İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Patrik Hazretleri Milli Emlak´a Görüş Bildirdi

ISTANBUL (Lraper Bülteni, 10/03/2005) – Maliye Bakanlığı Milli Emlak Kontrolörleri Şubat ayı sonunda Ermeni Patrikliği’ni ziyaret ederek, Patrik II. Mesrob Hazretleriyle gmrüşmüş ve 25/02/2005 bir yazıyla kendisinden Tbrevank hakkında görüş istemişlerdi. Patrik Hazretleri ise Üsküdar Surp Haç Lisesi yöneticileri ve Patriklik hukukçularıyla bir araya gelerek, Tbrevank dosyasını yeniden incelemişti.

07/03/2005 günü Hatay ziyaretinden makamına dönen Patrik Hazretleri, ertesi günü Milli Emlak Başkontrolörlüğüne yazdığı cevabi yazıyla görüşlerini açıkladı.

Patrik Hazretlerinin görüşlerini içeren yazıyı aynen yayınlıyoruz.

“Yazınızla, Üsküdar’da faaliyette bulunan Surp Haç Ermeni Lisesi (Eski ismi Surp Haç Tıbrevank Ruhban Okulu) ile ilgili sorunların çözüme kavuşturulması yönünde kontrolörlüğünüzce inceleme yapıldığından bahisle; anılan okulun o zamanki Ermeni Patriği tarafından açılmış olması dikkate alınarak, bugünkü mevzuat çerçevesinde veya yeni yapılacak bir hukuki düzenleme ile bu soruna nasıl bir çözüm getirilebileceği hususundaki görüşlerim sorulmaktadır.

“Yazınızda da değinildiği gibi anılan okul Hususi Mektepler Talimatnamesinin 11ci maddesine istinaden “Cemaat Reisi” olarak zamanın Ermeni Patriği Karekin Haçaduryan’ın başvurusu üzerine kurulmuş ve 1954 yılında ruhsat verilmiştir.

“Bu kuruluşa diğer Ermeni azınlığına mensup “müşterek cemaat vakıfları”
statüsü verilmiş,1960 yılına kadar bu müşterek vakıfları idare eden “Merkez Mütevelli Heyeti” tarafından idare edilmiş, 1960 yılından 1985 yılına kadar da yine diğer Ermeni azınlığına mensup müşterek cemaat vakıfları gibi,yöneticilerinin,İstanbul genelinde tüm cemaat mensuplarının iştiraki ile yapılan seçimle belirlenmesi usulü uygulanmıştır.

“Devrin patriği Karekin Haçaduryan ve halefi Şınork Kalustyan okulun kurucu temsilciliği görevini üstlenmişler, ancak muhtemelen Patrikhanenin tüzel kişiliği olmadığından Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu kuruluşa “Cemaat Vakfı” statüsü tanımış ve 1985 yılına kadar bu hukuki durum devam etmiştir.

“Bu arada Tapu K.nın 2. maddesi hükmüne göre tüzel kişiliği haiz olduğuna dair verilen belgelerle hibe, vasiyet, satınalma gibi çeşitli yollarla muhtelif taşınmazlara sahip olmuştur.

“Yine yazınızda belirttiğiniz gibi 1936’dan sonra cemaat vakfı kurulamayacağı gerekçesi ile Surp Haç Lisesinin durumu hukuki bir sorun haline gelmiştir.

“Sorunun çözümü hakkındaki görüşlerimize gelince:
“Anılan kuruluşun Türkiye Cumhuriyeti Devletinin müsaadesi ve isteğine bağlı olarak bir “Cemaat Vakfı“ olarak kurulduğu tartışmasızdır .Böyle bir kuruluşun Vakıflar Genel Müdürlüğünün bilgisi dışında tesis edilebilmesi mümkün değildir ve bazı yazışmalardan Vakıflar Genel Md.nün böyle bir cemaat vakfının varlığından haberdar olduğu anlaşılmaktadır.

“Devletin güvenirliliği, devletçe alınan kararların devamlılığı tartışılmaz idare hukuku kurallarından biridir. Devletin hukuken “Cemaat Vakfı “olarak kurulmasına müsaade ettiği ve 27 yılı aşkın bir sürede bu hukuki statü çerçevesinde varlığını sürdüren bir kuruluşu daha sonra “yanlış olmuş“ gerekçesi ile verdiği bu hukuki statüyü yadsıması Devletin güvenirliliği ve idari işlemlerin devamlılığı ilkesi ile bağdaşamayacağı kanaatindeyiz.

“Bizce mevcut mevzuat dahilinde, en uygun çözüm,anılan kuruluşun ilk kurulduğu yıllardan 1985 yılına kadar kendisine tanınan hukuki statünün devam ettirilmesi olacaktır. Böylece idare, 32 yılı aşkın uygulamasından geri dönmemiş olacak,idari işlemlerin sürekliliği, kısacası Devletin güvenirliliği ilkesi ihlal edilmeyecektir.

“İkinci çözüm şekline gelince: Vakıflar Genel Müdürlüğünce yeni, eski, cemaat vs. tüm vakıfları kapsayan yeni bir “Vakıflar Kanunu “ taslağı hazırlanmaktadır. Bu kanun taslağına, “1936 yılından sonra kurulmuş olup cemaat vakfı niteliğini taşıdığı halde 1936 yılından sonra kurulduğu için cemaat vakfı olarak kabul edilmeyen kuruluşların müracaatları üzerine cemaat vakfı olarak vakıflar siciline kaydedilirler“ gibi bir madde eklenip kanunlaştığı takdirde bu sorun kökten halledilmiş olacaktır.

“Son bir çözüm yolu bu kuruluşun Üsküdar Surp Haç Kilisesi Vakfı’nın hayratı olarak kabul edilmesidir . Bugün Surp Haç Lisesinin faaliyette bulunduğu binanın büyük bir kısmı Surp Haç Kilisesi Vakfı’nın mülkiyetindedir ve eskiden bu taşınmazda İskolya – Tıbradun olarak adlandırılan bir ruhban okulu bulunuyordu.

“Ancak Surp Haç Lisesi Ermeni Cemaatinin müşterek vakıflarından olduğundan, böyle bir ihtimal gerçekleştiği takdirde Surp Haç Kilisesi yöneticilerinin, İstanbul ili sınırları seçim çevresi kabul edilerek seçilmesi yönteminin uygulanması gerekecektir.

“Ancak Surp Haç Lisesi Vakfının halen tapuda adına kayıtlı taşınmazları bulunmaktadır. Bunlar büyük çoğunlukla cemaatimizin hayırsever kişilerinin vasiyet veya hibe sureti ile bu kuruluşa kazandırdıkları taşınmazlardır.
Çözüm yolu olarak bu şık tercih edildiği takdirde, bu taşınmazların mülkiyetinin herhangi bir şekilde adli veya idari bir işlemle, Surp Haç Ermeni Kilisesi vakfına aktarılması gerekecektir.

“Sorunun çözümü için görüşlerimin yukarıdakilerden ibaret olduğunu bilgilerinize sunarım.”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: