İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkler doğru yolda bocalıyor

ThIerry Oberl / le figaro

Televizyon kanalları geçen pazar günü İstanbul’da uluslararası kadınlar gününü kutlamak için toplanmış göstericileri coplayan polislerin görüntülerini verdi. AB, orantısız şiddet kullandıklarını düşündüğü güvenlik güçlerinin müdahalesi nedeniyle ‘şoke olduğunu’ açıkladı. Eleştirilerle karşı karşıya gelen Gül, soruşturma açılmasını istedi. Bakan basına hitap ederken yanında, Türkiye’nin AB’ye üyelik görüşmeleri için daha yeni görüştüğü Avrupa üçlüsünün temsilcileri duruyordu. Üçlü, bu tür olayların bir daha tekrar etmemesi isteklerini dile getirdi.

Dayak olayı, çizerlere son dönemde açılan davalarla birlikte, Erdoğan’ın ifade özgürlüğü savunucusu başbakan imajını zedeledi. Son olarak Erdoğan’ın karikatürünü yün yumağına dolanmış bir kedi olarak çizen karikatüriste ceza verildi. “Kara günler geride kaldı sanmıştık, ama işte yine başlıyor” diyor Türk karikatüristler derneği. ABD Dışişleri Bakanlığı ise yıllık raporunda ‘devlet ve hükümetin ifade özgürlüğünü kısıtlamaya devam ettiğini’ yazıyor.

Önemli ilerlemelere rağmen, Türklerin demokrasiye yürüyüşünde bazı başarısızlıklar da var. Dün Paris’te bunu hatırlatan bir konferans düzenlendi. Konferansta insan hakları konusunda oldukça sert yaklaşımlı devlet gözler önüne serildi. Katılımcılar ilerlemeleri ‘yetersiz’ olarak niteledi ve Erdoğan hükümetinin icraatlarındaki kusurları vurguladı. “Eleştirel bir ihtiyat gerekiyor” dediler. 2004’te beş tutuklu karakollarda hayatını kaybetmiş. Siyasi militanlara daha az dokunsalar da işkenceciler, uyuşturucu satıcısı veya kapkaççılar gibi adi suçluları affetmiyor. İşkencecilere yönelik soruşturmalarsa genellikle cezasız sonuçlanıyor. “Hükümet sıfır tolerans diyor, ama son birkaç ay içinde 925 işkence iddiası oldu ve 918 kişi polisin elinden geçtikten sonra sağlık müdahalesi istedi” diyor Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen. “Bugün dahi işkence olaylarına rastlıyoruz. İşkence yaygın ve kastî,” diyen Önen, genel anlamda ‘özgürleşme sürecinin gerçek olmadığını’ söylüyor: “Yargısız infazlar devam ediyor.”

Sivil barışa geri dönülmesine rağmen yönetimin ‘savaş reflekslerini’ devam ettirdiği Güneydoğu Anadolu’da, geçen sene 11 yargısız infaz yaşanmış. “Çatışmaların yaraları hâlâ kapanmış değil, zira devlet Kürt meselesi ve azınlıklar meselesinde kırmızı çizgilerini çekti” diyor Türkiye İnsan Hakları Derneği Başkanı Yusuf Atalaş. Atalaş, bilimsel terminolojide bile ‘bitki ve hayvan isimlerinden armenicus teriminin temizlendiğini’ anlatıyor. İdeolojik açıdan şüpheli görülen martı (larus armenicus) ve Ermenistan kayısısı (prunus armenicus), bu isimlerini kaybetmiş.

3 Ekim’de Türkiye’yle müzakereleri başlatma kararı alan AB liderleri, Türkiye’nin Avrupa demokrasileri kulübüne girmek için gereken kriterlerin tümünü yerine getireceği düşüncesinden hareket etti. Kontrol mekanizmaları hâlâ mevcut olduğundan, CNRS’ten Jean-François Bayart’ın da dediği gibi, Türklere açık bir çek verilmiş değil. Yine de şunu söylemek zorundayız ki, AB’ye üyelik süreci ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın, Avrupa projesi Türk sivil toplumuna yeni bir soluk katıyor. (8 Mart 2005)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: