İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Soykırım tartışması

Taha Akyol

FRANSIZ yazarı Paul Du Veou’ya göre Mustafa Kemal Paşa, 27 Ocak 1920 günü işgal altındaki İstanbul’da Divan-ı Harp’te şahit olarak ifade vermiş ve İttihatçıları suçlayarak “Ermeni katliamı yapıldı” demiştir!

Sonradan Paul Du Veou’nun bu sözleri kaynak gösterilerek birçok yayınlar yapıldı.

Halbuki Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan ayrılıp Anadolu’ya gitmişti! Ayrıca, Divan-ı Harp zabıtları Takvim-i Vekayi’de yayımlanmıştır, Mustafa Kemal ifade vermemiştir.

Bir Batılı, Mustafa Kemal’in hangi tarihlerde nerede olduğunu ne bilsin?! Tarihin hangi süreçlerde cereyan ettiğini ne bilsin?! Tarihten gelen önyargıları da var; tek yanlı propagandaya inanıyor.

* * *

ERMENİLER Sivas, hatta Yozgat dahil, Doğu Anadolu’da bir devlet kurmak istediler. İsyanlarla, kanlı çatışmalarla kurulmuş olan Sırp, Yunan ve Bulgar devletlerini örnek alıyorlardı.

Fakat onlardan farklı olarak Ermeniler bir tek vilayette bile çoğunluğa sahip değillerdi. Berlin Kongresi’nde “Ermeni reform bölgesi” olarak nitelenen “altı vilayet”te bile ortalama nüfus oranı yüzde 20 idi.

Bu durumda “Avrupa’nın müdahalesi”ne bel bağladılar. Sırp, Yunan ve Bulgar örnekleri “Avrupa’nın müdahalesi”nin ne kadar ‘yararlı’ olduğunu onlara göstermişti!

“Müdahale”yi sağlamak için 1890’lardan itibaren silahlı komiteler halinde kanlı saldırılara başladılar, İstanbul’da ve Anadolu’da…

Bir tek ‘Zeytun isyanları’nın bilançosu: 13 bin asker, 7 bin Müslüman, 6 bin Ermeni ölü!

* * *

BİRİNCİ Cihan Harbi ve Doğu’da Rus harekâtı, bekledikleri fırsat gibi gözüktü. 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başları böyle çatışmalarla doludur ve modeli “Balkan milliyetçiliği”dir.

Nüfus tarihi uzmanı Prof. Justin McCarthy’ye göre, 1912-1922 arasında Anadolu’da savaş ve çatışmalarda 2 milyon 462 bin Müslüman, 584 bin Ermeni ölmüştür!

McCarthy şöyle yazıyor:

“Oluk oluk kan akarken, Ermeniler, Kürtler ve Osmanlı askerleri, hepsi, hem katiller hem kurbanlar olarak olaylara karışmakta idiler.”

Ziya Gökalp’in Nemrut Mustafa Divan-ı Harbi’nde söylediği gibi:

– Kıtal değil, mukatele oldu!

Bu facialar dizisinde, bu “mukatele”de sadece ölen Ermenileri alıp, olayların nasıl başladığını ve tırmandığını, Doğu illerimizdeki toplu mezarların anlamını, mağduriyetlerin iki yönlü olduğunu göz ardı ederek… Teşkilat-ı Mahsusa’yı suçlarken Taşnakların katliamlarına değinmeyerek tek taraflı hükümler vermek bilimsel objektifliğe de, etiğe de yakışmaz.

Üstelik “soykırım” teriminin uluslararası hukukta tarifi vardır, böyle gelişigüzel kullanılamaz. En son, BM’nin 25 Ocak 2005 tarihli “Darfur Raporu”nda bu tarif verilmiştir, Ermeni olaylarına uymamaktadır.

Biraz sağduyu yeter…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: