İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Enformasyon kirliliği çok arttı

Haluk Şahin

Her yerde dezenformasyon var. Türk siyasal hayatını şu sıralar en fazla etkileyen şey bu. Hiç beklemediğiniz yerlerde, hiç beklemediğiniz komplo öyküleriyle, çılgın fantezilerle karşılaşıyorsunuz. Ve bakıyorsunuz, böyle bir şeyi kendilerinden hiç beklemediğiniz insanlar bunlara inanıyorlar.

Geçenlerde bizim adada, külyutmaz takımının elebaşlarından bir meyhaneci dostumla sohbet ediyorduk. Irak, Amerika, şu bu. Birden aşka geldi:

“Abi, sen ne diyorsun, adamlar İsrail füzeleriyle ikiz kuleleri vurdular, suçu Arapların üstüne attılar. Biliyor musun, bir tane Yahudi ya da Ermeni
ölmemiş o kıyamette!”

Çaresiz güldüm. Son duyduğumda bu komplo teorisi yalnızca Yahudilerden söz ediyordu, şimdi Ermenileri kapsamış. Rumların da dahil edilmemesini ise, bu komplo teorisini onaylayarak dinleyen üçüncü arkadaşımızın Rum olmasına borçlu olabiliriz!

Bir dönem belediye encümeni azalığı da yapmış bizim külyutmaz meyhaneci bile böyle şeylere inandıktan sonra başkaları daniskasına haydi haydi inanır!

Ertesi gün uzun yıllar sol politikanın içinde bulunmuş bir dostumdan bir e-posta aldım.

Avrupa Birliği’nin Brüksel zirvesinin ardından çıkan sonuç bildirgesinde şöyle deniyormuş:

“… müzakereler sırasında Türkiye birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti kurulursa, yeni karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere yapılacağına…”

‘Olabilir mi?’ diye soruyor. Akıllı, deneyimli, dünyayı izleyen bir kişi ama o bile sorabiliyor!

Ya da hiç olmazsa soruyor. Birçok başkalarının bu dezenformasyon şahikasını hiç itiraz etmeden kabul ettiklerine eminim.

Kim bilir daha neler neler var… Komplo teorilerinin dincisi, milliyetçisi, laiki, komünisti gırla gidiyor. Meşrebine göre seç beğen al.

Ülkemizde hızla yayılan internet bir kafa karıştırma makinesi gibi çalışıyor. Sağlaması yok ki verilen ‘bilgi’lerin!

Böyle bir ortamda, ne kutsal kitaplara bir şifre bulmaca muamelesi yapanların makbul sayılmasına şaşmak mümkün, ne de Hitler’in
ancak suç delili olarak ilgi çekebilecek olan ‘Kavgam’ının best-seller olmasına…

Geçenlerde de yazdım: Kamuoyunda patolojik eğilimler baskın. Millet hiç olmayacak şeylere inanmaya o kadar teşne ki!

Geleneksel medya bu patolojiyi ya körüklüyor ya da tedavisi için yeterli çaba göstermiyor. Kendisinin bir güven sorunu var çünkü. Medyanın güven sorununun bir demokrasi sorunu olduğunu kaç kez yazdım. İşte şimdi o evredeyiz.

AKP iktidarına gelince… Onun da dezenformasyonla, saptırmayla, yalan dolanla etkin biçimde mücadele ettiği söylenemez; onun yerine, kenara çekilmiş seyreder gibi bir hali var. Dolaşan kimi komplo teorilerinden neredeyse hoşlandığı izlenimini verdiği bile oluyor…

Ne var ki artık işler ciddiye bindi. Hava kirliliği gibi, enformasyon kirliliğine tahammülün de sınırları var.

İşin kolayına kaçıp medyayı suçlamakla sorun çözülmüyor.

Hükümetin, kamuoyunun sağlıklı olarak bilgilendirilmesinin de görevleri arasında bulunduğunu hatırlaması ve bu yönde net adımlar atması şart.

Bu görev herkesten önce Başbakan’a düşüyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: