İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

`Soykırım yok´ dedikçe Ermeniler deliriyordu! (1) + (2)

Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu’nun (TARC) 3 yıl süren görüşmelerinde yaşananlar ilk kez açığa çıktı. Anılarını bir kitapta toplayan Komisyon Başkanı Amerikalı David L. Philips, taraflar arasındaki çekişmeleri, duygusal anları ve patlama noktalarını açık açık anlattı…

11/3/2005

Türk ve ermeni aydınlar ve eski diplomatlar 2000-2004 yılları arasında iki toplum arasında bir diyalog başlatmaya çalıştı. Türk ermeni Uzlaşma Komisyonu’nun (TARC) çalışmaları o kadar başarılı geçti ki girişime ön ayak olan dönemin ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Marc Grossman bunu “Ben sizden diyalog başlatmanızı istedim, siz ise bir toplumsal hareket başlattınız” diye değerlendirdi. Şimdi TARC’ın Amerikalı başkanı David L. Phillips programla ilgili anılarını “Geçmişin Sessizliğini Bozmak” isimli bir kitapta topladı. Philips kitapta görüşmelerin defalarca kırılma noktasına geldiğini ve buna kimlerin neden olduğunu yazdı. İki tarafın birbirine verdiği tavizleri, kızgın ve duygusal anları anlattı. İşte hazırlık aşamalarından itibaren adım adım TARC’da yaşananlar:

TTV ile çalışılmaz

Kış 2000 New York, ABD

* TARC için hazırlıklara başladığımız dönemde Türk Tarih Vakfı (TTV) ile işbirliği yapma olasılığı gündeme geldi. Eski bir solcu olan Vakıf Başkanı Orhan Silier, eşiyle beraber New York’a geldiğinde onları yemeğe davet ettim. Taksi bulamadıkları için Central Park’ı boydan boya yürümüşler. Eşi paltosunu çıkarır çıkarmaz sigara yakmak istedi. Konutta bunun yasak olduğunu söyleyince çok sinirlendi ve dışarı çıktı. Kar altında sigarasını içtikten sonra aramıza tekrar katıldı. Ancak gecenin geri kalanında soğuk ve saldırgandı. Tarih Vakfı’yla çalışmanın mümkün olmadığını gördüm Vakıfla tüm görüşmeleri iptal ettim.

Konserde yakalandık

10 Haziran 2000 Viyana Avusturya

* İlk toplantıda ortamı rahatlatan Prof. Halil Berktay oldu. Gece hep birlikte bir konsere gittik. Çıkışta Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi ile karşılaştık. Büyükelçi, Özdem Sanberk’i bir grup ermeni ile görmenin şaşkınlığıyla “Burada ne işin var?” diye sorunca “Konser için geldik” diye yalan söyledi.

Berktay tehdit edildi

* İlk toplantıdan herkes memnun ayrıldı, konuşabilmiş olmak bile büyük bir başarıydı. Toplantı bir sır değildi ancak genel anlamda gizli kalması konusunda anlaşmıştık. Ancak Halil Berktay, Türkiye’ye döner dönmez uzun bir röportaj vererek toplantıyı doğruladı ve ermeni soykırımı ile ilgili yorumlar yaptı. Bunun üzerine ölüm tehditleri aldı.

Gündüz sabotajcı

* İkinci toplantı çok daha politik bir havada geçti. Türk tarafında Özdem ve Gündüz devletteki görevleri çoktan bitmiş olmasına rağmen Dışişleri Bakanlığı’yla ilişkilerini devam ettiriyorlardı. Özellikle Gündüz’ün, MGK dahil devletin iç yapısıyla yakın ilişkide olduğunu biliyordum. Ne zaman bir anlaşmaya varılsa Gündüz ve Özdem dışarı çıkarak cep telefonlarından birilerini arıyorlardı. Türk hükümetinden talimatlarla çalışıyor gibiydiler.

* Bu toplantıdan yaklaşık 1 ay sonra tekrar Viyana’da buluştuk. İlk gün Gündüz, ermeniler’e karşı uygulananların soykırım olmadığını iddia etti ve 1948 yılında imzalanan soykırım konvansiyonunun geriye dönük uygulanamayacağını hatırlattı. Sonra da sorunun Adalet Divanı’na gönderilmesini teklif etti. Bunun üzerine ermeniler delirdi.

* Günün devamında Gündüz tartışmanın büyük bölümüne hakim olmaya başladı, bunun üzerine olaylar iyice çığrından çıktı. Toplantı çökmek üzereydi ki mola verdim. Gündüz’ü yürüyüşe çıkardım. Ona böyle devam ederse grubu dağıtacağımı söyledim. Bunun sorumlusunun Gündüz olduğunu, görüşmeleri sabote ettiğini hem Ankara’ya hem de Washington’a bildireceğimi de açıkça söyledim. İçeri girdiğimizde herkes diken üstündeydi. Gündüz uzlaşmayı desteklediğini söyledi.

* Daha sonra iki taraf kendi ailelerinin hikayelerini anlattı. Migranian ailesinin Muş’tan kaçışını, Özdem ise ailesinin Balkanlar’ı her şeylerini geride bırakarak terk etmek zorunda kalışını anlattı. Bu sırada Gündüz lafa girerek “Dünyanın dört köşesinde yasa tasarıları kabul ettirmeye çalışarak bizi utandırmaya çalıştığınızda nasıl hissettiğimizi düşünüyorsunuz? Duygularımız inciniyor!” dedi. Bunun üzerine ermenistan’ın eski Dışişleri Bakanı Arzoumanian “Duygularınız mı inciniyor? Sizce biz ne hissediyoruz? Soykırıma uğrayan bizdik!” dedi.

Kavga başladı

9 Temmuz 2001 Cenevre, İsviçre

* TARC’ı ve çalışmalarını halka duyurmaya karar verdik. ermenistan Dışişleri Bakam Oskanian’ın danışmanı David Hovhanissian “Dışişleri’ni bıraktığını açıkla ve TARC’da tamamen kendi şahsını temsil ettiğini söyle” talimatını aldı. O güne kadar TARC’ı destekleyen Oskanian’ın tepkisi şaşırtıcıydı

Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu’nun (TARC) 3 yıl süren görüşmelerinde yaşananlar ilk kez açığa çıktı. Anılarını bir kitapta toplayan Komisyon Başkanı Amerikalı David L. Philips, taraflar arasındaki çekişmeleri, duygusal anları ve patlama noktalarını açık açık anlattı…

11/03/2005

* Sivil boyutta neler yapılabileceği tartışılırken Özdem, Ekonomik ve Sosyal Edütler Vakfı’nın (TESEV) Ermeni bir grupla çalışarak iki tarafın birbirine karşı olan tavrını araştırmasını istedi. Ancak Gündüz lafını keserek bu projeye asla destek vermeyeceğini söyledi. Türkler kendi aralarında tartışmaya başladı ve bir süre sonra Türkçe kavgaya giriştiler. Böyle bir şeyi tahmin etmemiştik . O günün sonunda Türkler kendi aralarında tartışmak için zaman istedi. Toplantı tekrar başladığında ortak projelerin geliştirilemeyeceğine karar verdik.

‘Soykırımı’ telaffuz ettirmek taktiğiyle TARC’a girdiler!

Ermeni üylelerin TARC’a girmesi bir taktikten ibaretti. Van Krikorian bir keresinde “Ermeni soykırımını kabullenebilecek Türk dostlar bulmayı istiyorduk” demişti. Ermeniler TARC’ı Türkiye’nin iç yapısına ulaşmak için bir araç olarak gördü. “Türkler Ermeni soykırımını ne kadar telaffuz ederse, bunu kabul etmeleri de o kadar kolay olur” diye düşündüler. Van “Türkiye soykırımı kabullenmeden hiçbir gerçek uzlaşma olamayacağını düşündük. Bizim için uzlaşma bir süreç, bir olay değil” diyordu.

TARC nedir?

Amerikan Dışişleri Bakanlığı 2000 yılında Türkiye ve Kafkaslar “Track 2” Programı’nı başlattı. “Track 2” anlaşmazlıkları olan iki devletin eski diplomatlarının, gazetecilerinin, entelektüellerinin bir araya gelerek diyalog oluşturması anlamına geliyor. Daha önce irlanda’da, Hindistan-Pakistan sorununda da başarıyla uygulanan Track 2 yöntemini Türkiye ve Ermenistan arasında TARC (Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu) yönetti. Komisyon 2000 yılında gizlice buluşmaya başladı ve 2001 yılında varlığını tüm dünyaya duyurdu.

Kurucu üyeler

Türk tarafı

* İlter Türkmen- Eski Dışişleri Bakanı, * Gündüz Aktan- Eski Büyükelçi, • Özdem Sanberk-Eski Büyükelçi, * Üstün Ergüder-Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü, * Sadi Ergüvenç- Eski Hava Kuvvetleri Generali * Dr. Vamik D. Volkan- Psikiyatrist, siyasi psikoloji uzmanı

Ermeni tarafı

* Alexander Arzoumanian-Eski Dışişleri Bakanı, * David Hovhannissian-Eski Büyükelçi, * Van Z. Krikorian -Avukat, Amerikan-Ermeni Derneği Yöneticisi, * Andranik Migranian Boris Yeltsin’in eski danışmanı

Başkan, Türk heyeti hakkında ne dedi?

Gündüz Aktan: Kendini Türkiye’nin Kissinger’ı zannediyor

Gündüz TARC’ın içinde de tartışmalı bir karakterdi. Kürtçe’nin yasaklanması, Kıbrıs’ın birleşmesi ve AB üyeliğine karşı çıktığı yazılarıyla Türkiye’nin özgüvensizliğini ortaya koydu. Kendini kamuoyuna yön veren bir düşünce adamı olarak değerlendirmek istiyordu. Aslında kendisini Türkiye’nin Henry Kissinger’ı olarak görüyor herkesin hakkında iyi düşündüğü, saygı duyulan ve sık sık fikrine başvurulan biri.

İlter Türkmen: Centilmen, vatansever bilge bir kişi

Dışişleri Bakanlığı döneminde sürekli ASALA’nın öldürdüğü diplomatların cenazelerine katılan Türkmen bu tatsız deneyimine rağmen TARC’ın kilit üyelerinden biri haline geldi. Beyefendiliği, istikrarlı tavırları ve bilgeliği ile çok kıymetli bir kişi. TARC’ın görüşmeleri boyunca daima mantığın sesi oldu. Tartışma ne kadar alevlenirse alevlensin daima nazik ve saygılı davrandı. O olmasa TARC tamamen çökerdi. Hem vatansever hem de bir centilmen olmanın mümkün olduğunu gösterdi.

Özdem Sanberk: Özdem ve Gündüz İlter’i çekemiyordu

Türkler olaylara yaklaşım şekilleri açısından birbirlerinden çok farklıydı. En agresif olanları Gündüz’dü. İlter’le arasındaki anlaşmazlıklar İlter’in Dışişleri Bakanı olduğu dönemden kalmaydı. Gündüz gibi Özdeni de İlter’in altında çalışmıştı. Ancak Özdem eski patronuna daha farklı davranıyordu. Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü Üstün Ergüder ise bazı TARC üyelerinin şahsi kişilerden çok devlet görevlileri gibi davrandığından şikayetçiydi.

Mümtaz Soysal: Soysal bu kadar sinirli bir adam mı?

Ermeniler evlerinden olmanın acısını anlatırken Lutem, “Anadolu hiçbir zaman Ermeni yurdu olmadı” dedi. Ermenistan eski Dışişleri Bakanı Alexander Arzoumanian, 4 bin kilise inşa edecek kadar uzun süre Anadolu’da kaldıklarını söyleyince Soysal, “Hepsini yok etmek istedik ama çok fazla vardı!” dedi. Lutem ve Soysal’ın gerçekten bu kadar sinirli ve alaycı olup olmadıklarını bilmiyorum. Acaba toplantıyı provoke etmeye mi çalışıyorlar diye düşündüm.

Haber : Pınar ERSOY

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: