İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Elekdağ: Ermeni meselesinde davalı değil davacıyız

Ermeni soykırımı iddiası konusunda iktidar ile muhalefetin başlattığı yeni girişimin arkasındaki isim olan CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ, iddialar konusunda Türkiye’nin tarihi ile yüzleşmekten korkmadığını söyledi.

Ermenistan’ın, ‘tarihçiler ortak çalışma yapsın’ önerisini reddetmesini yorumlayan Elekdağ, “Ermenistan, buna hazır olmadığını ortaya koydu. Ermeniler, tarihleriyle yüzleşmek istemiyor. Türkiye, uluslararası alanda bundan sonra bunu kullanacak. Bu önemli bir noktadır.” dedi. Ermenilere soykırımın yapılmadığını belgeleriyle ortaya koyan Elekdağ, “Ermeni katliam ve zulmü sonucunda 517 bin 955 Türk’ün öldüğü ortaya çıktı. Doğu Anadolu’daki Ermeni ahalinin ve çetelerinin Türk ve Müslüman halka karşı giriştiği isyanlar ve vahşet, arşiv belgeleriyle ispat edildi.” dedi. CHP lideri Deniz Baykal’ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaretiyle başlayan girişimin ilk adımı olarak Türkiye, İngiliz Parlamentosu’na bir çağrıda bulunarak iddialara dayanak olarak gösterilen ‘Mavi Kitap’ın geçersiz olduğu kararını almasını isteyecek. Devlet ve sivil toplumun bu konuda birlikte çalışmasını öneren Elekdağ, bir de vakıf kurulmasını tavsiye ediyor.

ZAMAN’ın sorularını cevaplandıran Elekdağ, Türkiye’nin izleyeceği stratejiyi de açıkladı. Türkiye’nin elinde konuya ilişkin çok sayıda belge olduğunu, bunların ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Elekdağ, “Bunları yaptığımız takdirde, davalı değil davacı durumuna geçeceğimiz kanısındayım. Bu kadar belgeye sahip olmamıza rağmen nasıl bu kadar itham edilir hale geldik, ben bunu anlayamadım.” dedi. Aynı zamanda Dışişleri’nde kritik görevlerde rol almış emekli bir büyükelçi olan Şükrü Elekdağ, İngiliz Lordlar ve Avam Kamarası’na TBMM tarafından gönderilecek mektubun içeriğini de açıkladı. Elekdağ, İngiliz Parlamentosu’nun, yıllarca sözde Ermeni soykırımı iddialarına dayanak olarak gösterilen “Mavi Kitap”ın propaganda malzemesi olduğunu açıklaması gerektiğini dile getirdi. Elekdağ, “Bu kitaba hiçbir biçimde güvenilemeyeceği ortada. Bizim de hazırladığımız mektupta, son derece bilimsel biçimde olan biten anlatılıyor. İngiliz arşivlerine atıf yapılıyor. Söylediklerimizi neyin kanıtladığını dipnotlarla veriyoruz.” dedi.

Mavi Kitap’ın, 1915 yılında Osmanlı Devleti’nin Ermeni tebaasının, devletine karşı isyanını ve Osmanlı Devleti’nin buna karşı aldığı önlemlere ilişkin geçerli bir tarihî kaynak olmadığını dile getiren Şükrü Elekdağ, “Kitap, bir propaganda malzemesidir. İngiltere’nin Savaş Propaganda Bürosu tarafından yazılmış, asılsız ve mesnetsiz bir belgedir. Biz İngiliz Parlamentosu’ndan bunu geçersiz kılmasını istiyoruz; ‘soykırımı vardır yoktur’ noktasında bir şey istemiyoruz. Kitabın çürütülmesi için İngiliz Parlamentosu’na çağrıda bulunuyoruz. Tanınmış İngiliz tarihçi Andrew Mango da bunun propaganda malzemesi olduğunu söyledi. İngiliz Parlamentosu’nun bize olumlu bir yanıt vereceğini düşünüyoruz.” diye konuştu.

Elekdağ, Türk ve Ermeni tarihçilerin ortak bir komite kurması, iki tarafın da arşivlerini açması, ABD’deki Zoryan Enstitüsü’nün açılması, tam bir bilimsel ciddiyetle çalışacak bu mekanizmanın noter gibi davranmasının gerektiğini şu sözlerle vurguladı: “Bu mekanizma noter gibi hareket edecek, araştırmaya yön vermeyecek. Zabıtları tutacak, tartışmanın tam bir bilimsel ciddiyetle yapılmasını izleyecek. Tabiatıyla bir taraf bu işi yarıda bırakırsa zabıtları açıklayacak.”

Berktay’a cevap: Tehcir, meşru müdafaa

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Berktay tarafından dile getirilen, “Tehcir emri, bütün Ermeni tebaasını hedef alıyordu. 1915 Doğu ile sınırlı değil. Öldürme unsuru hariç, bu kadarı dahi jenosit (soykırımı) tanımına giriyor.” sözlerini cevaplayan Elekdağ, “Osmanlı Devleti’nin tehcir kararı, varlığını idamesi için meşru müdafaa çerçevesinde alınmış bir karardır.” dedi. Elekdağ, iddia edildiği gibi Ermenileri yok etme kastının 90 yıldır arşiv belgeleri ile ortaya konulamadığını dile getirdi. I. Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin isyan etmeye başladığını, Osmanlı ordusunun ikmal yollarını kesmeye başladıklarını ve Rum ordusunun saflarına katıldıklarını anlatan Elekdağ, Tehcir Kanunu’nun “hukuken haklılığı tartışılmayacak bir karar olduğunu” belirtti. Elekdağ, Ermenilerin yaptıklarını “Birinci Dünya Savaşı içinde bir iç savaş” olarak tanımladı ve şöyle konuştu: “Sayın Berktay, bütün Ermenilerin sırf Ermeni oldukları nedeniyle yok etmek amacıyla hedef alındığını söylüyor. Bu doğru değildir. Berktay’ın bahsettiği Tehcir Kanunu, iddia ettiği gibi bütün Ermenileri Ermeni oldukları için hedef almıyordu. Böyle bir tutum ve kasıt kesinlikle mevcut değildi. Kanunun çıkarılmasının esas amacı, Doğu Anadolu’da savaş sahasında Osmanlı ordusunun hareketini engelleyen Ermenilerin başka bölgelere naklidir.”

“Devletine ihanet eden Ermenilerdir, ilk kanı döken Ermenilerdir.” diyen emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ, o günlerin atmosferini şu şekilde tasvir etti: “Osmanlı hükümeti, İstanbul’da Ermenilerle iç içe yaşadıklarından, yakın zamana kadar çok büyük güven duyduklarından, yakın zamana kadar memurların çoğu Ermeni kökenli olduğundan hiçbir şey yapmamıştır. Patrikle ve diğer Ermeni ileri gelenleriyle bir araya gelerek, bunların devam etmesi halinde kendilerinin sert tedbirler almak zorunda kalacaklarını anlatmışlardır. Fakat bir sonuç alamadılar. İşler böyle giderken Sarıkamış felaketi oldu. 90 bin asker hayatını kaybetti. Hınçak ve Daşnaklar, Doğu Anadolu’daki Ermeni halkının bir kısmının yardımı ile ricat yolunu kesmeye, köprüleri yıkmaya, sabote etmeye başladılar. Enver Paşa, hükümetten, Osmanlı ordusunun arkasında emniyeti almalarını istemiştir. Bu talep üzerine, Tehcir Kanunu çıkmıştır.” CHP Milletvekili Elekdağ, ayrıca “Âmâlar, hastalar, Katolik ve Protestan mezhebinden olanlar, Osmanlı ordusunda görev yapan subaylar, sıhhiye sınıfında hizmet edenlerin kendileri ve aileleri, Osmanlı Bankası şubeleri ile reji idaresi, Düyun-ı Umumiye, Ermeni devlet memurları, devlete sadakat ve iyi halleri göz önünde tutulan kişiler, yetim, çocuk ve dul kadınlar, ticaretle uğraşanlarla Ermeni mebusların tehcir uygulaması dışında tutulduğunu hatırlattı. Şükrü Elekdağ, Ermenilerden oluşan birimlere Osmanlı ordusunda sıhhiye görevi verdiklerini, Sarıkamış ve Çanakkale’de düşmana karşı savaştıklarını, vatana hizmet aylığı alan çok sayıda Ermeni olduğunu aktardı.

Mavi Kitap’ın amacı ABD’yi savaşa sokmaktı

James Byrce ve Arnold Toynbee’nin imzasını taşıyan, İngiliz Parlamentosu’nun mavi kitap serisinde yayınlanan Mavi Kitap, 1916’da ortaya çıktı ve o tarihten bu yana Ermeni iddialarının kaynağı olarak kabul edildi. Sözde soykırım hakkında kararlar alan bütün parlamentolar bunu kaynak olarak aldı. Oysa bu kitabın bir propaganda malzemesi olduğu ortaya çıkmıştır. Kısa bir süre önce bu kitabın tam anlamıyla İngiltere Savaş Propaganda Bürosu tarafından yayınlandığı, uydurma belgelere dayandığı ispatlandı. Bu kitapta 150 kaynak yer alıyordu. Bu isimlere kod ad verilmişti. Bu insanların hayatları tehlikeye girer diye kod isimler verilmişti. Amaç, Amerika’yı savaşa sokmaktı. Bunun için de duygu sömürüsü yapılmıştır. Kitapta, ‘Son derece sadist, vahşi ve medeniyetten nasibini almamış Müslüman Türkler, Hıristiyan Ermenileri boğazlıyorlar.’ diyorlar.

Mavi Kitap’ı bu sözlerle anlatan Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ, kitabın nasıl çürütüldüğünü şöyle anlattı: “2000 yılında ABD’li tarihçi Justin McCharthy, İngiliz arşivlerinde bunların kimler tarafından yazıldığına ilişkin bir belge buluyor. Ortaya gerçek tam anlamıyla çıktı. Bu raporu yazanların yaklaşık 70 tanesinin Ermenilere kol kanat açan, onların tezlerini savunan Amerikalı misyonerler olduğu ortaya çıkıyor. 50 tanesi, Ermeni militan aktivistler tarafından yazılmış. Osmanlı’nın can düşmanlarınca yazılıyor. Bunların içinde Daşnak liderlerin yazdığı raporlar var. Rus ordusu ile birlikte Osmanlı’ya karşı savaşan, Osmanlı ordusunu sabote eden, ikmal yollarını kesenler bu kitaba rapor yazıyor. Geri kalan 30 tanesinin kim olduğu belli değil.”

13.03.2005

Süleyman Kurt

Ankara

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: