İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

1919 kararları

Murat Belge

Dün, 1919’da, İttihat ve Terakki ileri gelenlerinin İstanbul’da yargılanmalarını bir miktar anlatmış, duruşma tutanaklarından bazı örnekler vermiştim. Ermeni kıyımı, bu suçlamalar arasında önemli bir yer tutar, çünkü suçlananların ‘suçlu’ olduğunu en ciddi biçimde somutlaştıracak konu budur. Mahkeme kararına yansıyan, çeşitli tanık ya da sanık ifadelerine dayalı ‘olay anlatımları’, bugün bu konuda yazan ve konuşan kişinin lafını ağzına tıkamaya yeterlidir. Bunlardan bazılarını dünkü yazıda tekrarlamıştım. Daha birkaç tane sunayım:

“… 21 Temmuz 1331 [1915] tarihli Diyarbakır ve Mamuretü’l-Aziz, Urfa, Zor vali ve mutasarrıflarına, yollarda kalan ölüler defnettirilerek cesetlerin dere, göl ve nehirlere attırılması ve yollarda terk ettikleri eşyaların yakılması hakkındaki Talat Bey’in şifreli telgrafı ve 4. Ordu Kumandanı Cemal Bey’e, Diyarbakır valisine [kaçarken yakalanınca intihar eden Çerkes Reşit Bey] ‘müstacel ve zata mahsus’ kaydıyla ve 1 Temmuz 1331 tarihli telgrafında ‘Fırat Nehri’nin güneye doğru sürüklediği cesetlerin isyan hareketinde maktul düşen Ermenilerin cesetleri olması muhtemel bulunduğundan bahisle, bunların mahallerinde defnettirilmesi, açıkta ceset bırakılmaması’ lüzumu beyan olunmaktadır. (Tertib II, Vesika 3)

“Buna cevaben mümaileyh Cemal Bey’e çekilen 3 Temmuz 1331 tarihli ve ‘zat’a mahsustur’ işaretli şifreli telgrafta: ‘Fırat, vilayetimizle pek az münasebattardır. Sürüklenen cesetlerin Erzurum, Mamuretü’l-Aziz cihetlerinden gelmeleri, burada isyan hareketinden maktul düşenlerin ya metruk derin mağaralara atılmaları yahut da ekseriyetle yapıldığı vechile yakılmaları suretiyle muamele yapılmakta ve definleri bile pek müstesnadır’ denilmektedir.”

“… Tasvir-i Efkar muharrirliğinde bulunmuş olup Halep’te ajans telgrafları tab eden Agah Bey’in Zor mutasarrıfı Salih Zeki Bey’e ‘Senin için 10.000 Ermeni imha etti diyorlar’ demesine karşılık Zeki Bey’in, ‘Benim namusum var, on bine tenezzül etmem, daha çık bakalım’ cevabını vermiş olduğunu…” (Tertib 6 ve Tertib 14, Vesika 4 ve Tertib II, Vesika I)
“Trabzon Mebusu Sabıkı Hafız Mehmet Bey’in Karadeniz sahillerinde Ermenilerin kayıklara ne suretle bindirildikleri ve gark edildiklerini mübeyyin ve facayii Talat Bey’e bildirmiş ise de, Vali Cemal Azmi hakkında bir şey yapılmadığına mutazammın ifadesi (Tertib 15)…”

“Erzurum Valisi Münir Bey’in 14 Kanunuevvel 1334 (14 Aralık 1918) tarihli şifreli telgrafı (Tertib 16), Erzurum-Kiğı yoluyla gönderilen zenginler kafilesinin sabık Vali Tahsin Bey’in rızası hilafına olarak Merkez-i Umumi azasından Bahaeddin Şakir Bey’in tertib ettiği çete efradı ve Dersimliler tarafından katl ve yağmaya maruz kaldıklarını ortaya koymakta ve binaenaleyh elde mevcut cürüm delilleri bunu teyit etmektedir.”
‘Etmektedir’de, bu ancak 1919 mahkemesinde ortaya çıkmaktadır. Olay olurken, sağdan soldan gelen bu çeşit bütün bilgilerin, haberlerin üzerine Talat Paşa oturmuştur. Burada aktardığım belgelerden bazıları, kaçtıktan sonra, evinde, sandığında vb. bulunmuştur. Şöyle:

“Tahkikat neticesine nazaran, mezkur faciaları şiddetle reddedip herhangi sebeple iştirak etme yoluna gitmeyenler vatan haini sayılıyorken, Bahaeddin Bey gibi faal unsurlara pek ziyade mazhar-ı hamiyet ve muhabbet duymuşlardır. Hatta sabık Dahiliye Vekili Talat Bey, mümaileyh Bahaeddin Bey’i Şark Orduları Grup Kumandanı Vehip Paşa’ya hususi şekilde tavsiye ederek istihdam edilmesi için göndermiş, bir müddet Samsun Divan-ı Harbi refakatinde ifayı hizmet eyledikten sonra, bir semti meçhule savuştuğu anlaşılmaktadır. (Vehip Paşa’nın zatına mahsus dosyadaki mazbut ifadesi).

Buralardaki dağınık sözlerden ve anlatımdan, kendi hesabıma, sistemli bir ‘genosid’ manzarası çıkaramıyorum. Ama bir grup adamın sistemli ve soğukkanlı bir cinayet işlediğine hiçbir şüphe yok.

Yorumlar kapatıldı.