İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

`Mavi Kitap´ı, kendi yazarı çürütüyor

Yasin Doğan

Ermeni meselesi Angela Merkel tarafından Alman Parlamentosu’na taşınıyor. Bugüne kadar 11 ülke meclisi bu konuyla ilgili bildiri yayınladı. Görülen o ki, önümüzdeki dönemde Ermeni meselesiyle yatıp kalkacağız.

Özellikle müzakere sürecini fırsat bilen diaspora bu konuda siyasal sonuçlar devşirmeye çalışacak. O halde meseleye biraz daha eğilmekte yarar var.

Malum, Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’a getirdiği teklifle “bu sorunun üzerine gidelim” mesajı vermişti.

Baykal’ın gündeme taşıdığı tez, Blue Book olarak adlandırılan kitabın İngiliz Savaş Propaganda Bürosu tarafından hazırlanan manipülatif bir kitap olduğu ve bu amacın deklare edilmesiydi.

Gerçekten de Lord Bryce ve Arnold Toynbee tarafından hazırlanan Osmanlı İmparatorluğu’ nda Ermenilere Uygulanan Muamele 1915-1916 adlı kitap daha sonra Ermeni soykırımı iddialarıyla hazırlanan kitapların çoğuna dayanak olmasından dolayı önem taşıyor. I. Dünya Savaşında propaganda faaliyetleri kapsamında yayınlanan bu kitabın taşıdığı amaç, kitabın bilimsel boyutunu ve inandırıcılığını önemli ölçüde ortadan kaldırıyor.

Türkiye’nin bugün İngiliz Parlamentosu’ndan istediği, bu gerçeğin açıklanması. Çünkü aynı yıllarda Alman Vahşeti iddiasıyla hazırlanan benzer bir kitap için 1925 yılında dönemin İngiliz Dışişleri Bakanı bir açıklama yapmış ve tartışmalara son noktayı koymuştu.

Ermenilerin iddiaları elbette tek bir kitabın yalanlanmasıyla ortadan kaldırılamaz. Ama önemli bir kaynak kitabın gerçek mahiyetinin açıklanması da küçümsenecek bir durum değil.

Mavi Kitap’ın yazarlarından Arnold Toynbee, önemli bir tarihçi. Gençlik yıllarında katıldığı bu çalışmada kullandığı tezleri daha sonraki uzmanlık yıllarında bir daha tekrar etmedi. Ve daha önemlisi Klasik Yayınları’nın yeni bastığı Hatıralar: Tanıdıklarım isimli kitabında Mavi Kitap’la ilgili ifadeleri gerçeklere ışık tutuyor:

“O tarihlerde İngiltere Krallığı Hükümeti’nin bu faaliyetinin arkasında yatan politikalardan habersizdim. Sanırım Lord Bryce da öyleydi. Belki de bu bir şanstı. Çünkü eğer gözlerimiz açılsaydı sanırım ne Lord Bryce ne de ben, İngiltere Krallığı Hükümeti’nin yüklediği bu işi yapardık. Biz bu görevi yerine getirmek için en halis niyetlerle çalışıyorduk.”

“Majestelerinin Hükümeti Ermeniler hakkında bir kitap yazılmasını istediğinde Lord Bryce bu siyasal ilişkileri fark etmiş olsaydı sanırım teklifi reddederdi. Dürüstlüğüyle tanınan bir insandı. Amerikan kaynaklarına ulaşabiliyordu ve Amerika’da kendisine büyük bir saygı duyuluyordu. Ancak sanırım Majestelerinin Hükümeti için daha önemli özelliği dürüstlüğü idi. Eminim ki söz konusu kitabın yazılmasının gündeme geldiği dönemde bu işin arkasındaki politik güdünün farkına varmış olsaydım Lord Bryce nin dairesine doğru yürürken çok rahatsızlık hissederdim.”

Toynbee, Rusların çekilme sırasında Yahudilere yaptıkları eziyetleri deşifre eden Almanlara karşı, İngilizlerin de Osmanlı’nın Ermenilere eziyet ettiği iddiasıyla politik denge kurmaya çalıştığını belirtiyor: “Majestelerinin Hükümeti’nin Lord Bryce’dan Türklerin Ermenilere yaptıklarıyla ilgili kitap çıkarmasını istemesinin arkasında yatan sebep Whitehall’da izlemiş olan bu mantıktı.”

Toynbee, hatta daha ileri giderek Ermenileri suçlayan ifadeler de kullanıyor: “Yunanlıların ve Ermenilerin siyasal amaçlarının meşruiyeti yoktu. Çünkü her iki grup da Türkler arasında azınlıktaydı. İstekleriyle Türk İmparatorluğu’nu bölmeyi amaçlıyorlardı. Yalnız bu amaçları, Türk halkına ciddi haksızlıklar yapılmadan gerçekleştirilemezdi.”

Toynbee, olayı bir katliam veya soykırım değil, tehcir sırasında yaşanan bir dram olarak yorumluyor. Bu noktada Amerikalıların Japon asıllı vatandaşlarını savaş alanına çıkarmasına benzetiyor Ermeni naklini: “Türk yetkilileri yerli Ermeni toplumunun Rus istilacılar için ‘beşinci kol’ olarak çalışabileceğini keşfetmişlerdi. Bu nedenle de Ermenileri savaş bölgesinden çıkartma kararı aldılar. Bu da bir güvenlik önlemi olarak değerlendirilebilir. Benzer koşullar altında başka hükümetler benzer kararlar almışlardır. Mesela Pearl Harbor’da Japonlar, Amerikan donanmasına saldırdıktan sonra Amerikan hükümeti Japon asıllı Amerikalıları Pasifik’ten çıkarıp Mississippi havzasına yerleştirmişti. O insanlar yeni bir yere yerleştirilirken bile bazı hatalar işlenmiş. Japon asıllı Amerikalı insanlara hileler yapılmıştı ve bu insanlar büyük ölçüde soyulmuşlardı.”

Mavi Kitap’ın bilimsel değeri bu açıklamalarla önemli ölçüde ortadan kalkıyor. Sorunun diğer boyutları da yine bilimsel zeminde tarihçilerin objektif çalışmalarıyla tartışılmalı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: