İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sevr Muahedesi’ni diriltmek istiyorlar!

Halil Kakınç

Nisan ayı yaklaştıkça, bu işin yine tadı kaçıyor. Azınlık haklarına elinden geldiğince sahip çıkan, vakıflarının önüne dikilen hukuk ayıplarının temizlenmesini savunan benim gibi kalemler, rahatsızız. Çünkü, oyun başka.

Orhan Pamuk’un beyanlarından sonra bu kez de bir bilim adamı, Prof. Dr. Halil Berktay ‘Ermeniler’e yapılan etnik temizliktir’ dedi. Aynı gün Washington Post gazetesi de, insanlığa karşı işlenen suçlar listesinin en başına Ermeni soykırımı iddiasını oturttu.

Prof. Dr. Berktay, tehcir kanunu’nu etnik temizlik olarak tanımlayarak saldırı cephesinin eline bir argüman daha verdi.

Arşivlerin açılmasıymış… Türk Tarih Kurumu’nun bu konudaki son derece tarafsız tutumuymuş… Ne dinleyen var, ne de dikkate alan.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, talep her nereden gelirse gelsin, tüm yabancı belgeleri, incelemek isteyenlerin önüne seriyor. Çeşitli ülke arşivlerinden 100 bin sayfayı aşkın bir tarama ürünü 50 bin’den fazla yabancı belge anında incelemeye sunuluyor.

Patrikhane’ye göre, Amerika’ya göre, İngiltere’ye göre, Fransa’ya göre 1915’te Türkiye’deki Ermeni nüfusu ne kadardı? 1919’-da ne kadar oldu? Bütün bu bilgiler Türk Tarih Kurumu’nda emre amade, hazır bekliyor. İsteyen, istediği belgeyi inceleyebiliyor.

Kaç Ermeni kendiliğinden göç etmiş? Kaç Ermeni, Osmanlı tarafından zorunlu göçe tabi tutulmuş? Bu hususlar da ayrıntılarıyla belli.

Tarihte böyle bir

soykırım var mı?

Belgelerde neler yok ki?.. Göçten sonra Osmanlı’nın Halep Valisi, yabancı sağlık kuruluşlarından yardım istiyor. Near East Relief adlı bir kuruluş, 485 bin Ermeni’ye yardım çıkartıyor. Soykırım yapan bir ülkenin valisi yabancı kuruluşları çağırır mı? Dahası, gerekli sağlık önlemlerini almadılar ve can kayıplarına yol açtılar diye kendi devlet görevlilerini idam eder mi?

Osmanlı, 1919 yılında 4 tarafsız ülkeye başvuruda bulunuyor. İspanya, Danimarka, Hollanda ve İsveç’ten acilen ikişer hukukçu göndermelerini ve bu hukukçuların Ermeni meselesini araştırmalarını istiyor.

Ben, insanlık tarihinde böyle bir soykırım duymadım.

Bu adı vermek ve tehcirin soykırım olduğunu savunmak, Türkiye Cumhuriyeti’ni – Sevr Muahedesi’ni dirilterek bölmek istemektir. Hepsi o kadar.

Kendi girecek olsa

yüzde 1 bile almaz!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Başbakan Mehmet Ali Talat, önce hükümeti kuracak. Ardından da cumhurbaşkanlığına adaylığını koyacak. Burası kesin. Dünkü gazetelerde, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da ‘Talat’ı ikna edemedim’ şeklindeki ifadesi ile bu durumun kesinleştiğini doğruladı. Bu arada isim vermeden, kendi adayının cumhurbaşkanlığı müsteşarı Ergün Olgun olduğunu da ima etti.

Rauf Denktaş’ı severim. Kıbrıs Türklüğü’ne zamanında büyük hizmetleri olmuştur. Şöyle veya böyle, neredeyse 40 yıl boyunca çeşitli faktörleri kullanarak bu makamda kalmayı başarmıştır.

İşin açığı şudur: Rauf Denktaş, cumhurbaşkanlığına yeniden aday olmayacağını açıklamıştır ama, aslında ‘Görüntü olarak çekileyim… Ne var ki elim orada kalsın’ niyetindedir.

Ergün Olgun, KKTC’nin cumhurbaşkanlığı müsteşarıdır. Son derece efendi ve dolu bir insandır. Lakin liderlik ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine tek başına girecek olsa, alacağı oy yüzde 1 oranını bile bulamaz. Denktaş’ın desteği ile bu oran olsa olsa yüzde 10’u zorlar.

Yani Rauf Bey’in kafasının içindeki niyet ve ağzındaki bakla, Köşk’e sessiz bir kukla oturtarak ipleri elinde tutmaktır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: