İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Erdoğan: Ermeni sorunuyla ilgili tarihimizle yüzleşmeye hazırız…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 21. yüzyıla yaraşır bir kültür ve medeniyet uyumunun sembolü olacağını belirtti.

San Francisco’daki ”World Affairs Council of Northern California” ve ”Commonwealth Club of California” isimli kuruluşlar tarafından Fairmont Oteli’nde düzenlenen toplantıda konuşan Erdoğan, ”Türkiye, kendi istikrarı ve başarılı kalkınma tecrübesi, Batı dünyası içinde sahip olduğu konumu, zengin tarihi mirası ve kimliği dikkate alındığında, 21. yüzyıla yaraşır bir kültür ve medeniyet uyumunun sembolü olacaktır” ifadelerini kullandı.

”Tabiatıyla bunu sadece kendi dış politika yaklaşımı ve imkanlarıyla yürütmenin yeterli olmayacağını” kaydeden Başbakan Erdoğan, ”İkinci Dünya Savaşı sonrasında hür dünyanın savunulması için ortaya koyduğumuz dayanışma ve paylaştığımız değerler, bu ortaklığımızı 21. yüzyılın şartlarında daha da geliştirmemiz için bize önemli bir birikim sunmaktadır” diye konuştu.

Türkiye’nin ABD ile işbirliğine değinen Erdoğan, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:

”Bugün Türkiye, Batı’nın ortak çıkarları çerçevesinde ABD ile transatlantik camianın geleneksel hareket alanının da ötesinde bir coğrafyada işbirliğini sürdürmektedir. Nitekim Türkiye Afganistan’da bir NATO harekatı olarak faaliyet gösteren uluslararası askeri gücün liderliğini ikinci kez yürütmektedir. Ben burada ABD’nin değerli vatandaşlarına şu hitabı yapıyorum: Aramızdaki yarım asrı aşan müttefiklik ilkesi zaman zaman ortaya çıkabilecek görüş ayrılıklarını aşacak güçlü bir stratejik zeminde gelişmiştir. Bu ortaklık sadece iki tarafın çıkarlarına hizmet etmekle kalmayıp, bölgemizde ve esasen çok daha geniş bir coğrafyada olumlu gelişmeleri teşvik eden bir güç birliğine işaret etmektedir.

Bu sadece üst düzey ilişkilerde değil, halklarımızın, iş çevrelerinden sivil toplum kuruluşlarına kadar daha geniş bir çerçevede bu ortaklığa katkılarını alabilmeliyiz. Çünkü 21. yüzyılda diplomasi kolektif temaslar olarak sürdürülmektedir. Türk ve Amerikan halkları, paylaştıkları ortak değerler ve nihai hedefler doğrultusunda böyle bir çabayı ortaya koyma iradesine sahiptir.” Başbakan Erdoğan, konuşmasını, ”Ben birbirimizden aldığımız destekle, olumlu değişimi cesaretlendirmeye, böylece hür ve istikrarlı bir dünya düzenine doğru birlikte yürümeye devam edelim diyorum” sözleriyle tamamladı.

ERDOĞAN SORULARI YANITLADI

Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından, dinleyicilerden gelen soruları yanıtladı.

Terör örgütü PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, ”ABD, PKK/Kongra-Gel terör örgütünü, terör örgütleri listesine almıştır. Bildiğiniz gibi Kuzey Irak’ta PKK/Kongra-Gel terör örgütünün kampları vardır. Şu ana kadar istihbari noktada bilgi alışverişimiz olmaktadır. Fakat bize PKK terör örgütüne mensup herhangi bir terörist, şu ana kadar teslim edilmemiştir” dedi.

Başka bir soru üzerine, Türkiye’nin her şeyden önce Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduğuna vurgu yapan Erdoğan, şunları söyledi:

”Irak’ın üç ayrı devlete bölünmesi, kesinlikle Irak’ta yeni bir sıkıntılı dönemin habercisidir. Şüphesiz ki bunun kararını verecek olan yine Irak halkıdır. Ama bizler, hemen, en yakın komşumuz durumunda olan, hatta akrabalık ilişkilerimizin olduğu Irak’a bu noktada, topyekun, birlik içerisinde bir Irak olarak bakıyoruz.

Şu anda bildiğiniz gibi Irak’ta hazırlanmakta olan bir anayasa var. Bu anayasa, etnik unsurların birbirlerine egemenlik sağlamalarını ortadan kaldırmalıdır. Bu anayasa, dini unsurların birbirlerine egemenlik sağlamalarını ortadan kaldırmalıdır. Bu anayasa tüm Irak’ın yeraltı, yerüstü zenginliklerinin Irak halkına ait olduğunu teyit etmelidir. Bu anayasa, Kerkük’ü herhangi bir etnik unsura asla mal etmemeli ve Kerkük, tüm Irak halkınındır, bunu tescil etmelidir. Saddam döneminde yapılan bir yanlış, eğer tekrarlanacak olursa, bu da farklı bir sıkıntının kaynağı olacaktır.” Erdoğan, Irak ile ilgili başka soruyu yanıtlarken de şunları kaydetti:

”Irak’a komşu ülkeler dışişleri bakanları toplantısı, benim de açılış konuşmasını yaptığım bir toplantı olarak İstanbul’da yapıldı. Tabii burada özellikle terör gruplarının Irak’a giriş-çıkışlarına bir daha asla müsaade edilmemesi, bu sınırların kontrol altına alınmasından tutunuz, ekonomik noktada ve anayasanın hazırlığı noktasında neler yapabiliriz, bu konulardaki destekler konuşuldu.

Bunun yanında biz Türkiye olarak, özellikle de daha sonra Sayın Başbakan Caferi’nin Türkiye ziyaretinde de kendilerine söyledik. Askeri eğitim noktasında, güvenlik güçlerinden polisin eğitimi noktasında, tıp-sağlık alanında her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu kendilerine söyledik. Nitekim altı civarında bakan ile ülkemize gelmişlerdi. Bakanlar arasında da yoğun irtibatlar kuruldu ve süreç şu anda ilerliyor. Temennimiz odur ki, komşu ülkeler olarak Irak’ı yalnız bırakmamak ve kendi sorunlarının çözümünde daha sıcak ilişki içerisinde bu süreci hızlandırmalarını sağlamaktır.”

LAİKLİK VE BAŞÖRTÜSÜ

Türkiye’de laiklik, başörtüsü ve kamusal alana ilişkin bir soru üzerine de Erdoğan şunları söyledi:

”Her şeyden önce laik bir toplumda din güvence altındadır, laik yönetimin güvencesi altındadır. Nitekim bizim 1982 Anayasamızda da bu güvence bu şekilde tanımlanmıştır. Laiklik tüm inanç gruplarına eşit mesafededir. Bu şekilde tanımlanmıştır ve zaten bu temin edildiği içindir ki, laiklik bizler için bir yerde de sigortadır. Bunun içinde Müslüman var, Hıristiyan var, Musevi var, ateist var, hepsi var” dedi.

”Kamusal alan konusuna gelince, kamusal alanın henüz bir tanımı yoktur. Sıkıntı biraz buradan kaynaklanmaktadır” diyen Erdoğan, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

”Kamusal alanda başörtülü bayan çalıştırılması da zaten ülkemizde şu ana kadar uygulanmamıştır. Bizdeki sorun, üniversitelerde başörtülü kızlara yer verilmemesi sorunudur. Tabii bu sorunu burada dile getirmem de, hemen sanki bunu burada şikayet etmiş gibi ifade ediliyor. Benim böyle bir şikayete ihtiyacım yok. Bu noktada benim bu tür sorunları paylaştığım, ülkemin insanıdır. Tek sorunum, ülkemde toplumsal bir mutabakat var, ama kurumsal bir mutabakat yok, bunu halletmenin gayreti içerisindeyiz. Ve artık bunları aşmanın gereğine inanıyoruz”

AB ÜYELİĞİ

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine dair soruları da cevaplayan Erdoğan, ”Her şeyden önce biz AB sürecini kısa bir süreç olarak görmedik. Türkiye AB kapısında zaten 42 yıl bekletildi. Son 2,5 yılda bizim dönemimizde çok ciddi bir sıçrama ile bu süreç kapatıldı. Şimdi ise masanın üzerinde bir şey kalmadığı için de bize 3 Ekim’le ilgili tarih verildi. 3 Ekim’de müzakerelere başlayacağız” dedi.

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Tabii önümüzde uzun bir yolculuk var, bunu biliyoruz. Bu zorlu bir yolculuk. Fakat güçlü bir kadromuz var. 35 ayrı fasılda (chapter’da) bu çalışmalar devam edecek. Ön hazırlıkları olmuş bir ülkeyiz. Ama unutmayalım ki, İngiltere gibi bir ülke de 11,5 yıl bekledi. İspanya, Portekiz, kimi 7,5, kimi 8,5 yıl, aynı şekilde bekletildiler. Biz şu anda samimiyetle bu yola çıkıyoruz. 10 yıl sonra hangi iktidar Fransa’nın başında olacak, bunu şimdiden bilemeyiz. Biz önce müzakere süreci içinde üzerimize düşen neyse, bunu yapmakla görevliyiz. Bunu hele bir yapalım. Ondan sonra Türkiye hak ediyor da, onlar vermiyorlarsa, bunu dünyaya biz anlatırız. Ha, yine mi olmuyor? Tabii o gün kimler olacak ülkenin başında bilemem, ama ben şunu bilirim: Türkiye o zaman Kopenhag siyasi kriterlerinin adını Ankara siyasi kriterleri kor ve yoluna devam eder.”

SOYKIRIMI İDDİALARI

Sözde Ermeni soykırımı iddialarına dair bir soruya da yanıt veren Başbakan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

”Kopenhag siyasi kriterlerinin içerisinde Ermeni sorunu diye bir konu yok. Akşam yat, sabah kalk, bir gün önümüze eğer bu konu gelirse, bu zaten ahlaki olmaz. O iş bitti, kapandı. Ermenistan’la ilgili konuyu az önce konuşmamda ifade ettim; TBMM olarak bizler deklarasyonumuzu açıkladık ve Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan’a bir mektup yazdım. Dedim ki, biz arşivlerimizi açtık. TSK, arşivlerini açtı. Varsa siz de açın. Varsa üçüncü ülkeler de açsın. Tarihçiler belirleyelim. Hukukçular belirleyelim, siyaset bilimcileri belirleyelim. Arşiv bilimcileri belirleyelim, bunlar çalışsınlar. Belgeleri, bilgileri bizim önümüze getirsinler. Ondan sonra siyasetçiler bir karar verir. Eğer tarihimizle yüzleşmemiz gerekiyorsa, biz yüzleşiriz. Ama bizim alnımız ak, başımız dik, biz tarihimize güveniyoruz. Bizim ecdadımızın böyle bir şey yapmış olması mümkün değil.” Başbakan Erdoğan’ın özellikle Ermeni iddiaları konusunda sorulan soruya verdiği cevap sık sık alkışlarla kesilirken, toplantıdan önce yaklaşık 20 kişilik bir Ermeni grubu, Erdoğan’ın konuşma yapacağı Fairmont Oteli’nin önünde ellerinde pankartlarla kısa süreli bir eylem yaptı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: