İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Orhan Pamuk üç!

Hasan Cemal

Orhan Pamuk’la ilgili bugüne kadar sessiz kalanlara bu yazım. Orhan Pamuk’u hedef alan linç kampanyaları başlatıldığı zaman hiç ses çıkarmayanlar için yazıyorum.

Orhan Pamuk’a yönelik, Humeyni’nin romancı Salman Rüşdi için yayımladığı “Katli vaciptir!” fetvasına benzer çağrılar karşısında kılı bile kıpırdamayanlar içindir bu yazım.

O zaman sustunuz.

Peki şimdi…

Yine susacak mısınız?

Devletin bir kaymakamı çıkıyor, yazılı bir talimatla kütüphanelerdeki, kitaplıklardaki Orhan Pamuk kitaplarının imha edilmesini istiyor.

Kitap imhası!

Duyuyor musunuz?

Duyumsuyor musunuz?

Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin bir kaymakamı çıkıyor, yazılı bir emirle bu topraklarda yetişen en iyi, dünyada en çok tanınan edebiyatçılarımızdan birinin yapıtlarının yok edilmesini buyuruyor.

Dehşet verici değil mi?

Tüyleriniz ürpermiyor mu?

İrkilmiyor musunuz?

Rahatsızlık hissetmiyor musunuz?

Adı, Mustafa Altınpınar.

Devletin kaymakamı. Isparta’nın Sütçüler ilçesinde devleti temsil ediyor. Ve altında bakla gibi imzasıyla kütüphane ve kitaplıklara şu emri veriyor:

“Son günlerde kamuoyunda tartışılan ve yazar olduğu iddia edilen Orhan Pamuk adlı yazar, yurtdışında verdiği beyanatlarda, onurunu her şeyin üstünde tutan Türk milletini rencide edici asılsız iftiralarda bulunmaktadır. Bu azınlık ırkçısının asılsız iftiralarına karşı Türk milletinin elbette meşru müdafaa hakkı vardır. Bu itibarla, tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız kütüphanelerini ve kitaplıklarını tarayacak ve adı geçen şahsa ait kitaplar ayıklanarak imha edilecektir. Konunun hassasiyetle takibini rica ederim.”

Azınlık ırkçısı Orhan Pamuk!

Ve ona karşı ‘milletin meşru müdafaa hakkı’nın gereği olarak kitaplarının imha edilmesi…

Hangi devirde yaşıyoruz?

Nazizm hortluyor mu?

Biliyorum, bu soruyu sorarken, çok değil çeyrek yüzyıl önce, 12 Eylül askeri yönetim döneminde de kitapların yakıldığını, kâğıt fabrikasına gönderilerek hamur yapıldığını ya da Halit Refiğ’in ‘Yorgun Savaşçı’sının başına gelenleri çok iyi biliyorum.

Ama bugün hâlâ mı?

Hâlâ değişmeyecek mi bu kafa?

Bu kafanın değişmesi için tepki göstermek lazım. Bu kafanın değişmesi için Orhan Pamuk’lara sahip çıkmak lazım. Yazarların özgürlüğüne, sanatçıların yaratıcılığına sahip çıkmak lazım.

Başka türlü olmaz.

Sessiz kalmak, bu kafaları yüreklendiriyor çünkü… Isparta Valisi, “Yanlış emir iptal edildi” demiş… İçişleri Bakanlığı emirle ilgili inceleme başlatmış…

Yazık!

O kaymakam, eğer Türkiye’de demokrasi diye bir rejim varsa, bir gün bile o koltukta oturamaz. Derhal görevinden el çektirilir, eğer biraz duyarlılık varsa…

Böyle adam oluruz ancak.

Bir Başbakan, bir Dışişleri Bakanı, bir Kültür Bakanı, bir muhalefet lideri, bir kelimeyle de olsa, böyle bir emri eleştirebilirse, bunun demokrasiyle, özgürlükle bağdaşmadığını eveleyip gevelemeden kamuoyu önünde söyleyebilirse, ancak o zaman adam olabiliriz.

Bunlar yapılamıyorsa, milliyetçilik adına susuluyorsa, kitle kuyrukçuluğu yapılıyorsa, çekin kuyruğunu gitsin.

Orhan Pamuk’a kızabilirsiniz. Eleştirebilirsiniz. Romanlarını beğenmeyebilirsiniz. Bunları yazıyla, sözle, gösteriyle de ifade edebilirsiniz.

Ama linç çağrıları yapamazsınız. Katli vaciptir fetvaları çıkartamazsınız. Kitaplarının yakılması için resmi emirler veremezsiniz.

Verirseniz, adam olamayız.

Çok yazık!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: