İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Müzakere çerçevesi

Gündüz Aktan

AB Komisyonu müzakere çerçeve belgesini (belge) hazırlayıp, 3 Ekim tarihinde müzakerelerin başlayacağını bildirdi.

Belge; zirve sonuçları, ilerleme raporları ve Ortaklık Konseyi kararlarından yapılan alıntılardan oluşturulmuş. Bu açıdan ‘sürpriz’ niteliği yok. Ancak alıntıların seçimi, düzenleme biçimi, eklenenler ve çıkarılanlar nedeniyle ortada aleyhimize bir belge var. Nitekim Batı basını belgenin bugüne kadar hiçbir aday ülkeninkiyle kıyaslanamayacak sertlikte olduğu üzerinde ittifak ediyor.

Belgede 3 Ekim tarihinde müzakerelerin başlayacağı söylenmiyor. 16. ve 17. maddelere göre 3 Ekim’de ‘resmi tarama’ süreci başlayacak. Komisyon bunu muhtemelen bir yıla yayacak ve gerçek müzakereler 2006 sonu ya da 2007 başına, yani Merkel ve Sarkozy’nin seçilmesine ertelenecek.

Metnin ilk satırından itibaren üye olmamız, sadece ‘Türkiye’nin başarısına ve üyelik gereklerini yerine getirme hızına’ bağlanıyor. Oysa AB’de Türkiye’yi istemeyenler, üyeliğimizi engelleyebilirler.

Hırvatistan dahil hiçbir aday ülke belgesinde bulunmayan 7. maddede, Birliğin ‘bütünlük ve etkinliğini korumak’ önceliğine atfen, üyeliğimiz AB’nin Türkiye’yi mas etme yeteneğine bağlanıyor. Yani Türkiye üyelik gereklerini tümüyle yerine getirse bile, ‘mas etme’ gibi belirsiz ve keyfi bir gerekçeyle yine de üye yapılmayabilecek.

Bu belgede ilk kez, Kıbrıs ve sınır ya da Ege sorunlarını çözmek ile Kopenhag Siyasi Kıstasları’nı yerine getirme mecburiyeti aynı maddede zikrediliyor. Yani Kıbrıs ve Ege sorunlarının çözümü, Kopenhag Kıstasları gibi, bir üyelik şartı oluyor (m. 4).

Belgenin 2. maddesinde Kopenhag Siyasi Kıstasları sayılırken, ‘azınlık hakları’nı yani kolektif hakları içeren bir cümle eklenmiş. Oysa bu konudaki Kopenhag Kıstası ‘azınlıklara saygı ve azınlıkların korunmasından’ ibaret.

12. madde, üyelikle birlikte ekonomik ve parasal birliğe katılacağımız; ancak avroya geçmemiz için şartlarımızın ayrıca değerlendirileceğini bildiriyor. Aynı şekilde ‘ayrıntılı teknik uyumların’ müzakere sırasında saptanmayacağı; bu işin üyeliğe yakın bir tarihte yapılacağı ifade ediliyor (m. 10 son paragraf). Bu ilaveler, üye olmayabileceğimiz varsayımıyla, Türkiye’ye gereksiz yük yüklememek amacını taşıyor izlenimi veriyor.

Belge ‘Amacı üyelik olan (…) müzakerelerin ucunun açık olduğunu’ bildirirken, aynı cümleyi içeren Hırvat belgesinde ucu açıklık ‘müzakerelerin doğasına’ bağlanıyor. Bizim metinde bu deyimin atlanması, müzakerelerin doğası dışındaki nedenlerle de üye olmayabileceğimiz anlamına geliyor.

Sanki Hırvatistan Kopenhag Kıstasları’nı eksiksiz uyguluyormuş gibi Hırvat belgesinde reformların ‘uygulanmasına’ atıf yok. Bizim belgenin, hiçbir aday ülke için öngörülmeyen bir denetleme mekanizması ihdas edilmezse, Türkiye’nin reformları uygulamamak konusunda yalçın bir iradeye sahip olduğu inancını temel yaklaşım olarak benimsediği görülüyor. Bu aşağılayıcı tutum, AB’nin bize karşı önyargısının bir kanıtı. Böylece bizi istemeyen ülkelere ‘Merak etmeyin! Türkiye’nin Avrupa’yla çelişen doğasını değiştireceğiz’ mesajı veriliyor.

Bizim metinde, 17 Aralık zirve belgesinin üyeliğimizi sınırlayan veya imtiyazlı ortaklığı zımnen öngören, kalıcı derogasyonlara ilişkin ünlü paragrafı yer alıyor. Bu, Hırvat metninde yok.

Belge, her müzakere bölümü kapandıktan sonra, uygulama eksiği veya müktesebattaki yeni gelişmeler ışığında müzakerenin yeniden
açılmasını öngörüyor. Bu, bir yandan Komisyon’a müzakereleri uzatma imkânı veriyor; öte yandan da müzakerelerin zaten uzun süreceği varsayımından hareket edildiğini gösteriyor.

İnsan haklarının ciddi ihlali halinde müzakerelerin askıya alınması Hırvat metninde de var; ama yetki tümüyle Komisyon’a bırakılmış. Bizdeyse
üyeliğimize itiraz eden ülkeleri tatmin için, bunların 1/3’ünün talebiyle müzakereler kesilebiliyor.

Bu haliyle belge müzakereleri uzatmaya, imtiyazlı ortaklığa yönelmeye veya bizi üye yapmamaya elverişli nitelikte. Kısaca 3 Ekim tarihinin verilmesinin temel amacı, üye olamazsak yine de ‘Avrupa yapılarına sıkıca bağlanmamızı’ sağlamak.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: