İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

`Biz de Osmanlı´ysak vatan için ölmeliyiz´

Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslimler de Müslümanlar gibi vatanları için kanlarını dökmek istiyordu. 1910’da zorunlu askerlik uygulaması başladı



İmparatorluğun öteki çocukları

Gayrimüslim vatan şehitleri – 2

Mehmet Gündem


1856’da Tanzimat’ın ilanı ve “Muhafaza-i vatan için asker vermek ahalinin fariza-i zimmetidir” sözü ile Osmanlı topraklarında yaşayan herkese askerlik vazifesi öngörüldü. Asker vermeyi bütün halkın boynunun bir borcu olarak gören bu yaklaşım Hıristiyan ve Müslüman eşitliğinin gereği olarak kabul edildi.
Hahambaşı Moşe Levi, Nisan 1893’te ruhani meclis üyelerine mektup göndererek İspanya’dan beri Osmanlıların kendilerine kucak açtığını, adil davrandığını belirterek şöyle der: “Bizim vatan hizmetlerimizin, hakiki Türkler gibi aziz vatanımızın ordusunda hizmet demek olduğunu düşünüyorum. Bunu yapmakla sadakatimizin hislerini gösterebiliriz.” Ruhani meclis bu kararı kabul eder ve II. Abdülhamit, teklif karşısında memnuniyetini belirtir.

Neden mahrum kalalım?

3 Temmuz 1909’da Meclis-i Mebusan’da bazı gayrimüslim mebuslar askerlik konusunu gündeme getirir. “Biz de Osmanlı isek, o halde neden bu vatan için ölmüyoruz, Neden bu ulvi şereften mahrum kalalım” şeklinde bir hissiyat ortaya çıkar. Gayrimüslim mebuslar şöyle konuşur:

  • Erzurum Mebusu Ohannes Varteks: “Hiçbir Osmanlı’nın askerlik için para vermeye ve başkasının kanıyla yaşamaya hakkı yoktur.”
  • Selanik Mebusu Yorgi Huneus Efendi: “Askerlik hizmetinden mahrumiyet bir şereften mahrum olmak demektir. Bakkalı, hamalı, manavı bu görevi yerine getirmelidir. Yüzyıllardır gayrimüslimler bu haktan mahrum kalmaktadır.”
  • İstanbul Mebusu Kirkor Zehrap Efendi: “Biz vatanımız için kanımızı vermek istiyoruz…”
  • Selanik Mebusu Emanual Efendi: “Umum Osmanlılar nasıl ki kanun önünde eşit isek kalbimizde de, muamelatımızda (evrak üzerinde yapılan işlem) da müsavi (eşit) olmalıyız. Cümle Osmanlılar müsavidir ve cümlesi asker olmalıdır.”
  • Kastamonu Milletvekili Ahmet Mahir Efendi, mebusların ardından bir “Şayan-ı teşekkür” konuşması yapar ve “Muazzez vatanımızın hukukunu bizimle beraber canlarını feda ederek muhafaza etmek istiyorlar” der.

    Askeri okullara alınıyorlar

    Gayrimüslim öğrenciler askeri okullara alınmaya 1863’te başladı. Başlangıçta Rum, Ermeni, Katolik, Musevi ve Bulgar milletinden 32 çocuk alındı. 22 Ocak 1877’de bütün askeri okullar gayrimüslimlere açıldı. O dönemde 136 gayrimüslim öğrenciden 45’i Musevi, 91’i Hıristiyan’dı.
    Bu dönemde 93 Harbi (Osmanlı-Rus harbi) oldu. Ruhani liderlerin teşvikiyle gönüllülerden oluşturulan 12 taburdan bir tanesi de gayrimüslimlerden teşekkül ettirildi. Bu tabur askerleri ellerinde bir yüzü Osmanlı bayrağı diğer yüzü de haçlı olan bayrakla bando eşliğinde İstanbul sokaklarında gezdiler ve Sırbistan’daki isyanı bastırmak için sevk edildiler.
    II. Abdülhamit gayrimüslimleri onore etmek için 2 Rum, 2 Ermeni ve bir Musevi’yi yanında yaver olarak görevlendirdi. Ve gayrimüslimlerin muvazzaf subay olabileceğine karar verdi.

    Gayrimüslim jandarmalar

    Jandarma alaylarında başlangıçta yüzde 2 oranı uygulandı. Buna göre Bitlis’te 162, Diyarbakır da 144, Sivas’ta 162, Erzurum da 60 Ermeni vardı. 23 Şubat 1903’te bu oran yüzde 20’ye çıktı. Bu dönemde her yerde gayrimüslim jandarma askeri vardı.

    Zorunlu askerlik

    21 Temmuz 1908’de zorunlu askerlik kararı alındı. İstanbul, Hicaz, Yemen, Basra muaf tutuldu. Nüfus sayımı yapılmadan gönüllüler hariç askere alım yapılamayacaktı, ayrıca din adamları, din öğrencileri, ilkokul öğretmenleri de muaftı. Ancak 2 sene sonra muayenesini tamamlayanlar kıtalara sevk edildiler.
    1910’da Rumeli’den tertip edilen gayrimüslimler Erzurum’a, Selanik’ten alınan 200 Rum Yanya İstihkâm Taburu’na gönderildi. Hatta Rodos’un İtalyanlar tarafından işgalinde adadaki 70 Osmanlı askerinden 40’ı gayrimüslimdi. Kışlalardaki gayrimüslimlere cumartesi ve pazar günleri sinagog ve kiliseye gitme izni verildi.


    Savaşta silah ve cephane kaçırdılar

    İstanbul’dan Anadolu’ya gemilerle silah kaçırılması çalışmalarında da gayrimüslimlerin önemli katkıları bulunuyor. Fransız Vapur Kumpanyası Müdürü Şarl Kalçi, “Sizi haklı buluyor, mücadelenizin büyüklüğünü biliyorum. Bu toprağı severim. Ailem burada yaşadı ve mutlu oldu. Şirketin 5’i bana ait olmak üzere 9 vapuru var. Son vapur da elden çıkana kadar sizinle çalışacağım” diyor. Aynı şirkette çalışan Ermenilerden Pandikyan, Terziyan ve Hogasyan efendiler de Milli Müdafaa Grubu’nda aktif görev alırlar.

    İşe kimseyi karıştırmazdı

    General Kemal Koçer, grubun önemli isimlerindendir. 1946’da yayımlanan “Kurtuluş Savaşlarımızda İstanbul” kitabında, La Fransez şirketinin faal üyeleri ile omuz omuza çalıştıklarını belirterek, “Bize emin yolu gösterdiler” der ve devam eder:
    “Terziyan, Papazyan kardeşler, Karabet Hogasyan ve Piyer Bedeş. Terziyan çok işgüzardır, cephaneliklerle vapur arasındaki çok güç işlerde arkadaşlara refakat ederdi. Hogasyan vapurların sevkinde değerli hizmetler ifa etmiştir. Papazyan, La Fransez vapur şirketinin faal ve temkinli bir üyesidir. O, en çapraşık durumlarda uzlaştırıcı bir siyaset takip ederdi. Birkaç dil bilir, munistir ve samimidir. Artık sevkıyat programlarının projelerini hazırlar, tetkike arz ederdi. Papazyan vapurlarda ve cephanelerdeki işlere kimseyi karıştırmazdı, direktör yanında sözü geçenlerdendi…”

    Size yardım etmek vazifem

    Milli Mücadele’de Boğaziçi’nin Rumeli ve Anadolu yakasında silah ve cephane kaçırılmasını organize edenler, kaçıranlar ve Anadolu’ya nakledenler arasında 2 Ermeni vardır. Büyükdereli İtilaf Devletleri kontrol heyeti tercümanı Davit Sehakkuli ve Anadolu Kavağı liman çavuşu Karabet Efendi.
    Milli Müdafaa Grubu silah kaçırma işinde Davit Bey’in yardımcı olabileceğini tespit eder. Kendisiyle İlyas Sami Bey’in (Kalkavanoğlu) temasa geçmesine karar verilir. Sami Bey, Davit Bey’i evinde bulur ve yapacağı iş için para teklif eder. Davit Bey’in yanıtı oldukça çarpıcıdır; “Bana paket paket para verenlerin haddi hesabı yok! Kabul etmiyorum… Ben her şeyimi Türklere borçluyum. Türk okullarında okudum, yetiştim, oralardan feyz aldım. Size yardım etmek benim vazifem” der.
    Anadolu’ya silah kaçıran taka ve gemilerin kontrolünü İngilizlerden önce kendisi yaparak, Boğaz’dan kolaylıkla geçmelerine yardımcı olur. Bir keresinde güçlük çıkaran bir Türk gümrükçüye “Yazıklar olsun sana, utanmıyor musun? Vatan elden gidiyor. Sen İngilizlere hizmet ediyorsun. Ayıp be!…” diyerek silah geçirenlerin bırakılmasını sağlar.


    Bacağındaki yarayla iftihar ediyordu

    Fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in babası Dacat Güler de Çanakkale Savaşı’na eczacı er olarak katılıp gazi olarak dönen Ermenilerden. Ara Güler, babası Dacat Güler’in Çanakkale’de aldığı bacağındaki yaradan iftihar ettiğini söylüyor. Babasının, zaman zaman çevresine “Ben bu ülke için savaştım, yaralandım, sen ne yaptın?” diye sorduğunu anlatıyor. 1960’ta vefat eden Dacat Güler’in mezarı Şişli Ermeni Mezarlığı’nda.


    Hizmetinden dolayı Türker soyadını aldı

    Berç Keresteciyan, Cumhuriyet döneminin ilk Hıristiyan milletvekilidir. Osmanlı Bankası’nın genel müdürü ve Hilal-i Ahmer (Kızılay) cemiyeti ikinci başkanıdır. Atatürk’e Bandırma Vapuru’nun Boğaz’dan çıktıktan sonra batırılacağı haberini iletir, önlem alınmasını sağlar. Milli Mücadele dönemi boyunca yalnız sağlık malzemesi değil, ihtiyaç duyulan her şeyi ilaç sandıkları içinde Anadolu’ya gönderir. Hizmetlerinden dolayı Atatürk kendisine Türker soyadını verir.


    4 kuşak Balyanlar saray mimarlarıydı

    Osmanlı Başmimarı Kayserili Balyan ailesi 200 sene saray mimarı olarak hizmet etti. En meşhurları Kirkor Amira Balyan, Senekerim Balyan, Garabet Amiral Balyan, Nikoğos Balyan, Agop Balyan ve Sarkis Balyan. İlk iki kuşak Balyanlar Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan eserler yapmış, diğer 4 kuşak da Avrupa’dan aldığı eğitimle mimari ve çevre düzenlemesini gerçekleştirmişler. Yapıtlarında, kışlada askerler ve askeri öğrenciler barınıyor, camilerinde Müslümanlar, kiliselerinde Hıristiyanlar ibadet ediyor, yaptıkları türbede padişah yatıyor, saraylarında, kasırlarında turistler geziyor…

    YARIN

    Mustafa Kemal’in askeri Yüzbaşı Sokrat

    Galatasaraylı şehitler

    Ruhani liderler askerde

    Yorumlar kapatıldı.

    %d blogcu bunu beğendi: