sırasında 27 bin 734 kişi kayboldu. Bunların yüzde 92’si Boşnak,
yüzde
6’sı Bosna Sırpı ve yüzde 1,7’si Bosna Hırvatlarından. Kayıplar
arasında bir de Şaban Hüseyinov adlı bir Makedonyalı Türk
var. Bu
kayıpların yüzde 13’ü bayan. Tüm kayıpların yüzde
90’ı sivil. Bu
veriler yapılanın planlı bir imha çalışması olduğunu ortaya
koyuyor.
366 toplu mezar tespit ettik.

‘Bir kişiye ait kemikler, üç farklı yerdeki toplu
mezardan çıkabiliyor’

Hepsi de Sırp bölgesinde. Bugüne kadar tahminen 20 bin
kişinin
cesedine ulaştık. Tahminen diyorum çünkü bir kişiye
ait ceset 30
kilometre çapında üç farklı mezarda çıktı.
Üstelik birkaç kez yer
değiştiren cesetlere de rastladık. İş makineleriyle parçalanmış
kemikler bulduk. Böyle bir caniliği Naziler bile yapmamıştı. Batı
dünyası ise katliama göz yumduğu gibi gerçeği kabul
etmeye de
yanaşmıyor. Bizi en çok bu yaralıyor. Tekrar birlikte yaşayacak
isek
bunun yolu katliamın kabulünden geçer. Ermeni katliamı diye
Türkiye’yi
köşeye sıkıştırıyorlar. Oysa olayı tarihçiler değil
parlamentolar
tartışıyor. Tamamen siyasi kararlar alınıyor. Oysa Srebrenitsa katliamı
on yıl önceydi ve bütün şahitleri daha burada.
Srebrenitsa’yı tarihe
gömmek ve örtbas etmek istiyorlar.

Curiç hâlâ kentin polis şefi

Hollanda askerlerine tercümanlık yapan Hasan Nuhanoviç:
Sırplar
adım adım şehre yakın köyleri alıyor, kenti bombalıyorlardı.
Bunlar
olurken BM komutanları ‘Korkmayın, siyasi çözüm
bulununcaya kadar
korumamız altındasınız. Sırplar saldırırsa uçaklarımızla onları
bombalarız.’ diyordu. Ama, 6 Temmuz’da dört bir taraftan şehre
saldırdılar. Hollanda askerleri tek kurşun bile atmadı. Üstelik
kendini
savunmak isteyen Boşnaklara engel oldular, az sayıdaki silaha da el
koydular. En büyük katliam 11-12 Temmuz 1995’te yaşandı.
Şehri ele
geçiren Sırp askerleri, bir merkezde topladıkları kadın ve
erkekleri
önce ayırdı. Sonra erkekleri dışarı çıkardılar. Bir kısmını
hemen orada
öldürdüler bir kısmını da ormana doğru
götürdüler. Hollanda askerleri
ise olanları izliyor; hatta bazıları yardım bile ediyordu. 13 Temmuz’da
içinde kardeşimin de olduğu 5 bine yakın Boşnak’ı toplama
merkezinden
çıkardılar. Merkezin önünde erkekleri
öldürdüler. Aynı yerde hem annemi
hem kardeşimi kaybettim. Hollanda askerlerinin Boşnaklara yaptığı en
büyük kötülük, olup bitenleri gizlemeleriydi.
Dünya, burada ne olduğunu
uzun süre öğrenemedi. Srebrenitsa’nın polis şefi Mane
Curiç, BM
askerlerinin gözü önünde ölüme
gönderilecekleri seçen kişiydi. Savaş
bitti; ama o Srebrenitsa’nın güvenlik şefi olarak kaldı. Ne ABD ne
de
AB bu konuda bir şey yaptı. Mladiç’in yeri biliniyorken ABD
askerleri
gidip almadı.

Nura Alispahiç: Geçtiğimiz ay haberleri izlemek
için
televizyonu açtığımda on yıldır ardından gözyaşı
döktüğüm küçük oğlumu
gördüm. Lahey’deki mahkeme tarafından Srebrenitsa katliamına
ilişkin
ilk kez yayınlanan görüntülerdi bunlar. Oğlum çok
zayıflamış, bitkin
düşmüştü. Sırp Çetnikleri onları bir arabadan
indiriyordu. Önce dördünü
kurşuna dizdiler. Sonra oğlumu gördüm. Yanındakini de
öldürdükleri
zaman geriye döndü. Sanki yardım istiyordu. Oturduğum yerden
televizyona doğru koştum; ama ikinci adımda bayılmışım. Oğlumu da
kurşuna dizmişlerdi. Onu son kez Sırplar kente girdiğinde
görmüştüm.
Binlerce kişi Hollanda askerlerinin bulunduğu fabrikaya sığınmıştık.
Fakat, onlar bizi Sırplara teslim etti. Oğlum kuşatmayı yarmak
için
ormandan çıkış arıyordu. Ona son kez sarıldığım anı
unutamıyorum.

Nura Alispahiç’in kızı Makbule: Sırplar her şeyi planlamış.
BM
askerleri bizi uyuttu. Biz ölüme giderken onlar
şakalaşıyordu. Bizi
Tuzla’ya götürecek otobüslerin şoförleri bile
Sırp’tı. Yolda Çetnikler
otobüsü durdurduğunda şoför, seçip istediğinizi
alın, diye kapıları
açıyordu.

Srebrenitsalı Anneler Derneği Başkan Yardımcısı Kada Hotiç:
Kocamı, çocuklarımı ve çok sayıda yakın akrabamı 11
Temmuz’da
kaybettim. Yakın zamanda toplu mezarlarda eşimin ve onun yakınlarının
kemikleri bulundu; ama oğlum ve kardeşinden hâlâ haber yok.
Savaş
suçlarını yargılamak için Lahey’de kurulan Savaş
Suçları Mahkemesi’nden
umutlu değilim. Katliama göz yuman Batı dünyası
suçluları bulup
yargılayacak mı? Hayır. Yaşananlar bütün çıplaklığı
ile ortada; ama
muhatap bulamıyoruz. Hiçbir Batılı kurum yaşananları katliam
olarak
kabul etmek istemiyor. 1042 çocuk hâlâ kayıp. 570
kızımız tecavüz
edilip öldürüldü. Gözlerimizin
önünde erkeklerimizi kurşuna dizdiler.
Ortamdan korkup ağlayan küçük bir çocuğu
annesinin kucağından alıp
öldürdüler. Bunların şahidi binlerce kişi var; ama
muhatap alan yok.

Elvisa Lokman: Savaş başladığı zaman çocukluğum kesildi: En
çok
ihtiyacım olduğunda babam yanımda yoktu. Hiç unutmayacağım ise
Sırpların Akif abiyi öldürüp kafasıyla top
oynamalarıydı. Srebrenitsa
koruma altına alınınca çocukluğuma devam edeceğimi sanıyordum.
Babamı
son gördüğümde sarılıp onu öpmediğim için
kendimi asla affetmeyeceğim.
Onu son kez gördüğüme inanmak istememiştim. Ama onu bir
daha hiç
göremedim. Bugün hâlâ karanlıktan korkuyorum,
evde en küçük bir
gürültüde çığlıkla uyanıyorum.

Sırp komşumuz, ‘Benim için de öldürün’ diye
bağırıyordu

Sevliya Feyziç’in Srebrenitsa günlüğünden:
Sabah erkenden bütün
halk BM askerlerinin bulunduğu fabrikaya doğru gittik. Fabrikada ve
civarında 15 bin kişi olmuştuk. BM askerleri vardı; ama hiçbir
şey
yapmadılar. Sırplar, genç kızlara tecavüz etmeye başladı.
Bazı
erkekleri fabrika önünde kurşuna diziyorlardı. 12 Temmuz
sabahı onlarca
kamyon ve otobüs geldi. Sırp askerleri arasında Zlatan ve Cvetin
isimli
iki komşumu gördüm. Bize küfrederek tekmeler
savuruyordu. Sırpların
kullandığı otobüs Bratunats’a doğru yola çıktı. Yol boyunca
otobüsleri
durduran Çetnikler bazı erkekleri indirip kurşuna diziyordu.
Arabayı
kullanan komşumuz Milan Miçiç, kapıyı açıp, ‘Benim
için de öldürün.”
diye bağırdı. Sırplar, aralarında teyzemin kızının da yer aldığı
genç
kızları indirip tecavüz ettiler.

Srebrenitsa’nın Boşnak Belediye Başkanı Abdurrahman Malkiç:
Savaştan önce Srebrenitsa’da 36 bin kişi yaşıyordu. 20 bini
Boşnak, 8
bini Sırp, geri kalanlarsa Hırvatlar ve diğer etnik gruplardan
oluşuyordu. Sadece 3 bin Boşnak şehre dönebildi. Şu anda şehirde
10 bin
kişi yaşıyor ve 6 bini Sırp.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: