İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni meselesini doğru tartışmak (II)

Oktay Gönensin

Ermeni meselesini belli başlı konu başlıkları altında ele aldığımız bu yazımızda dün “Osmanlı Ermeniler” in sayısına, “Tehcir” karanna, tehcir boyunca meydana gelen “öldürme”lere ve bu olayları izleyen gelişmelere bakmıştık. Meseleye konu başlıkları altında bakmayı sürdürüyoruz:

5- Kaç Ermeni öldü.

Ermeni diyasporası, olaylarda ölen Ermeni sayısını 1,5 milyona kadar çıkartıyor. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti topraklan dışında kalan Osmanlı topraklarına ilişkin arşiv bilgileri bulunmadığından bu sayının ne ölçüde sağlıklı olduğu bilinmiyor.

Türkiye’deki “resmi” görüşe yakın araştırmacılar 400-600 bin sayısını veriyor.

Ancak tehcire tâbi yani zorla göç ettirilen Ermeni vatandaş sayısının 1 milyonun üzerinde olduğu kesindir.

Bu sorunu Türkiye’nin başına bela edenler, bir de böyle bir “sayı” tartışması açtılar.

Böyle bir meseleyi “sayı” üzerinden tartışmak çok büyük bir ayıptır. Gerçek bir insanlık ayıbıdır.

1,5 milyon değil de l milyon olsa ne olacak? Ya da 400 bin olsa!.. Sayıya takıp da 400 bini “az” bulanlar, sayı saymayı da bilmiyor demektir.

Bu sayıyı “az” bulanlar, bir hafta sonu İnönü Stadı’na gidip 15 bin kişiyi bir arada görsünler ve bunu yirmiyle çarptıktan sonra sayı tartışmanın ne olduğu üzerine bir kez daha düşünsünler.

6- Arşivler meselesi

Türkiye’nin hak etmediği bir suçlamayla karşı karşıya kalmasının nedenlerinden biri de, devlet arşivlerinin çok uzun bir süre kapalı tutulmasıdır.

Yıllardır tarihçiler, araştırmacılar gelir, arşivlerde çalışmak ister, ya izin verilmez ya da belli bölümler için izin verilirdi.

Hasan Celal Güzel’in açıklaması çok nettir: “Devlet arşivlerinin Kürt meselesi yüzünden kapalı olduğunu sanırdım, Başbakanlık Müsteşarı olunca öğrendim ki Ermeni meselesi yüzünden kapalıymış…

Arşivleri kapatmak Türkiye’yi yanlış ve yersiz kompleksler içine sokmuş, dolayısıyla da dünyada Türkiye’nin “suç ortağı” gibi gösterilmesine yol açmıştır.

Eğer arşivler, böyle kompleksli bir tepkiden uzak şekilde açılmış olsaydı Türkiye “bir şeyleri gizliyor, demek ki suç ortağı” ithamlarıyla karşı karşıya kalmayacaktı.

7- Tarihçiler tartışsın

Türkiye’de, özellikle 1970’lerdeki Ermeni terör örgütü ASALA’nın diplomatlarımızı öldürmeye başlamasından sonra milliyetçi bir tepki gelişti.

Teröre ve terör yoluyla amaçlarına ulaşmaya çalışanlara gösterilecek yerinde tepkiye, ehil olmayan kişilerce 1915 olaylarına sahip çıkmak gibi bir görüntü verildi.

Yetersiz bilgilerle ve milliyetçi güdülerden yola çıkılarak Ermeni meselesi hakkında fikir sahibi olabilmek de, bu meseleyi tartışmak da mümkün değildir.

Bugüne kadar yapılan yanlışlar Türkiye’yi ve Türk halkını zora soktu. Milliyetçi duygulardan kaynaklanan tahrikler ve yeterli bilgisi olsun olmasın herkesin, serinkanlılıktan uzak ortamda öne çıkma merakı sonuçta dönüp dolaşıp Türkiye’ye zarar verdi, veriyor.

Bundan böyle tarihçiler tartışmalı ve ehil olmayanlar susmalıdırlar ki artık Türkiye’ye zarar görmesin, Türk halkının morali bozulmasın.

1915 olaylarını tarihçiler tartışsınlar, ulaştıkları sonuçları bize anlatsınlar. Bizler de öğrenelim. Öğrenelim ki tepkilerle yaşamaktan kurtulalım.

Ve unutmayalım ki bu topraklarda 1,5 milyondan fazla Ermeni yaşıyordu. Yüzyıllardır Müslümanlarla birlikte, azınlık olarak ama mutlu bir biçimde yaşıyorlardı…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: