İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

TBMM´de Ermeni konulu oturum önerisi

Perşembe günü Meclis’te yaptığım gündem dışı konuşmada, 1915 ermeni tehciri konusunda bir genel görüşme yapılması önerisini dile getirdim.

Bu görüşmeler gizli de olabilir. Ama konu enine boyuna konuşulur ve Meclis ayrıntılı bir bilgi sahibi olur. Mesela Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda ataları olan mebusların ermeni tehcirinden sonra kürsüde nasıl konuşmalar yaptıklarını, o dönemdeki basının ve ünlü kalemlerin neler yazdıkları öğrenilebilir.

ermeni meselesi Türkiye’nin önüne dev bir tsunami dalgası gibi çıkıyor. Bu konuyu “Türk’e Türk propagandası”yla ve hamasi nutuklarla geçiştirmek mümkün değil.

Ermenliler Osmanlı tebaasıdır. Savaş koşullarında İttihat ve Terakki yönetiminin yanlış uygulamaları sonucunda büyük bir trajedi yaşamışlardır. Bunun zabıtları bizim Meclis-i Mebusan’da bile var.

Bu konuda benim tezim, -UNESCO’da yaptığım konuşmada belirttiğim gibi- bu trajediyi, büyük bir facianın parçası olarak ele almaktır.

Birinci Dünya Savaşı felâketinde Balkanlar, Anadolu, Kafkaslar ve Ortadoğu’da büyük bir insan kırımı yaşandı. Müslüman ya da Hıristiyan olmaları fark etmedi. Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalama gayretleri içinde milyonlarca insan öldü ve öldürüldü.

Bu bir insanlık dramıdır.

Olayların 90. yıldönümünde I. Dünya Savaşı kurbanlarının tümünün anısı önünde eğilmeliyiz.

Trajedinin bir perdesi, trajedinin tümü demek değildir.

Benim UNESCO’ya sunduğum ve Meclis Başkanı’yla birlikte Genel Kurul’a arzettiğim öneri budur.

Uluslararası tanınmış sanatçılar, bilim ve kültür adamları Paris’te UNESCO çatısı altında toplanıp, kurbanların tümü için bir anma kültürü, bir yas kültürü oluşturmalıdır.

Tarihçilerin araştırmaları bile bundan sonra ortaya çıkabilecek bir konudur.

Ne de olsa sanat ve kültür adamları insanlığın ortak acılarına karşı daha duyarlı ve politik yönlendirmelere karşı daha dirençlidir.

Bazı insanların acılarını dile getirirken, öteki insanların acılarına kayıtsız kalmaları düşünülemez.

Bir örnek vereyim: Karadağ’ın isyan bayrağını çekmesinden sonra prenslik içinde bir tek Müslüman kalmamacasına kıyım yapıldı. Bulgaristan’da yakılan Müslüman Türk köyleri 12 kilometrelik bir ateş zinciri oluşturdu.

Ciddi bir sanatçı ya da kültür adamı çıkıp da “Bunlar iyi oldu. Ben sadece ermeniler için üzülüyorum” diyemez. Bir başkası da tersini söyleyemez.

Benim yıllardır Türk-Yunan ilişkileri gibi çetrefil konularda edindiğim tecrübe, bana işe sanat ve kültür adamlarından başlanması gerektiğini öğretti. Çünkü daha yumuşak, daha insancıl oluyorlar ve daha ortak bir insani dil konuşuyorlar.

Bu önerim UNESCO Büyükelçiler toplantısında çok iyi karşılandı. Genel Direktör ve yönetim de öneriyi değerlendiriyor.

Eğer parlamentomuz ve basınımız da ilgi gösterirse, çok olumlu bir platform açılmış olur.

Doğru yol budur.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: