İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Polis melek Cebrail´i adresinde bulamadı!


Püf noktası: Osmanlı’da mülkler vakıflara kaydedilirken, mevzuat gereği tüzel kişiler tapuda malik görünemediği için, tescil Hz. İsa, azizler veya melekler adına yapıldı. Balat’ta şimdi otopark olan mülk de ‘Asadur oğlu Kapriyel’e ait olduğu için ilk sahibi Ermeni vakfı tarafından geri alınamıyor. FOTOĞRAF: İSMAİL SAYMAZ

Bir Ermeni kilisesinin vakıf mülkleri, ‘Asadur oğlu Kapriyel’ yani, dört büyük melekten Cebrail ‘ tüm aramalara rağmen bulunamadığı için’ devlete kalmış

İSMAİL SAYMAZ

İSTANBUL – Balat’taki Surp Hreştagabet (Baş Melek) Ermeni Kilisesi ve Horenyan Okulu Vakfı’nın 1912’de, kendi adına, ‘Asadur oğlu Kapriyel’ (Allah’ın oğlu baş melek Cebrail) diye kaydettirdiği dört mülk, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce ‘gerçek kişiler’ adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle tescil edilmedi. Müdürlük, 1989’da da, kilisenin bir binasına, sahibi ‘Asadur oğlu Ohannes (Allah’ın oğlu Aziz Ohannes) ‘zabıta marifetiyle adresine sorulduğu halde bulunamadı’ diyerek el koymuş ve mirasçısı Milli Emlak’a devretmişti.

Türkiye’de tapu işlemleriyle ilgili ilk yasa, 16 Şubat 1912’de çıkmıştı. Meclis-i Mebusan’da onaylanan, ‘Eşhası Hükmiyenin Envali Menkulüye Tasarruf Hakkında Kanun-u Muvakkate’nin (tüzelkişilerin taşınmaz mal edinmesine ilişkin geçici kanun) yürürlüğe girmesiyle birlikte azınlıklara, mülklerini bildirmeleri için altı ay verilmişti. Bu süreçte din önderlerinden gönderilen liste, dönemin tapu idaresi ‘Defteri Hakani Emaneti’ tarafından ‘Eşhası Hükmiye Cetveli’nde toplanmıştı. Bu cetveldeki kimi mülkler, kiliselerin, Hazreti İsa’nın, Meryem Ana’nın, meleklerin, azizlerin ve kilise çalışanlarının adına kayıtlıydı. Bu mülkler, 1936’da çıkarılan ‘2762 sayılı Vakıflar Yasası’ kapsamında da ‘namı müstear’ (örtülü isim) veya namı mevhum (gizli isim) şeklinde belirtilmişti.

Aziz Ohannes bulunamadı!

İstanbul Balat’taki Surp Hreştagabet (Baş Melek) Ermeni Kilisesi ve Horenyan Okulu Vakfı, Fatih Mollaaşki Mahallesi Düriye Sokak No: 20’de bulunan taşınmazını adına tescil ettirmek için 1970’te Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne başvururken, mülkünden olacağını tahmin etmemişti. Kilise, mülkünü, 1912’de, ‘Asadur oğlu Ohannes’ (Allah’ın oğlu Aziz Ohannes) adına kaydettirmişti.

Fatih 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen dava, 1989’da bitti. Kararda, Allah’ın oğlu Aziz Ohannes’i, zabıta marifetiyle yapılan araştırmada, gören, bilen ve tanıyan olmadığı belirtilerek, taşınmazın, Aziz Ohannes’in son mirasçısı Hazine’ye devri uygun görüldü. Kilise vakfının Yargıtay’a yaptığı itiraz işe yaramadı.

Vakıf, yine aynı mahalledeki Hacı İsa Mektep Sokak’ta bulunan ‘269 pafta, 2636 ada ve altı parsel’ sayılı arsanın da aynı sebeple elinden çıktığını, 1999’da öğrenebildi.

Milli Emlak Müdürlüğü’nün 24 Kasım 1992’deki dilekçesini işleme alan Fatih 1. Sulh Hukuk Mahkemesi, 22 Şubat 1993’te, bu kez de ‘Asadur oğlu Kapriyel’in (Allah’ın oğlu Baş Melek Cebrail) ‘gaip’ (bilinmez) olduğu ve araştırmalara rağmen bulunamadığı sonucuna varmıştı. Buna göre, ‘taşınmaz üzerindeki hak ve menfaatleri korumak, temsil etmek üzere en büyük mal memuru İstanbul Defterdarı’nın kayyum (malikin yerine idare eden) atanmasına karar verildi. Bunu 1999’da fark eden kilisenin vakfı, 2000’de Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açarak, ‘Asadur oğlu Kapriyel’in ‘namı mevhum’ olduğunu kanıtlamaya çalıştı.

AB’ye uyum kapsamında 2002’de çıkarılan Vakıflar Kanunu’nda değişikliğe gidilince, kilisenin vakfı, sekiz mülkün tescili için 23 Ocak 2003’te Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne başvurdu. Bu sekiz başvurudan biri de, ‘kayyuma devredilen arsaya’ ilişkindi. Genel müdürlük, 29 Mart’ta verdiği yanıtta, ‘mülkün başka bir isme ait olduğu ve bu yüzden tescilin yapılamayacağını’ bildirdi.

Sekiz mülkten yedisine ret

Aslında, vakfın sekiz başvurusundan yedisi geri çevrilmişti. Bunlardan dördü, tapu kaydı Asadur oğlu Kapriyel’e ait olduğu için kabul edilmedi. Başvurulardan biri, ‘Karabet oğlu Kuyumcu Hacı Kirkor’a, biri Ohannes oğlu Sarraf Bedros’a ve biri de Bezirgan oğlu Ohannes Boğos’a
ait olduğu gerekçesiyle reddedildi.

Vakfın avukatı Sekrat Davuthan, kayyuma devredilen taşınmazla ilgili davanın beş yıldır sürdüğünü, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, biri hariç tüm başvuruları geri çevirdiğini anlattı. Bir başvuru da mülk sahibi olarak kimse görülmediği için kabul edilmiş. Davuthan şöyle dedi:

“Bu mülklerin vakfımıza ait olduğunu gösteren 13 belge sunduk. Eşhası Hükmiye Cetveli, 1936 Beyannamesi, plan örneği, kira sözleşmeleri, emlak vergi beyannamesi, bina ve arazi vergilerinin örneklerine rağmen başvurularımız reddedildi.”

Bu arada Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri, el konulmuş ya da tapu tescili reddedilmiş namı mevhum ve namı müstear olan mülklerin yeni Vakıflar Yasa Tasarısı kapsamında ilgili vakıflara iade edileceğini belirtti.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: